Ev veya bina yapımında kullanılan tuğlaların kalitesi pek çok unsuru etkiliyor. Ancak satın alınan tuğlaların uygun olup olmadığını anlamak için yalnızca görünüşüne bakmak yeterli değil. Uzmanların önerdiği basit kontrollerle çatlak, şekil bozukluğu ve üretim hataları bulunan parçaları ayırt etmek mümkün.
İnşaatta kullanılan malzemelerin kalitesi, yapının uzun ömürlü olması açısından büyük önem taşıyor. Özellikle seramik tuğlalarda satın alma aşamasında yapılacak basit kontroller, ilerleyen süreçte ortaya çıkabilecek sorunların önüne geçebilir.
ÖNCE GÖZÜNÜZLE KONTROL EDİN
Tuğlalar teslim edildiğinde ilk olarak dış yüzeylerinin ve kenarlarının incelenmesi gerekiyor. Çatlaklar, belirgin kırıklar ve şekil bozuklukları, tuğlanın duvar içerisindeki yerleşimini ve işçiliğin kalitesini olumsuz etkileyebilir.
Aynı partide bulunan tuğlaların renklerinin de birbirine yakın olması bekleniyor. Çok açık renkli parçaların yeterince pişmemiş, aşırı koyu renklerin ise fazla pişmiş olabilir.
KALİTESİNİ ANLAMAK İÇİN SESİNİ DİNLEYİN
Tuğlanın kalitesini kontrol etmek için dikkat çeken yöntemlerden biri ise ses testi. İki tuğlayı hafifçe birbirine vurduğunuzda temiz ve metalik bir ses çıkması, parçanın iyi sıkışmış ve mekanik açıdan yeterli özelliklere sahip olduğuna işaret eden pratik bir kontroldür.
ÖLÇÜLERİNDEKİ FARKLILIKLAR DA ÖNEMLİ
Tuğlaların yalnızca sağlam olması yeterli değil. En, boy ve yüksekliklerinin standartlara uygun ve birbirine yakın olması da düzgün bir duvar için önem taşıyor.
Aynı partideki parçalar arasında ciddi ölçü farklılıkları bulunması, sıraların düzgün şekilde oluşturulmasını zorlaştırabiliyor. Bu durumda daha fazla harç kullanılması gerekebiliyor ve duvarın düzgünlüğü olumsuz etkilenebiliyor.
TUĞLALARI ALDIKTAN SONRA DA DİKKAT!
Kaliteli bir tuğla seçmek kadar, onu inşaat alanında doğru şekilde saklamak da önemli. Tuğlaların düz ve kuru bir zeminde, darbelere ve kötü hava koşullarına karşı korunarak depolanması gerekiyor.
İnşaatta kullanılan malzemelerin yapının sağlamlığındaki rolü tartışılmaz. Ancak bazı yapılar var ki, alışılmış yapı malzemelerinin çok ötesine geçerek görenleri şaşırtıyor. Bunun en dikkat çekici örneklerinden biri ise yüzlerce plastik şişenin kullanıldığı sıra dışı bir ev...
PLASTİK ŞİŞELERDEN EV İNŞA ETTİLER!
Arjantin'in Puerto Iguazu şehrinde yaşayan Alfredo Santa Cruz ve ailesi, çevre kirliliğine dikkat çekmek amacıyla ilham verici bir projeyi hayata geçirdi.
"La casa ecológica de botellas" (Ekolojik Şişe Ev) adı verilen bu sıra dışı yapı, kısa sürede bölgenin en çok ziyaret edilen cazibe merkezlerinden biri haline geldi.
1200 PET ŞİŞE VE 1300 İÇECEK KARTONU KULLANILDI
Yapının inşa sürecinde tam 1200 adet plastik pet şişe ve 1300 adet Tetra-Pak içecek kartonu değerlendirildi.
Dış mimarisiyle ezber bozan ev, şeffaf plastik duvar panelleri sayesinde gün ışığını yumuşatarak içeriye alıyor.
Bu tasarım, iç mekanda doğal ve büyüleyici bir aydınlatma ortamı yaratıyor. Akılcı mühendislik detaylarıyla inşa edilen bina, sanılanın aksine olumsuz hava koşullarına karşı tamamen su geçirmez ve yüksek dayanıklılığa sahip bir yapıyla öne çıkıyor.
EŞYALARIN TAMAMI GERİ DÖNÜŞTÜRÜLMÜŞ MATERYALDEN OLUŞUYOR
Projenin temelinde, tüketim çılgınlığına karşı durarak doğayı koruma felsefesi yatıyor. "Hiçbir şey atık değildir ve her nesnenin ikinci bir kullanım alanı vardır" düşüncesiyle hareket eden Santa Cruz ailesi, iç mekandaki eşyaların büyük bölümünü de yine dönüştürülmüş materyallerden üretti.
Kullanılmış şişeler ev içerisinde kimi zaman şık bir çiçek saksısına, kimi zaman ise özgün bir duş perdesine dönüşüyor.
Kendi kendine yetebilen bir tarım alanına ve güneş enerjili su ısıtma sistemine sahip olan proje için yerel yönetimler ve eğitim kurumlarıyla ortak çalışmalar yürütülüyor. Şehirdeki öğrenciler, atık yönetimini yerinde gözlemlemek ve çevre bilinci kazanmak amacıyla evi düzenli olarak ziyaret ediyor.
ZİYARETÇİLERE AÇIK
Mimarisi ve sürdürülebilirlik hikayesiyle sınırları aşan Ekolojik Şişe Ev, günümüzde ziyaretçilere açık bir müze olarak hizmet veriyor. Düzenlenen turlara bizzat Alfredo Santa Cruz'un kendisi rehberlik ediyor.
Gelen misafirler, aile tarafından geri dönüştürülmüş malzemelerden hazırlanan el yapımı hediyelik eşyaları da inceleme imkanı buluyor. Santa Cruz ailesi, bu turların asıl amacının kişisel bir başarıyı sergilemekten ziyade, atıkları azaltarak gezegeni korumanın herkes için mümkün olduğunu kanıtlamak olduğunu vurguluyor.
Yapının tamamlanmasında yaklaşık 20 bin diş fırçası, kot pantolonlar, yorganlar, DVD kutuları ve disketler değerlendirildi. Sıra dışı mimariye sahip binanın dış cephe kaplamalarında ise istiridye kabukları kullanıldı.
Mimar Duncan Baker-Brown tarafından tasarlanan Waste House, Brighton Üniversitesi öğrencileri ve mesleki eğitim alan gençlerin ortak çalışmasıyla 2014 yılında kullanıma açıldı.
Binada tercih edilen malzemelerin yüzde 85'ten fazlası evlerden, işletmelerden ve şantiye sahalarından toplanan ürünlerden tedarik edildi.