Denizin derinliklerinde kaydedilen devasa çatlaklar, bilim insanlarını şaşkına çevirdi. Yüksek çözünürlüklü görüntüler, milyonlarca yıl boyunca devam eden ve okyanus tabanını adım adım değiştiren sürecin daha önce görülmemiş ayrıntılarını ortaya çıkardı.
Pasifik Okyanusu'nun derinliklerinde tespit edilen devasa tektonik çatlaklar, gezegenimizin kabuk yapısının nasıl yeniden şekillendiğini gözler önüne sererken bölgedeki sismik hareketlilik riskini yeniden gündeme getirdi.
Bilim insanları, Vancouver Adası açıklarında Pasifik Okyanusu tabanında yer alan dev bir tektonik levhanın kırılarak parçalara ayrılmasını ilk kez yüksek çözünürlüklü sismik görüntülerle kaydetmeyi başardı.
Elde edilen veriler, yer kabuğunun altındaki bu devasa parçalanmanın ani bir yıkımdan ziyade milyonlarca yıla yayılan kademeli bir süreç olduğunu gösteriyor.
Uzmanların "parça parça kırılma" şeklinde tanımladığı bu jeolojik olayda, dönüştürücü faylar levhayı farklı zamanlarda kopabilen bağımsız parçalara bölüyor. Bu durum okyanus tabanındaki kimi bölgelerde batma hareketini durdururken, komşu alanlarda sürecin devam etmesine neden oluyor.
DEV DEPREM VE TSUNAMİ RİSKİNİ DEĞİŞTİRECEK Mİ?
Levhanın zaman içinde kademeli olarak bölünmesi, bölgede beklenen büyük deprem ve olası tsunami riskini maalesef tamamen ortadan kaldırmıyor.
Yapılan detaylı sismik analizler, 75 kilometre uzunluğundaki fay hattının bazı bölümlerinin hâlen oldukça aktif olduğunu, bazı kısımlarının ise daha durgun bir seyir izlediğini kanıtlıyor.
İlk etapta 2025 yılında tamamlanmış olması hedeflenen proje, yaşanan zemin sorunları nedeniyle ilk olarak 2028 tarihine ertelendi.
Yeni Güney Galler hükümeti, projeyi yürüten yüklenici konsorsiyuma resmi ihtar göndererek tünel çalışmalarını yeniden başlatılmasını isteyerek, aksi durumda hukuki sürecin devreye gireceğini belirtti.
Uzmanlara göre bu jeolojik oluşum, tünelin mevcut tasarımıyla güvenli şekilde tamamlanmasını oldukça zorlaştırmış oldu.
Yüklenici şirketler mevcut tasarımla güvenli ilerlemenin mümkün olmadığının altını çizerken, eyalet yönetimi ise teknik bir çözüm bulunduğunu ve sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerin yerine getirilmesi gerektiğini belirtiyor.