Geliştirilen deneysel maglev vagonu, sıfırdan saatte 800 kilometre hıza yalnızca 5,3 saniyede ulaşarak dikkatleri üzerine çekti. Hız rekoru kıran sistemin, gelecekte yüksek hızlı ulaşımın yanı sıra uzay araçlarının fırlatılmasında da kullanılması hedefleniyor.
Çin'in Hubei eyaletinde yürütülen deneysel bir maglev treni testi, dünya hız rekorlarını altüst ederek bilim dünyasını salladı.
Özel bir test pistinde durduğu yerden saatte 800 kilometre hıza sadece 5,3 saniyede ulaşan deneysel maglev vagonu, yolcu uçaklarının seyir hızına yaklaşmayı başardı.
Mıknatısların itme ve çekme gücüyle sürtünmeyi tamamen sıfırlayan bu ileri teknoloji, yalnızca yüksek hızlı ulaşımda değil; uzay roketlerinin yerini alabilecek temiz bir fırlatma sistemi olarak da geleceğe yön vermeye hazırlanıyor.
Ticari bir yolcu uçağının seyir hızına yaklaşan bu ivmelenme, teorik olarak kıtalar arası mesafelerin süresini saatlere indirebilecek bir potansiyeli gözler önüne seriyor.
Bu tarihi rekorun arkasında, sürtünmeyi tamamen ortadan kaldıran manyetik kaldırma (maglev) ve elektromanyetik itme teknolojisi yatıyor.
Ray hatlarına yerleştirilen elektromıknatıslar, elektrik akımının yönünü anlık olarak değiştirerek kutuplarını tersine çeviriyor.
Laboratuvar yetkilileri, ulaşılan 800 kilometrelik rekorun bir son olmadığını ve asıl hedefin saatte 1000 kilometre hıza ulaşan maglev sistemleri inşa etmek olduğunu belirtiyor.
Halihazırda dünyada ticari olarak işletilen altı maglev hattından üçüne ev sahipliği yapan Çin, bu yeni nesil teknolojiyi sadece yolcu taşımacılığında kullanmayı hedeflemiyor.
Elektromanyetik fırlatma gücünün, uzay araçlarını ve uyduları yakıt harcamadan yörüngeye fırlatabilecek askeri ve havacılık projelerinde de aktif olarak değerlendirileceği ifade ediliyor.
Görseller temsilidir.
Almanya'nın batısındaki Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinde yer alan Wuppertal şehri, bugün dünyanın en ilginç ulaşım ağlarından birine ev sahipliği yapıyor. "Schwebebahn" yani "Asma Demiryolu" olarak bilinen bu sistem, çelik bir raydan aşağıya doğru sarkarak ilerliyor.
Peki ama neden treni yere değil de havaya inşa ettiler? 1880'lerde, bugün Wuppertal olarak bilinen şehir henüz ortada yokken, Wupper Nehri Vadisi'nde tekstil endüstrisiyle büyüyen küçük kasabalar bulunuyordu. Nüfus hızla artıyor ancak dar ve etrafı dik tepelerle çevrili vadide yeni yollar açacak alan bulunamıyordu.
Zeminin sert ve kayalık olması yeraltı metrosu yapımını da imkansız kılıyordu. Alman mühendis Carl Eugen Langen, tek boş alan olan "nehrin üzerini" kullanma fikrini ortaya attığında, bu devrim niteliğindeki asma tren projesi doğmuş oldu.
ŞEHİRLERİ BİRLEŞTİREN MÜHENDİSLİK HARİKASI
1898'de inşasına başlanan ve kıvrımlı nehir yatağını birebir takip edecek şekilde özel olarak tasarlanan Schwebebahn, mühendislik açısından döneminin çok ötesinde bir şaheserdi. Başlangıçta Elberfeld, Barmen ve Vohwinkel gibi birbirinden bağımsız kasabaları birbirine bağlayan bu gökyüzü treni, zamanla bu yerleşim yerlerinin "Wuppertal" adıyla tek bir şehirde birleşmesini sağladı.
Bugün hala şehrin ulaşım belkemiği olan sistem, 20 istasyonlu 13 kilometrelik hattı yaklaşık 30 dakikada tamamlıyor. Yolların dar olduğu şehirde trafiğe hiç takılmadan havadan ilerleyen tren, Wuppertal'in en büyük gurur kaynağı olmaya devam ediyor.
TRENDEN DÜŞEN FİL: TUFFİ'NİN İNANILMAZ EFSANESİ
Bu tarihi trenin hafızalara kazınan en ilginç yolcusu ise ne krallar ne de ünlü siyasetçilerdi; o yolcu Tuffi adında yavru bir fildi. Temmuz 1950'de, şehre gelen gezici bir sirk, tanıtım yapmak amacıyla Tuffi'yi bu uçan trene bindirdi. Ancak flaşlardan ve gazetecilerin gürültüsünden paniğe kapılan yavru fil, vagonun camını kırarak metrelerce yüksekten nehre düştü.
Şans eseri sadece küçük bir çiziği olan Tuffi hayatta kaldı ama hikayesi bir efsaneye dönüştü. Bugün Wuppertal'in dört bir yanında Tuffi'nin heykellerini, pelüş oyuncaklarını ve hediyelik eşyalarını görmek mümkün. Hatta nehrin içinde, tam da filin düştüğü noktayı işaret eden taştan bir anıt bile bulunuyor.
KAISERWAGEN İLE GEÇMİŞE NOSTALJİK BİR YOLCULUK
Schwebebahn sadece günlük bir ulaşım aracı değil, aynı zamanda yaşayan bir kültürel miras. Öyle ki, sistem henüz halka açılmadan aylar önce, 24 Ekim 1900 tarihinde Alman İmparatoru II. Wilhelm ve eşi Augusta Viktoria bu trene özel bir vagonla binmişti. "Kaiserwagen" (İmparator Vagonu) olarak bilinen bu özel araç, otantik döşemeli koltukları, nostaljik lambaları ve Art Nouveau süslemeleriyle günümüzde restore edilmiş haliyle hala kullanılabiliyor.
Turistler bu vagonu kiralayarak kahve ve pasta eşliğinde rehberlerden şehrin tarihini dinleyebiliyor. Şehirdeki yerel halkın dediği gibi; "Einmal im Leben durch Wuppertal schweben" (Hayatta en az bir kez Wuppertal'de süzülmek gerek). Bu eşsiz tren, hem geçmişin ihtişamını hem de modern mühendisliğin pratikliğini Google Keşfet severlerin ve turistlerin beğenisine sunmaya devam ediyor.