Bugün afiyetle tükettiğimiz birçok lezzet, yüzyıllar önce sofralara ilk geldiğinde hiç de sıcak karşılanmadı. Kimi ölümcül bir zehir sanıldı, kimi dini yasakların hedefine oturdu, kimi ise delilikle ilişkilendirildi. Hele ki bugün zenginliğin sembolü olan bir yiyecek var ki, bir zamanlar sadece yoksullara ve mahkumlara veriliyordu.
1. DOMATES: AVRUPA'NIN KORKULU RÜYASI "ZEHİRLİ ALTIN ELMA"
Bugün İtalyan mutfağını onsuz düşünmek imkansız; ancak 16. yüzyılda Amerika'dan Avrupa'ya ilk geldiğinde domates büyük bir paniğe yol açtı. Ölümcül güzelavrat otu ile aynı aileden (Solanaceae) gelmesi nedeniyle uzun süre "zehirli" olduğu düşünüldü. Başlangıçta sadece egzotik bir süs bitkisi olarak yetiştirilen domatesin Avrupa mutfağına girmesi yüzyıllar aldı.
2. PATATES: CÜZZAM YAPTIĞINA İNANILAN GİZEMLİ YUMRU
Güney Amerika'nın dünyaya armağanı patates, toprağın altında yetişmesi ve çirkin görünümü nedeniyle Avrupalıları epey korkuttu. Hatta dönemin kaynaklarında patatesin gaz yaptığı, cinsel isteği artırdığı ve en kötüsü cüzzam hastalığına neden olduğu yazılıyordu. Bu önyargıyı, esaret günlerinde patatesle hayatta kalan Fransız eczacı Parmentier, kralları ve seçkinleri ikna ederek kırdı.
3. PATLICAN: ADI BİLE "DELİLİK" İLE ANILIYORDU
Karnıyarık ve imambayıldının yıldızı patlıcan da domatesle aynı kaderi paylaştı. Zehirli bitkilerle akraba olması nedeniyle Avrupa'da büyük bir şüpheyle karşılandı. Hatta İngilizcede uzun bir süre "mad apple" (deli elma) olarak anıldı. Tüketenlere delilik getireceğine inanılan patlıcan, zamanla Akdeniz mutfağının demirbaşlarından biri olmayı başardı.
4. KAHVE: UĞRUNA İDAM ÇIKARILAN, YASAKLI TUTKU
Sabah uyanmak için yudumladığımız kahve, tarih boyunca sadece bir içecek olmadı; devrimlerin ve fikirlerin de merkezinde yer aldı. Kahvehanelerin çoğalması ve insanların buralarda toplanıp siyaset konuşması, dönemin yöneticilerini rahatsız etti. Dünyanın farklı yerlerinde defalarca yasaklanmasına rağmen, kahve tüm engelleri aşarak dünyanın en popüler içeceği oldu.
5. MANTAR: PERİLERİN GİZEMLİ VE ÖLÜMCÜL HALKASI
Mantarlar bir gecede aniden ortaya çıkmaları ve bazı türlerinin anında öldürecek kadar zehirli olması nedeniyle Avrupa folklorunda gizemli ve korkutucu bir yere sahipti. Doğada halka şeklinde büyüyen mantar kümelerine "fairy rings" (peri halkaları) deniyor ve doğaüstü güçlerle ilişkilendiriliyordu.
6. MISIR: AVRUPA'DA HASTALIK SAÇTIĞI DÜŞÜNÜLEN TAHIL
Amerika yerlileri mısırı "nikstamalizasyon" denilen özel bir yöntemle işleyerek tüketiyordu. Ancak Avrupa, mısırı bu işlem olmadan doğrudan yemeye kalkınca işler karıştı. Tek tip mısır beslenmesi, vitamin eksikliğine ve ölümcül pelagra hastalığına yol açtı. İnsanlar uzun süre bu hastalığın sebebinin "mısırın içindeki bir zehir" olduğuna inandı.
7. ISTAKOZ: FAKİR YEMEĞİNDEN LÜKSÜN ZİRVESİNE!
İşte listenin en şaşırtıcı hikayesi! Bugün lüks restoranların en pahalı menülerinde yer alan ıstakoz, bir zamanlar Kuzey Amerika'da o kadar boldu ki, sadece hizmetçilere, yoksullara ve hapishanedeki mahkumlara yediriliyordu. Hatta tarlalarda gübre olarak bile kullanıldı! Konserve ve ulaşım teknolojilerinin gelişmesiyle ıstakozun kaderi değişti ve statü atladı.
8. SOĞAN: RUHANİ DÜNYANIN YASAKLI SEBZESİ
Dünya mutfaklarının temel taşı olan soğan, keskin kokusu nedeniyle bazı Hindu, Budist ve Jain geleneklerinde dışlandı. Beden ve zihni fazla uyardığı düşünüldüğü için ruhsal aydınlanmanın önünde bir engel olarak görüldü ve tüketiminden özenle kaçınıldı.
9. SARIMSAK: VAMPİRLERİ Mİ KOVUYOR, LANET Mİ GETİRİYOR?
Sarımsak tarih boyunca tam bir çelişki yumağı oldu. Bir yanda kokusu yüzünden uzak durulması gereken "kirli" bir yiyecek olarak görüldü; diğer yanda Avrupa folklorunda kötü ruhları, vampirleri ve hastalıkları uzak tutan doğaüstü bir koruyucu olarak baş tacı edildi.
10. BAKLA: ÖLÜLERİN RUHLARINI TAŞIDIĞINA İNANILAN MUCİZE
Antik dünyada bakla, sıradan bir yemekten çok daha fazlasıydı. Ünlü filozof Pisagor ve öğrencileri, baklanın ölülerin ruhlarını taşıdığına inandıkları için bu sebzeye dokunmazlardı bile. İşin ilginç yanı, modern tıbbın bugün "favizm" adını verdiği G6PD enzim eksikliği olan kişilerde bakla tüketiminin gerçekten de hayati risk taşımasıdır.