Yıllar önce sahil hatlarını ve toprağı koruma amacıyla Güney Afrika'dan getirilen buz otu, zamanla kontrol edilemeyen bir doğa felaketine dönüştü. Masum ve renkli görüntüsünün ardında büyük bir tehlike barındıran bu sukulent türü, her yıl 50 metrelik bir alanı adeta yutuyor. Toprağın kimyasını bozarak yerli bitkileri yok eden bu istilacı türle mücadele etmek ise sanıldığı kadar kolay değil.
Bahçelerde, yol kenarlarında veya sahil kıyılarında sıkça karşılaştığımız etli yaprakları ve canlı renkleriyle dikkat çeken buz otu (kristal otu), dışarıdan bakıldığında sıradan bir dekoratif bitki gibi görünebilir. Ancak işin aslı hiç de öyle değil.
1900'lerin başında demiryolu hatları boyunca toprağı sabitlemek ve erozyonu önlemek amacıyla Afrika'dan Amerika'ya taşınan bu bitki, aradan geçen yılların ardından tam bir ekolojik kabusa dönüştü. Kontrolden çıkarak kıyı ekosistemlerini işgal eden buz otu, toprağı çöle çevirerek doğal yaşamı tehdit ediyor.
Yılda 50 Metrelik Alanı Adeta Yutuyor
Kalın ve üçgen yapılı yeşil yapraklarıyla bilinen bu sukulent türü, inanılmaz bir yayılma gücüne sahip. Yapılan araştırmalara göre, tek bir buz otu çalı yapısı her yıl çapını yaklaşık bir metre genişleterek 50 metrelik bir alanı kaplayabiliyor.