Bir gölün dibini tamamen kapatmak kulağa ilk anda akılalmaz gelebilir. ABD'deki Tahoe Gölü'nde bilim insanları ise istilacı midyelerle mücadele etmek için göl tabanına binlerce metrekarelik dev örtüler serdi. Örtüler iki yıl boyunca yerinden kaldırılmadı ve sonrasında yapılan incelemelerde ortaya çıkan tablo, yöntemin etkisini gözler önüne serdi.
ABD'deki efsanevi Tahoe Gölü'nde bilim insanları, yerli türleri tehdit eden istilacı Asya midyeleriyle mücadele etmek için Emerald Bay koyunun dibini 20 bin metrekarelik dev kauçuk örtülerle kapladı. Göl tarihinin en geniş kapsamlı projesinde, göl tabanında iki yıl boyunca kalan örtüler sayesinde midyelerin oksijenle teması kesilerek popülasyonun en az yüzde 90'ı yok edildi.
ABD'deki Tahoe Gölü, ekosistemini tehdit eden ciddi bir istilacı tür saldırısıyla karşı karşıya kalınca bilim insanları eşine az rastlanır bir yöntem geliştirdi.
Gölün simge noktalarından biri olan Emerald Bay koyunda, istilacı Asya midyelerinin yayılımını durdurmak amacıyla göl tabanına yaklaşık 20 bin metrekare büyüklüğünde kauçuk örtüler serildi. Bu uygulama, gölün bugüne kadar gördüğü en büyük midye kontrol projesi olarak tarihe geçti.
SUDAKİ OKSİJENİ KESEREK YOK ETTİLER
Tahoe Gölü'nde ilk kez 2002 yılında varlığı tespit edilen Asya midyeleri, etraflarındaki besin miktarını manipüle edip yosun oluşumunu tetiklerken, gölün yerli türlerini de yaşam alanlarından mahrum bırakıyordu.
Bu ekolojik kriz üzerine araştırmacılar ve profesyonel dalgıçlar harekete geçti. Dalgıçlar, midyelerin yoğun olarak kümelendiği göl dibini ışık ve hava geçirmeyen siyah kauçuk örtülerle tamamen kapladı. Amacın, midyelerin sudaki çözünmüş oksijene erişimini keserek biyolojik olarak yok olmalarını sağlamak olduğu belirtildi.
MİDYELERİN YÜZDE 90'INDAN FAZLASI ETKİSİZ HALE GETİRİLDİ
Yaklaşık iki yıl boyunca gölün dibinde serili kalan devasa kauçuk örtüler, süre sonunda dalgıçlar tarafından tek tek toplandı. Yapılan ilk saha ölçümleri ve bilimsel incelemeler, örtünün altında kalan istilacı midyelerin en az yüzde 90'ının öldüğünü ortaya koydu.
Projeyi değerlendiren uzmanlar, Emerald Bay'in gölün doğası açısından kritik bir değer taşıdığını ve koyu korumak adına uygulanan bu oksijensiz bırakma yönteminin hedeflenen başarıya ulaştığını kaydetti.
MÜCADELEYE RAĞMEN VARLIKLARI SÜRÜYOR
Emerald Bay'deki başarının ardından, gölün kuzeydoğusundaki Sand Harbor bölgesinde 2014 yılında yeni ve ayrı bir midye topluluğu keşfedildi. Bu alanda 2017 yılında başlatılan çok yıllık temizlik operasyonlarına rağmen, ilerleyen yıllarda yapılan taramalarda bölgede hâlâ canlı midye odaklarının bulunduğu saptandı. Popülasyon yoğunluğu düşürülmüş olsa da bilim insanları göldeki biyolojik dengeyi korumak adına izleme ve denetim çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.
Çin'deki Yunnan Üniversitesi bünyesinde görev yapan bilim insanları, güneş panellerini suyun derinliklerine taşıyarak yenilikçi bir teknolojiye imza attı.
GÜNEŞ PANELLERİ İLK KEZ ON METRE DERİNLİKTE TEST EDİLDİ
Geçmiş dönemlerde gerçekleştirilen su altı güneş enerjisi deneyleri, genellikle ışığın yoğun olduğu ilk iki metrelik sığ alanlarla sınırlı kalmıştı.
Yayımlanan araştırma kapsamında ise özel olarak geliştirilen hücreler, Güney Çin Denizi'nde tam on metre derinliğe yerleştirilerek denendi. Kurşun halür perovskit maddesinden üretilen ve özel bir polimer kat katkısıyla dayanıklılığı artırılan paneller, su altındaki zorlu koşullara karşı üstün bir direnç sergiledi.
10 METRE DERİNLİKTE BİLE ŞARJ ETMEYİ BAŞARDI
Saha deneyleri sırasında panellerin, suyun altındaki lityum-iyon bataryaları yaklaşık iki saatlik bir zaman diliminde şarj edebildiği belirlendi. Suyun ışığı soğurma özelliğinden dolayı derinlik arttıkça üretilen elektrik miktarında doğal bir düşüş gözlendi:
Laboratuvar ortamındaki testlerde yüzde 35 civarında dönüşüm verimliliğine ulaşan bu sistemlerin, yaklaşık beş buçuk yıl boyunca kesintisiz hizmet verebileceği öngörülüyor.
BİYOLOJİK KİRLENME ÇÖZÜM BEKLEYEN EN BÜYÜK ENGEL
Elde edilen sonuçlar, özellikle insan müdahalesi olmadan uzun süre görev yapan otonom su altı araçları ve veri toplama istasyonları açısından devasa bir potansiyel barındırıyor. Ancak teknolojinin yaygınlaşması sürecinde, panellerin yüzeyinde zamanla oluşan yosun ve deniz canlıları birikimi ciddi bir engel teşkil ediyor.
"Biyolojik kirlenme" olarak adlandırılan bu durum, panellerin ışık alma kapasitesini zamanla azaltabileceği için düzenli temizlik çözümleri gerektiriyor.
BALIKLAR İÇİN DOĞAL SIĞINAK VE BESLENME ALANI
Su altı ekosistemini hareketlendirmeyi amaçlayan çalışmada sedir ağaçlarının seçilme nedeni uzun süre dayanıklı olmaları.
Göle batırılan ağaçlar; tatlı su balıkları için akıntıdan korunma, gölgelenme ve avcılardan saklanma imkanı sunuyor.
Zamanla ağaç dallarında biriken mikroorganizmalar ve küçük canlılar, büyük balıklar için doğal bir beslenme alanı oluşturuyor.