Yaz günlerinde serinlemek için deniz kenarlarına ve kumsallara akın eden milyonlarca insan, sığ kıyı sularının kum tabanında nasıl bir dünyayla karşılaşabileceğinin farkında değil. İsmi her ne kadar romantik bir gökyüzü gözlemcisini çağrıştırsa da, bilimsel adı Uranoscopidae ailesine mensup olan Yıldızgözlü Balık (Stargazer), deniz tabanının en yetenekli ve acımasız pusu ustalarından biri kabul ediliyor.
BBC tarafından yayımlanan güncel verilere göre, Uranoscopidae ailesine mensup bu canlılar, dış görünüşleriyle adeta boynuna kadar kuma gömülmüş ve dünyaya öfkeyle bakan grotesk bir insan yüzünü andırıyor.
Yaklaşık 45 santimetre uzunluğa ulaşabilen bu tür, Kızıldeniz'den Fiji ve Tonga'ya kadar Hint ve Pasifik Okyanuslarının tropikal sularında yaşıyor. Dünya genelinde ise sığ sulardan derinlere kadar dağılmış yaklaşık 50 farklı Yıldızgözlü balık türü bulunuyor.
Eğer etrafta avlayacak bir şey bulamazlarsa, ağızlarının içinden sarkan tüylü ve hareketli bir deri parçasını dışarı çıkarırlar. Çevredeki balıklar ve yengeçler, bu parçayı kıpırdayan bir solucan sanıp yaklaştıklarında büyük bir tuzağın içine düşerler.
Av menzile girdiği an, Yıldızgözlü balık devasa ağzını açarak içeriye doğru çok güçlü bir su vakumu yaratır. Av, göz kırpma süresinden bile daha kısa bir sürede balığın midesine fırlatılır.
Yıldızgözlü balığı sadece tehlikeli bir avcı değil, aynı zamanda bilim insanlarını hayrete düşüren bir biyolojik jeneratördür. Suyun havaya oranla elektriği en az bir milyar kat daha iyi ilettiği gerçeğini görmezden gelen bu canlılar, gözlerinin arasında yer alan özel modifiye edilmiş kas hücreleri sayesinde elektrik şoku üretebilirler.
Bu hücreler kasılmak yerine, hücre zarları arasında yüklü iyonları pompalayarak bir enerji deposu oluşturur ve ihtiyaç anında bu elektriği serbest bırakır. Tıpkı Amazon Havzası'ndaki 200 voltluk elektrikli yılan balıkları veya yönünü bulmak için elektriği sonar gibi kullanan Fil balıkları gibi, Yıldızgözlü balıklar da evrimsel süreçte bu yeteneği bağımsız olarak geliştirmiştir.