Dünyanın en kurak bölgelerinden birinde, kumların altında devasa bir su hazinesi ortaya çıktı. Çölün kaderini değiştirebilecek bu keşif, yalnızca tarım için değil, yapay zekâ teknolojileri için de yeni bir dönemin kapısını aralayabilir. Peki bu suyun altında nasıl bir potansiyel yatıyor? İşte detaylar…
Çin'in en büyük ve dünyanın ikinci en büyük hareketli kum çölü olan Taklamakan'da jeologlar, bölgenin kaderini değiştirecek devasa yeraltı su rezervleri keşfetti. "Ölüm Denizi" olarak da adlandırılan devasa çölün altında yürütülen arama projeleri sonucunda iki büyük su kaynağı belgelendi.
Keşfedilen bu stratejik kaynakların hem çölleşmeyle mücadelede hem tarımsal üretimde hem de yapay zeka veri merkezlerinin soğutulmasında kullanılması planlanıyor.
İKİ KRİTİK BÖLGEDE YERALTI SU KAYNAĞI BELİRLENDİ
Sincan Uygur Özerk Bölgesi Jeoloji Bürosu tarafından yürütülen kapsamlı su arama projesi çerçevesinde, çölün güney kenarında yer alan Minfeng ilçesine bağlı Andir kasabasında ve çölün iç kısımlarındaki Mazartag Dağları'nın güneyinde iki büyük yeraltı su rezervuarı tespit edildi.
Almanya büyüklüğünde bir yüzölçümüne sahip olan Taklamakan Çölü'nün altında yer alan su potansiyeli, bilim insanlarının daha önceki tespitlerini de doğruluyor. Bölgedeki havzanın altında Kuzey Amerika'daki Büyük Göller'in toplam hacminden bile daha büyük bir yeraltı su potansiyelinin saklı olduğu ifade ediliyor.
Tuzlu suların, tuza dayanıklı tarım ürünlerinin yetiştirilmesinde ve çölleşmeyle mücadele projelerinde kullanılması hedefleniyor. Bununla birlikte suyun en dikkat çekici kullanım alanlarından biri ise yüksek enerji ve soğutma gücüne ihtiyaç duyan yapay zeka veri merkezleri olacak. İhtiyaç duyulan bazı alanlar için ise özel arıtma sistemleri devreye sokulacak.
Çin yönetimi, kum fırtınalarını engellemek ve çöl sınırlarını korumak amacıyla "Büyük Yeşil Duvar" girişimi kapsamında kapsamlı ağaçlandırma projeleri yürütüyor. Çölün etrafında ağaçlar, çalılar ve güneş panellerinden oluşan binlerce kilometrelik devasa bir yeşil kuşak oluşturulmuş durumda.
Yeni keşfedilen su kaynaklarının da entegre edilmesiyle, çöl sınırlarında buğday çiftlikleri dahil olmak üzere gıda güvenliğini pekiştirecek tarımsal projelerin hız kazanması bekleniyor.
Yıllarca jeneratör gürültüsüyle su pompalayan görevli çiftler, güneş enerjisi dönemiyle birlikte çölün ortasında nöbet tutmaya devam ediyor.
Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde yer alan ve "Girip de çıkılamayan yer" olarak anılan Taklamakan Çölü, dünyanın en zorlu coğrafyalarından birine ev sahipliği yapıyor. Bu devasa çölü kuzeyden güneye bağlayan 552 kilometrelik Tarım Çöl Otoyolu'nun yaklaşık 446 kilometresi tamamen kum tepelerinin arasından geçiyor.
Bölgedeki zengin petrol ve doğal gaz rezervlerine ulaşım sağlamak amacıyla 1995 yılında açılan otoyol, rüzgârla yer değiştiren ve yüksekliği 20 metreye ulaşan kumulların aralıksız işgaliyle karşı karşıya.
YÜZDEN FAZLA KUYU EVİ VE 8 AYLIK ZORLU NÖBET
Sulamak için ihtiyaç duyulan su, çevre dağlardan beslenen yer altı rezervlerinden, yaklaşık 100 metre derinlikten çekiliyor.
Sulamanın aksaması durumunda bitkiler birkaç hafta içinde kuruyarak kum tepelerinin yolu yeniden kapatmasına yol açabiliyor.
Bu hayati riski önlemek amacıyla otoyol boyunca her 4 kilometrede bir kuyu evi inşa edildi. Yüzü aşkın bekçi evinin her birinde evli bir çift görev yapıyor.