Galler'de metal dedektörüyle arazi tarayan Idris Thomas, hayatının keşfine imza attı. Llanuwchllyn bölgesindeki bir tarlada yalnızca yaklaşık 20 dakika arama yapan Thomas, cihazının sinyal vermesi üzerine toprağı kazdı. İlk başta bulduğu parçayı sıradan bir folyo zanneden Thomas, kısa süre sonra karşısındaki nesnenin yaklaşık 3 bin yıllık altın bir bilezik olduğunu öğrendi.
Metal dedektörünün sinyal verdiği noktayı kazan Thomas, toprağın arasında altın renkli bir parça gördü. İlk anda bunun başka bir folyo parçası olduğunu düşündüğünü söyleyen Thomas, ardından gelen altın parıltısıyla buluntuyu daha dikkatli incelemeye başladı.
Yaklaşık iki yıldır metal dedektörü kullanan Thomas'ın bundan önceki en dikkat çekici buluntusunun ise bir gümüş sikke olduğu belirtildi.
YÜZDE 92,8'İ ALTIN
Uzmanların incelemesinin ardından bileziğin Geç Tunç Çağı'na ait ve yaklaşık 3 bin yıllık olduğu belirlendi. Yapılan analizlerde tarihi eserin yüzde 92,8 oranında altın içerdiği tespit edildi. Uzmanlar, bileziğin o dönemde yaşadığı toplumda yüksek statüye sahip birine ait olabileceğini değerlendirdi.
MÜZE ESERLE İLGİLENİYOR
Yaklaşık 3 bin yıl boyunca toprağın altında kalan tarihi bileziğin geleceği de merak konusu oldu. Bölgedeki bir müze, bağımsız değerleme sürecinin ardından eseri koleksiyonuna kazandırmakla ilgilendiğini açıkladı.
Thomas ise bulduğu tarihi eseri "hayatta bir kez karşılaşılabilecek" bir keşif olarak nitelendirdi. Metal dedektörü kullanmaya televizyonda gördüğü kişilerden etkilenerek başlayan Thomas, böyle bir buluntuya rastladığı için büyük heyecan yaşadığını söyledi.
9 YAŞINDA BİR ÇOCUK DA TARİHİ SİKKE BULMUŞTU
Galler'de bir adamın metal dedektörüyle tarlada ararken bulduğu ve yaklaşık 3 bin yıllık olduğu belirlenen altın bilezik büyük şaşkınlık yarattı. Ancak tarihin izlerine rastlamak için her zaman metal dedektörüne ihtiyaç yok. Daha önce 9 yaşındaki bir çocuk da yerde gördüğü sıradan bir parçanın peşinden giderek 400 yıllık bir sikkenin ortaya çıkarılmasını sağlamıştı.
Czersk Kalesi'ni gezen çocuk, zeminde duran küçük bir sikkeyi fark etti. Buluntunun uzmanlar tarafından incelenmesiyle 1624 yılında basılmış Prusya yarım groszluk sikkesi olduğu belirlendi. Bugün küçük bir tarihi eser olarak değerlendirilen sikke, döneminde günlük alışverişlerde kullanılan düşük değerli paralardan biriydi. Gümüş sikkenin ağırlığının ise 1 gramdan az olduğu bildirildi.
1 GRAMDAN HAFİF AMA TARİHİ DEĞERİ BÜYÜK
Sikkenin fiziksel olarak son derece küçük ve hafif olması, keşfin önemini azaltmıyor. Uzmanlara göre bu tür tekil buluntular, geçmiş dönemlerde paranın nasıl dolaştığı ve insanların günlük yaşamının nasıl şekillendiği konusunda tarihçilere ve arkeologlara bilgi sağlayabiliyor.
400 YIL BOYUNCA TOPRAĞIN ALTINDA KALDI
1624 yılında basılan sikkenin Czersk'e nasıl ulaştığı ise kesin olarak bilinmiyor. Dönemin ticari hareketliliği düşünüldüğünde farklı bölgelerde basılan paraların dolaşımda olması olağandı. Ancak sikkenin yüzyıllar önce kim tarafından düşürüldüğü ya da nasıl kale arazisine geldiği bilinmiyor.
9 YAŞINDAKİ ÇOCUĞUN DİKKATİ DİKKAT ÇEKTİ
Keşfin en dikkat çekici taraflarından biri ise tarihi eserin bir arkeolojik kazı sırasında değil, kaleyi ziyaret eden 9 yaşındaki bir çocuk tarafından fark edilmesi oldu. Çocuğun buluntuyu yetişkinlere bildirmesi sayesinde sikke uzmanlar tarafından incelenebildi. Uzmanların değerlendirmesine göre bu tür küçük buluntular, geçmişe dair büyük bir tabloyu tamamlayan parçalar niteliğinde.
YÜZYILLARDIR ARANAN MEZAR PİSTİN YANINDA ÇIKMIŞTI!
Çin'in Xi'an Xianyang Uluslararası Havalimanı'nın genişleme sahasında yürütülen arkeolojik kazılarda, Çin'i MÖ 221 yılında ilk kez birleştiren İmparator Qin Shi Huang'ın manevi büyükannesi Dul İmparatoriçe Huayang'a ait görkemli mezar kompleksi bulundu.
Yüzyıllardır aranan ve defalarca yağmalanmasına rağmen yüzlerce değerli eserin gün yüzüne çıkarıldığı alan, imparatorluk cenaze mimarisinin ilk örneklerinden biri olarak kabul ediliyor.
İMPARATORİÇENİN MEZARI HAVALİMANI ŞANTİYESİNDE ÇIKTI
Çin'in Xi'an Xianyang Uluslararası Havalimanı'nın genişleme sahasında gerçekleştirilen arkeolojik saha çalışmaları, ülke tarihini baştan yazacak nitelikte bir keşfe ev sahipliği yapıyor. Modern uçak pistlerinin hemen yanı başında gün ışığına çıkarılan anıtsal lahit kompleksinin, Çin'i MÖ 221 yılında ilk kez tek bir çatı altında toplayan efsanevi İmparator Qin Shi Huang'ın manevi büyükannesi Dul İmparatoriçe Huayang'a ait olduğu belirlendi.
Yüzyıllar boyunca kaçak kazılarla defalarca yağmalanmasına karşın, kompleksten çıkarılan yüzlerce seramik, bronz, yeşim ve cam eser dönemin ihtişamını günümüze taşıyor.
LABORATUVAR VERİLERİ TARİHİ DOĞRULADI
Arkeologların 2018 yılında başlattığı ve 2022 yılında derinleştirdiği çalışmalarda elde edilen buluntular üzerinde yapılan radyokarbon tarihleme analizleri, mezarın MÖ 389 ile 208 yılları arasında inşa edildiğini gösterdi.Bu zaman aralığı, MÖ 230 yılında yaşamını yitiren İmparatoriçe Huayang'ın dönemiyle birebir örtüşüyor.
Saha araştırmalarının ilk aşamasında Kuzey Zhou Hanedanlığı'na ait olduğu sanılan yapının, detaylı incelemelerin ardından Savaşan Devletler Dönemi'ndeki Qin Devleti'nin kraliyet mimarisini yansıttığı netleştirildi. İmparatoriçe Huayang, sadece bir hükümdar eşi olarak değil, Çin'in siyasi kaderini değiştiren hamleleriyle de tarihe geçmiş bir isim.
Kral Xiaowen ile olan evliliğinden çocuğu bulunmayan Huayang, rehin olarak başka bir devlete gönderilen genç prens Ying Yiren'i evlat edinerek tahtın varisi olmasını sağladı. Bu kritik karar, Ying Yiren'in tahta çıkmasının ardından oğlu Qin Shi Huang'ın tüm Çin'i birleştiren tarihi zaferler kazanmasına zemin hazırladı.
İMPARATORLUK MEZARLARININ İLK MİMARİSİ
Tarihi yazılı kaynaklar Huayang'ın eşi Kral Xiaowen ile aynı alana gömüldüğünü kaydetse de, yeni arkeolojik veriler bu duruma farklı bir boyut kazandırıyor. Kralın mezarından yaklaşık 2,3 kilometre uzakta konumlanan bu bağımsız kompleks, Qin Krallığı'nda cenaze mimarisinin değişim geçirdiğini kanıtlıyor.
Hükümdarların çok sayıda eşinin bulunması nedeniyle hükümdar ve eşlerinin ayrı komplekslere gömülmesi geleneğinin tam da bu dönemde başladığı anlaşılıyor.
Araştırmacılar, havalimanı sahasındaki bu yerleşimin, dünyaca ünlü Toprak Askerler'e (Terracotta Army) de ev sahipliği yapan anıtsal imparatorluk mezarlarının bilinen ilk mimari prototipi olduğunu vurguluyor.
Belçika'nın Flandre bölgesindeki Damme yakınlarında gerçekleştirilen arkeolojik araştırmada, kazı ekiplerinin yardımına bu kez teknoloji ya da gelişmiş ekipmanlar değil, köstebekler yetişti. Ghent Üniversitesi araştırmacıları, hayvanların toprağı yüzeye çıkarmasıyla oluşan 814 köstebek tepesini inceleyerek Orta Çağ'da kullanılan kayıp bir yerleşime ait önemli izlere ulaştı.