Çin'de araştırmacılar, çölleşmeyle mücadele etmek için sıra dışı bir yöntemi test ediyor. Gansu eyaletindeki Wuwei bölgesinde bulunan güneş enerjisi santrallerinde yürütülen çalışmada, kumları sabitlemek ve bitkilerin yeniden yetişmesini sağlamak amacıyla farklı yöntemler uygulanıyor.
Araştırmacılar, kömürden enerji üretimi sırasında ortaya çıkan uçucu külü kullanarak kum yüzeyini sabitlemeye yardımcı ürünler geliştiriyor. Bunun yanı sıra güneş panellerinin çevresine çeşitli ağlar yerleştirilerek rüzgarın taşıdığı kumun hareketi azaltılıyor.
KÖMÜR KÜLÜNDEN ÇÖLÜ YEŞİLLENDİREN YÖNTEM
Kum yüzeyi sabitlendikten sonra bölgeye kuraklığa dayanıklı, çoğunlukla yerel bitki türleri ekiliyor. Güneş panelleri ise yalnızca enerji üretiminde değil, rüzgar hızını azaltarak bitkilerin gelişmesine yardımcı olan bir unsur olarak kullanılıyor.
ÇÖLDEKİ DEĞİŞİM DİKKAT ÇEKTİ
Çalışmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri bitki örtüsündeki değişim oldu. Araştırmacılara göre, daha önce hareketli kumulların bulunduğu bazı bölgelerde bitki örtüsü yüzde 5'in altından yüzde 70'in üzerine çıktı.
Çöller, yalnızca kavurucu sıcaklıkları ve uçsuz bucaksız kumlarıyla değil, son yıllarda gerçekleştirilen sıra dışı çalışmalarla da gündeme geliyor. Bir yanda çölleşmeyle mücadele için kumları sabitleyip bitki örtüsünü yeniden oluşturmaya çalışan araştırmacılar, diğer yanda bu sıcak coğrafyada akıllara gelmeyecek deneylere imza atanlar var. Peki kutuplardan getirilen dev bir buz parçası çölün ortasında ne yaptı? İşte 1 tonluk buz için harcanan servet ve şaşırtan hikayesi...
ÇÖLE KUTUPTAN BUZ TAŞIDILAR!
İklim değişikliği ile birlikte dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan kuraklık ve tatlı su kaynaklarında görülen azalma, yıllar önce gündemde olan sıra dışı bir projeyi yeniden gündeme getirdi. Suudi Arabistan'ın 1970'li yıllarda kutup bölgelerinden buz dağlarını taşıyarak tatlı su elde etme fikri, yeniden tartışmaya açıldı.
1970'li yıllarda Suudi Arabistan tarafından ortaya atılan projede amaç, kutup bölgelerinde bulunan buz dağlarını su sıkıntısı yerlere taşımak ve eriyen buzullardan elde edilen tatlı suyu toplamaktı.
Suudi Arabistan'ın projeye ilgi göstermesinin temel nedenlerinden biri, ülkedeki doğal tatlı su kaynaklarının sınırlı olmasıydı. Ülke, su ihtiyacının önemli bölümünü yüksek miktarda enerji ve maliyet gerektiren deniz suyu arıtma tesisleriyle karşılıyor.
BİR TONLUK BUZ KÜTLESİYLE DENENDİ
Projenin uygulanabilirliğini test etmek isteyen uzmanlar, yaklaşık 1 ton ağırlığında bir buz kütlesiyle deney gerçekleştirildi. Alaska'dan alınan buz, helikopter, uçak ve soğutmalı kamyon kullanılarak Iowa'ya taşındı.
Buzun taşınma sırasında erimesini önlemek adına yalıtım uygulandı ve ek soğutma amacıyla kuru buz kullanıldı.
Yüksek maliyet, buz dağlarının taşınmasının teknik zorlukları ve yolculuk sırasında meydana gelecek erime nedeniyle yaşanacak su kaybı, projenin önündeki başlıca engeller oldu.
Buna rağmen buz dağlarının tatlı su kaynağı olarak kullanılması fikri zaman zaman yeniden tartışmaya açılıyor.
Artan kuraklık ve su kıtlığı nedeniyle kutup bölgelerindeki büyük buz rezervlerinin gelecekte kullanılabilir bir kaynak olup olmayacağı yeniden gündeme geliyor.
Antarktika'da buz tabakasının yaklaşık 6,5 milyon kübik mil tatlı su içerdiği ve bunun dünyadaki tatlı su rezervlerinin yaklaşık yüzde 70'ine karşılık geldiği belirtildi.
1970'li yıllarda hem atık lastik sorununu çözmek hem de deniz canlılarına yeni yaşam alanı sunmak amacıyla başlatılan "yapay resif" projesi, tarihin en büyük çevre facialarından birine dönüştü. Florida kıyılarına bırakılan 2 milyon lastik, doğal mercan kayalıklarını yok etmeye devam ediyor.
Amerika Birleşik Devletleri'nde 1960 ve 70'li yıllarda araç kullanımının hızla artması, devasa bir atık lastik krizini beraberinde getirdi. O dönemde geri dönüşüm teknolojilerinin yetersiz olması sebebiyle atıkların depolanması ciddi bir sorun haline gelince, Florida'da dikkat çeken ancak son derece riskli bir adım atıldı.
Bir kuruluş, atık lastikleri okyanus tabanına yerleştirerek yapay bir mercan kayalığı oluşturma fikrini ortaya attı. Proje kapsamında, Fort Lauderdale kıyılarında yer alan Osborne Kayalığı'na yaklaşık 2 milyon atık lastik bırakıldı.
GÖRKEMLİ AÇILIŞ FELAKETLE SONUÇLANDI
Sivil teknelerin de katıldığı dev organizasyonda, çelik klipsler ve naylon kayışlarla birbirine bağlanan lastikler, okyanus tabanında yaklaşık 14 hektarlık bir alana yayılacak şekilde konumlandırıldı.
Ancak hedeflenen ekolojik katkı hiçbir zaman gerçekleşmedi. Deniz canlılarının lastik yüzeylerine tutunup çoğalamadığı görülürken, asıl büyük felaket zamanla ortaya çıktı.
TUZLU SU VE AKINTI FELAKETE DÖNÜŞTÜRDÜ
Tuzlu suyun zamanla çelik bağlantıları çürütmesi ve güneş ışığının naylon malzemeyi deforme etmesi sonucu, birbirine bağlı duran 2 milyon lastik serbest kaldı. Fırtınalar ve güçlü dip akıntılarıyla sürüklenen devasa lastik kütleleri, bölgedeki doğal mercan resiflerine çarparak yok etmeye başladı. Doğal ekosisteme büyük zarar veren sürüklenen lastikler, bölgedeki deniz yaşamının da hızla azalmasına yol açtı.