Gökyüzüne baktığınızda sadece ıssız bir çöl ve garip beyaz borular görüyorsunuz, ancak ayaklarınızın tam altında koca bir dünya gizli! Avustralya'nın kavurucu sıcağından kaçan bir halk, tüm şehri toprağın altına kazarak inşa etti. Kiliselerden otellere, barlardan evlere kadar her şeyin yeraltında olduğu bu gizemli yerin hikayesi, bilim kurgu filmlerini bile gölgede bırakıyor.
Avustralya'nın uçsuz bucaksız ve acımasız çöllerinde yer alan Coober Pedy kasabası, dışarıdan bakıldığında terk edilmiş bir maden sahasını andırıyor. Ancak bu sessiz görüntünün altında, binlerce insanın modern bir konforla yaşadığı devasa bir yeraltı medeniyeti yatıyor. Gündüz sıcaklığın 50 dereceyi aştığı bu bölgede hayatta kalmak isteyen yerel halk, çareyi pencerelerden vazgeçip toprağın derinliklerine sığınmakta buldu. Dünyanın "Opal Başkenti" olarak bilinen bu kasabada, yeraltındaki hayatın sunduğu imkanlar görenleri hayrete düşürüyor.
ÇÖLÜN ORTASINDAKİ "GÖRÜNMEZ" ŞEHİR!
Coober Pedy, adını yerli dilindeki "beyaz adamın deliği" (kupa-piti) kelimesinden alıyor. 1915 yılında bir opal madeni olarak kurulan bu yer, kısa sürede dünyanın en sıra dışı yerleşim birimine dönüştü. Burada sokaklar bomboş, binalar yok; çünkü hayat 24 saat boyunca yerin metrelerce altında akıyor.
NEDEN KİMSE YER ÜSTÜNDE YAŞAMIYOR?
Kasabanın bulunduğu bölgede iklim o kadar sert ki, gündüzleri sıcaklık 50-55 dereceyi bulurken geceleri dondurucu bir soğuk hakim oluyor. Üstelik bitmek bilmeyen kum fırtınaları dışarıda yaşamı imkansız kılıyor. Halk, toprağı kazarak elde ettikleri "dugout" adı verilen evlerde, klima masrafı olmadan yıl boyu sabit 23 derecede yaşıyor.
NEDEN KİMSE YER ÜSTÜNDE YAŞAMIYOR?
Kasabanın bulunduğu bölgede iklim o kadar sert ki, gündüzleri sıcaklık 50-55 dereceyi bulurken geceleri dondurucu bir soğuk hakim oluyor. Üstelik bitmek bilmeyen kum fırtınaları dışarıda yaşamı imkansız kılıyor. Halk, toprağı kazarak elde ettikleri "dugout" adı verilen evlerde, klima masrafı olmadan yıl boyu sabit 23 derecede yaşıyor
YERALTINDA BİR KİLİSE HAYAL EDİN!
Sadece evler değil, şehrin sosyal dokusu da tamamen yerin altında. Coober Pedy'de yerin altına oyulmuş muazzam güzellikte bir Sırp Ortodoks Kilisesi bulunuyor. Kayaların oyulmasıyla yapılan bu yapı, her yıl binlerce turisti ağırlıyor ve dünyanın en huzurlu ibadethanelerinden biri olarak gösteriliyor.
BEYAZ BACALAR: ŞEHRİN AKCİĞERLERİ!
Kasaba yüzeyinde yürürken karşınıza çıkan yüzlerce beyaz boru, aslında aşağıda yaşayan insanların nefes almasını sağlayan havalandırma sistemleri. Hiçbir binanın olmadığı bu boş arazide, bacalar yer altındaki yaşamın tek kanıtı. Pencereleri olmayan bu evlerde hava sirkülasyonu bu dahice sistemle sağlanıyor.
OTELLER, KİTAPÇILAR VE BARLAR... HEPSİ TOPRAĞIN ALTINDA!
Turistler buraya geldiğinde "Underground Hotel"lerde konaklıyor. Yerin 10 metre altında, zifiri karanlık ve mutlak sessizlikte uyumak, dünyadaki en ilginç deneyimlerden biri. Şehirde yerin altına oyulmuş bir sanat galerisi, kitapçı ve iş çıkışında yorgunluk atılan devasa bir bar bile mevcut.
HOLLYWOOD'UN GÖZBEBEĞİ: UZAY FİLMLERİ BURADA ÇEKİLİYOR!
Coober Pedy'nin yer üstündeki "kıyamet sonrası" görüntüsü, sinema dünyasının da ilgisini çekmiş durumda. "Mad Max: Fury Road" ve "Pitch Black" gibi ünlü filmlerin çekimleri burada yapıldı. Bölgenin ıssızlığı ve garip mimarisi, burayı gerçek dünyadan kopuk bir gezegen gibi hissettiriyor.
SİZ BURADA YAŞAYABİLİR MİYDİNİZ?
Penceresiz, güneş ışığı almayan ama yıl boyu serin ve sessiz bir hayat... Coober Pedy, modern insanın konfor algısını tamamen yerle bir ediyor. Dünyanın geri kalanından izole, toprağın koynunda geçen bu yaşam tarzı, doğaya karşı verilmiş en zeki savaşlardan biri olarak tarihe geçiyor.