SON DAKİKA… 4 bin tondan fazla yük taşıyan Tuğberk İmamoğlu gemisi 2 Eylül gecesi Marmara Denizi açıklarında Alsu ile çarpışıp 11 dakika içinde battı. Geminin kayıp 10 personelini arama çalışmaları sürerken çarpıcı bir gelişme yaşandı. Tuğberk İmamoğlu'nun enkazına dün ulaşıldığı açıklandı. Peki binlerce metre derinlikte aranan enkaza ulaşmak için nasıl bir çalışma yapıldı? İlk tespitlere göre TCG AKIN'ın ROV cihazı, dalış yaptığı sırada Tuğberk İmamoğlu'nun gemisinin ismini görüntülediği ortaya çıktı. Batık geminin 720 metre derinlikte olduğu anlaşıldı. İşte devam eden arama çalışmalarında son durum!
SON DAKİKA… Marmara Denizi'nin Silivri açıklarında Kocaeli'den Aliağa'ya intikal eden Türk bayraklı ALSU isimli ticari gemi ile İskenderun limanından Karadenizereğli'ye intikal eden Türk Bayraklı Tuğberk İmamoğlu isimli ticari gemi 2 Eylül gecesi saat 03.00 sıralarında çarpıştı.
4 bin tondan fazla yük taşıyan Tuğberk İmamoğlu 11 dakika gibi kısa bir sürede battı. Çarpışmadan itibaren haber alınamayan 10 personeli ise arama çalışmalarına başlandı.
BATIK GEMİNİN YERİ TESPİT EDİLDİ
Tuğberk İmamoğlu gemisi ve içerisindeki 10 personel için başlatılan arama kurtarma çalışmaları 4'üncü gününde de devam ederken dün kritik bir gelişme yaşandı. Geminin enkazına ulaşıldığı açıklandı.
VALİ GÜL ARAMA ÇALIŞMALARINI İNCELEDİ
Bugün ise İstanbul Valisi Davut Gül de arama noktasında sürdürülen çalışmaları, kayıp olan 10 mürettebatın aileleriyle birlikte yerinde inceledi. Sabah saatlerinde ailelerle birlikte sahil güvenlik botlarıyla gemi enkazının bulunduğu yere giden Gül, arama kurtarma çalışmalarını sürdüren TCG Akın Arama ve Yedekleme gemisine geçti. Gül, burada son bilgileri alıp yapılan çalışmaları inceledikten sonra ailelerle birlikte yine sahil güvenlik notlarıyla geri döndü. Gül daha sonra Silivri'den ayrıldı.
"BATAN GEMİNİN ENKAZI TESPİT EDİLDİ"
İncelemelerinin ardından basın mensuplarına açıklama yapan Vali Gül, "Deniz Kuvvetleri Komutanlığımızın şu an içinde bulunduğumuz TCG Akın gemisi, batan geminin enkazını tespit etti. Sadece ailelerimizin değil, milletimizin de çok büyük bir acısı var. Ailelerin bundan sonraki beklentisi; mürettebat içeride mi, nasıl çıkartılacak? Bu konuda ilgili kurumlarımız çalışmalarına devam edecekler. Milletimize geçmiş olsun diliyorum" dedi.
TUĞBERK İMAMOĞLU'NUN ENKAZI NASIL BULUNDU?
Peki Tuğberk İmamoğlu gemisinin batığına nasıl ulaşıldı? AHaber muhabiri Merve Köleoğlu, devam eden arama kurtarma çalışmalarına yönelik detayları anlattı.
Silivri'deki gemi kazasında son durum ne? Kayıp 10 denizci bulundu mu? | Video
Buna göre Tuğberk İmamoğlu'na su altına dalış yapan Deniz Kuvvetleri'ne bağlı TCG AKIN'ın ROV cihazı ile ulaşıldı. ROV cihazının ilk olarak Tuğberk İmamoğlu gemisinin ismini görüntülediği ortaya çıktı.
GEMİNİN ENKAZI 720 METRE DERİNLİKTE!
Tuğberk İmamoğlu isimli gemi kaza bölgesinin 50 metre yakınında, 720 metre derinliğinde olduğu vurgulandı. Şimdi gözler enkazın ayrıntılı incelenmesine çevrildi. Bu derinlikte insanlı dalış mümkün olmadığı için ROV adı verilen uzaktan kumandalı sualtı araçlarının kullanılması planlanıyor.
SABAH ALSU GEMİSİ KAPTANLARININ İFADESİNE ULAŞTI
Silivri Sulh Ceza Hâkimliği tarafından gerçekleştirilen sorgu neticesinde, Türk bayraklı "ALSU" isimli geminin birinci kaptanı Ahmet Erarslan ve kazanın yaşandığı esnada vardiyada bulunan üçüncü kaptan Murat Evciman'ın "Taksirle Ölüme ve Yaralanmaya Neden Olma" suçlamasıyla tutuklanmasına karar verildi. Ancak şüpheli kaptanların mahkeme salonunda verdikleri ifadelere yansıdı. Kaptanın ve vardiya zabitinin kendi ağızlarıyla yaptıkları itiraflar, denizcilik tarihinin en temel emniyet kurallarının nasıl göz göre göre ihlal edildiğini ve facianın adeta davetiye çıkarılarak geldiğini tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi.
GÖZCÜSÜZ KÖPRÜ ÜSTÜ VE ZİNCİRLEME İHMAL
Sorgu zaptına yansıyan en çarpıcı ihmallerin başında, çatışma anında köprü üstünde hiçbir gözcünün bulunmaması geliyor. Gemi güvenliğinin ve seyir emniyetinin vazgeçilmez bir unsuru olan gözcülük faaliyeti, kaza gecesi ALSU gemisinde tamamen devre dışı bırakılmıştı. Gemi birinci kaptanı Ahmet Erarslan, mahkemedeki savunmasında kaza anında gemi üzerinde kesinlikle bir gözcü bulunmadığını açıkça itiraf etti. Erarslan, gemide gözcü bulundurmanın tamamen kendi inisiyatifinde olduğunu savunarak, trafiğin yoğun olduğu kısımlarda bu görevin yapılması gerektiğini söylese de kaza esnasında bu hayati önlemin alınmamış olması zincirleme ihmalin ilk halkasını oluşturdu.
7 AYLIK TECRÜBE VE YALNIZLIK
Meslekte henüz sadece yedi aylık bir tecrübesi olan ve ALSU gemsine kazadan yalnızca birkaç gün önce, 31 Ağustos 2026 tarihinde katılan üçüncü kaptan Murat Evciman da vardiyası esnasında köprü üstünde tek başına olduğunu ve yanında hiçbir gözcünün görev yapmadığını doğruladı. Deniz trafiğinin en hassas olduğu Marmara sularında, tecrübesiz bir zabitin en kritik saatlerde tamamen yalnız bırakılması facianın zeminini hazırladı.
KÖRLEMEYE MANEVRA VE TEKNOLOJİK YETERSİZLİK
İhmaller zinciri bununla da sınırlı kalmadı; üçüncü kaptan Murat Evciman'ın tehlike anındaki sevk ve idare kararları adeta körlemesine bir seyre işaret etti. Evciman, kazaya karışan "Tuğberk İmamoğlu" isimli geminin telsiz üzerinden kendisine "iskeleye al" yönünde çağrıda bulunması üzerine radara baktığını ancak çıplak gözle yaptığı kontrollerde karşı geminin fenerini, yani ışıklarını kesinlikle göremediğini beyan etti.
Teknolojik imkanlar açısından da durum vahimdi; zira genç kaptan ECDIS ekranını kontrol ettiğinde karşı gemiye ait herhangi bir AIS yani Otomatik Tanımlama Sistemi bilgisinin de görünmediğini, hedefi sadece radar ekranındaki bir izdüşüm olarak takip edebildiğini belirtti. Görsel temas kuramadığı ve konumuna dair kesin verileri göremediği bir gemiden gelen telsiz uyarılarına dayanarak gemisini önce 5 derece, ardından ise telsizden gelen ikinci bir uyarı sonrasında keskin bir manevrayla 9 derece iskeleye kıran Evciman, adeta görünmez bir tehdide karşı karanlıkta yön bulmaya çalıştı. Karşı geminin aniden rotasını üzerlerine çevirmesiyle çatışmanın kaçınılmaz hale geldiğini iddia eden Evciman'ın, görsel tespit yapmadan telsiz komutlarıyla büyük bir gemiyi yönlendirmesi emniyet sınırlarını zorlayan bir diğer büyük kusur olarak kayıtlara geçti.
ÖLÜMCÜL GECİKME: ÇEYREK SAATLİK KAYIP
Kazanın hemen sonrasında yaşananlar ve acil durum prosedürlerinin uygulanmasındaki fahiş gecikmeler ise can pazarında yaşanan sorumsuzluğu bir kez daha ortaya koydu. Çarpışmanın ardından iki gemi arasında adeta bir iletişim kopukluğu yaşanırken, yetkili mercilere haber verilmesinde inanılmaz bir süre kaybedildi.
Çarpışmanın yarattığı sürtünme sesiyle uykusundan uyanıp köprü üstüne koşan birinci kaptan Ahmet Erarslan, yukarı çıktığında kazaya karışan Tuğberk İmamoğlu gemisini yaklaşık 300 metre mesafede, ışıkları yanar vaziyette gördüğünü belirtmektedir. Erarslan'ın ifadesine göre, ALSU gemisi sola dönüş manevrasına devam ederken yaklaşık 2 ila 3 dakika boyunca karşı geminin ışıkları seçilebiliyordu.
Ancak dönüşün tamamlanmasına yakın, yaklaşık 5 dakikalık süre zarfında karşı geminin ışıkları tamamen söndü, hemen ardından da radar ekranından tamamen silinerek gözden kayboldu. Kendi gözlerinin önünde bir geminin dakikalar içinde karanlığa gömüldüğünü ve radardan çıktığını gören birinci kaptanın, bu acil durumu derhal bildirmek yerine çok değerli dakikaları heba etmesi ve resmi makamlara ihbarın yaklaşık çeyrek saat gecikmeli yapılması arama kurtarma faaliyetlerini doğrudan baltalayan en ölümcül ihmal olarak değerlendirildi.
MAHKEMEDEN TUTUKLAMA KARARI
Tüm bu dehşet verici itiraflar, teknik yetersizlikler ve dosya kapsamındaki bilirkişi raporları doğrultusunda Silivri Sulh Ceza Hâkimliği şüpheliler hakkında net bir tavır sergiledi. Hâkimlik, şüpheliler Ahmet Erarslan ve Murat Evciman'ın taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma suçunu işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesinin ve somut delillerin bulunduğuna hükmetti.
DENİZCİLİK KURALLARI HİÇE SAYILDI
Mahkeme; kazanın gerçekleştirilme şekli, alınması muhtemel cezanın ağırlığı, delillerin henüz tamamen toplanmamış olması sebebiyle karartılma ihtimali ve kaçma şüphelerini göz önünde bulundurarak, adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağına karar verip her iki kaptanın da ayrı ayrı tutuklanarak cezaevine gönderilmesine hükmetti. Bu feci kaza, denizcilik sektöründe emniyet kurallarının, gözcülük faaliyetlerinin ve acil durum bildirimlerinin ne denli hayati olduğunu acı bir tecrübeyle bir kez daha kanıtlamış oldu.