Mavi gözlerin ardındaki genetik sır, bilim insanlarının araştırmalarıyla gün yüzüne çıktı. Genetik çalışmalar, dünya genelindeki mavi gözlü insanların binlerce yıl önce yaşamış ortak bir atadan gelen genetik değişimi taşıdığını ortaya koydu. Yaklaşık 10 bin yıllık bu mirasın izleri sürülürken, söz konusu kişinin yaşadığı bölgeye ilişkin dikkat çeken bulgular elde edildi.
Kopenhag Üniversitesi'nde gerçekleştirilen araştırma, mavi göz renginin kökenine ilişkin dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu. Bilim insanları, mavi gözlü bireylerin DNA'sında yaklaşık 10 bin yıl önce ortaya çıkan ortak bir genetik değişimin izlerini belirledi. Araştırmada bu genetik dönüşümün başlangıç noktası olarak Karadeniz'in kuzeybatı kıyıları gösterilirken, milyonlarca insanı aynı genetik geçmişte buluşturan sürecin ayrıntıları da gün yüzüne çıktı..
TEK BİR KİŞİDEN YAYILDI!
Bilim insanları, dünyanın farklı bölgelerinden binlerce mavi gözlü insanı inceledi. Sonuç şok ediciydi: Her birinin DNA'sında aynı mutasyon noktası vardı. Bu da mavi gözün bağımsız olarak farklı yerlerde değil, tek bir kişide başlayıp dünyaya yayıldığını kanıtlıyor.
KARADENİZ MUCİZESİ
Genetik haritalama çalışmaları, bu mutasyonun yaklaşık 6.000 ila 10.000 yıl önce Karadeniz bölgesinde yaşayan bir bireyde gerçekleştiğini gösteriyor. Karadeniz'in kuzeyinden Avrupa'ya göç eden topluluklar aracılığıyla bu "renkli" miras kıtalara yayıldı.
HEPİNİZ UZAKTAN KUZENSİNİZ!
Eğer gözleriniz maviyse, İzlanda'daki bir balıkçıyla ya da Avustralya'daki bir doktorla aynı genetik mirası paylaşıyor olabilirsiniz. Bilim insanları, mavi gözlülerin her birinin binlerce kuşak öncesinden birbirine bağlı birer "kuzen" olduğunu belirtiyor.
NEDEN SADECE BAZI BÖLGELERDE YOĞUN?
Bu mutasyonun Avrupa'da bu kadar yaygın olmasının sebebi, o dönemdeki doğal seçilim ve göç yolları. Tarımın yayılmasıyla birlikte Karadeniz'den kuzeye doğru giden topluluklar, bu geni soğuk iklimlerde daha baskın hale getirdi.
Bazı araştırmalar, mavi gözlü insanların ışığa karşı daha hassas olduklarını ancak karanlık ortamlarda kahverengi gözlülere göre hafif bir avantaj sağlayabildiklerini öne sürüyor. Ayrıca acı eşiği konusunda da bazı genetik bağlantılar üzerinde duruluyor.