Almanya'da tam 125 yıldır hizmet veren tren Schwebebahn, nehrin 12 metre üzerinde, rayların altına asılı vagonlarıyla görenleri hayrete düşürüyor. Geleneksel tren sistemlerinin aksine adeta havada asılı halde yol alan ve kentin simgesi haline gelen bu sıra dışı toplu taşıma aracı, her gün binlerce kişiyi taşıyor. İşte 19. yüzyılın sonunda tasarlanan bu akılalmaz ulaşım sisteminin tüm detayları...
Dünyanın en ilginç ve dikkat çekici toplu taşıma sistemleri arasında ilk sıralarda yer alan Schwebebahn, Almanya'nın batısındaki Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinde yer alıyor. 1901 tarihinde resmi olarak ilk yolcularını ağırlamaya başlayan "Schwebebahn" yani "Asma Demiryolu" olarak bilinen bu sistem, çelik bir raydan aşağıya doğru sarkarak ilerlemesiyle dikkatleri üzerine çekiyor.
Vagonlar, nehrin ve şehrin yaklaşık 8 ila 12 metre üzerinde sallanarak yolcularına benzersiz bir manzara sunuyor. 1901 yılında halka açılan ve dünyanın en eski asma demiryolu unvanını taşıyan bu tren, her gün büyük bir kısmı yerel halktan oluşan 80 binden fazla yolcuya hizmet veriyor.
Peki ama neden treni yere değil de havaya inşa ettiler? 1880'lerde, bugün Wuppertal olarak bilinen şehir henüz ortada yokken, Wupper Nehri Vadisi'nde tekstil endüstrisiyle büyüyen küçük kasabalar bulunuyordu. Nüfus hızla artıyor ancak dar ve etrafı dik tepelerle çevrili vadide yeni yollar açacak alan bulunamıyordu.
Zeminin sert ve kayalık olması yeraltı metrosu yapımını da imkansız kılıyordu. Alman mühendis Carl Eugen Langen, tek boş alan olan "nehrin üzerini" kullanma fikrini ortaya attığında, bu devrim niteliğindeki asma tren projesi doğmuş oldu.
ŞEHİRLERİ BİRLEŞTİREN MÜHENDİSLİK HARİKASI
1898'de inşasına başlanan ve kıvrımlı nehir yatağını birebir takip edecek şekilde özel olarak tasarlanan Schwebebahn, mühendislik açısından döneminin çok ötesinde bir şaheserdi. Başlangıçta Elberfeld, Barmen ve Vohwinkel gibi birbirinden bağımsız kasabaları birbirine bağlayan bu gökyüzü treni, zamanla bu yerleşim yerlerinin "Wuppertal" adıyla tek bir şehirde birleşmesini sağladı.
Bugün hala şehrin ulaşım belkemiği olan sistem, 20 istasyonlu 13 kilometrelik hattı yaklaşık 30 dakikada tamamlıyor. Yolların dar olduğu şehirde trafiğe hiç takılmadan havadan ilerleyen tren, Wuppertal'in en büyük gurur kaynağı olmaya devam ediyor.
TRENDEN DÜŞEN FİL: TUFFİ'NİN İNANILMAZ EFSANESİ
Bu tarihi trenin hafızalara kazınan en ilginç yolcusu ise ne krallar ne de ünlü siyasetçilerdi; o yolcu Tuffi adında yavru bir fildi. Temmuz 1950'de, şehre gelen gezici bir sirk, tanıtım yapmak amacıyla Tuffi'yi bu uçan trene bindirdi. Ancak flaşlardan ve gazetecilerin gürültüsünden paniğe kapılan yavru fil, vagonun camını kırarak metrelerce yüksekten nehre düştü.
Şans eseri sadece küçük bir çiziği olan Tuffi hayatta kaldı ama hikayesi bir efsaneye dönüştü. Bugün Wuppertal'in dört bir yanında Tuffi'nin heykellerini, pelüş oyuncaklarını ve hediyelik eşyalarını görmek mümkün. Hatta nehrin içinde, tam da filin düştüğü noktayı işaret eden taştan bir anıt bile bulunuyor.
KAISERWAGEN İLE GEÇMİŞE NOSTALJİK BİR YOLCULUK
Schwebebahn sadece günlük bir ulaşım aracı değil, aynı zamanda yaşayan bir kültürel miras. Öyle ki, sistem henüz halka açılmadan aylar önce, 24 Ekim 1900 tarihinde Alman İmparatoru II. Wilhelm ve eşi Augusta Viktoria bu trene özel bir vagonla binmişti. "Kaiserwagen" (İmparator Vagonu) olarak bilinen bu özel araç, otantik döşemeli koltukları, nostaljik lambaları ve Art Nouveau süslemeleriyle günümüzde restore edilmiş haliyle hala kullanılabiliyor.
Turistler bu vagonu kiralayarak kahve ve pasta eşliğinde rehberlerden şehrin tarihini dinleyebiliyor. Şehirdeki yerel halkın dediği gibi; "Einmal im Leben durch Wuppertal schweben" (Hayatta en az bir kez Wuppertal'de süzülmek gerek). Bu eşsiz tren, hem geçmişin ihtişamını hem de modern mühendisliğin pratikliğini Google Keşfet severlerin ve turistlerin beğenisine sunmaya devam ediyor