Yenidoğan Çetesi mağduru anne Çiğdem Sarı Nuray, duruşma devam ederken A Haber'e konuştu. Anne Nuray 5 yaşındaki evladıyla ilgili, "Çocuğum gelişim geriliği yaşıyor akranları gibi değil. Çıldırıyorum aklıma geldikçe. Çocuğuma da acı çektirdiler mi diye" ifadelerini kullandı. Evlatlarını kaybeden diğer ailelerin sözleri ise yürekleri parçaladı…
Yenidoğan çetesi mağduru anne Çiğdem Sarı Nuray, duruşmanın devam ettiği saatlerde A Haber'e konuştu. Evladının şu an 5 yaşında olduğunu belirten anne, "Adalet yerini bulsun istiyorum En ağır cezayı almalarını istiyorum.
Gelişim geriliği yaşıyor akranları gibi değil. Çıldırıyorum aklıma geldikçe. Çocuğuma da acı çektirdiler mi? Savunmasız bir bebek. İnsan üzülüyor. Sonradan kızım oldu o sağlıklı kuvözde kalmadı çünkü" dedi.
Yenidoğan Çetesi mağduru anne A Haber'e konuştu: "Aklıma geldikçe çıldırıyorum!" | Video
"BANA 'SAĞLIK SORUNU YOK' DEDİLER"
Bebeğini kaybeden acılı anne Ahsen Açıkyürek ise yaşadıkları korkunç günleri anlattı. Ahsen Açıkyürek'in sözleri herkesi ağlattı: "Ben sezeryan olmak istemiyordum. Tabii bu isteğimi kimse kabul etmedi. Çok ısrar etti doktor. O kadar çok ısrar ediyordu ki, sürekli 'sen normal doğum yapamazsın' diyordu. Sonra ben orada doğum yaptım. Cumartesi günüydü. Sabah saatlerinde doğum yaptım. Hemşireye sordum. Erken doğum olduğu için bebeğim küveze alınacak mı? diye. 'Bana hiçbir sağlık sorunu yok' dendi.
Sonra çocuğum küveze alındı. Ben hastaneden çıktım, her gittiğimde süt götürüyordum. Ne olduysa her gidişimde 'Çocuğumun ölecek' haberlerini alıyordum. Sürekli 'ölecek, senin çocuğun yaşamayacak' diyorlardı.
Oranın başhekimi Semiha Yavuz'du. Hamile insanların çocuklarını alıp, bebeklerin canına kıymak için işbirliği yapıyor. Bir de bize dendi ki, 'Bizim başka hastanemiz var, buradan oraya sevk verebiliriz' Her gün 'ölecek' deniyordu.
Birinci, ikinci, üçüncü gün entübe, her gün sağlıksız. Hipertansiyon, böbrek yetmezliği, bize her gittiğimizde bunları ifade ediyorlardı. Bu çocuk hiç mi iyi olmadı? Bu çocuk hiç mi düzelmedi? Her hastaneye gittiğimde daha çok ilerliyordu hastalığı. Biz çocuğu alacağız deyince tedirgin oldu. Surat yapısı falan değişti. Eşim belediyede çalıştığı için belediye başkanlarını devreye soktuk.Bize hiperkrizin raporlarını vermediği için, 'sizin çocuğunuz burada canlı bomba, ambulansla alacaksınız, ona göre gidin' şeklinde sözler söylediler" diye konuştu.
Ahsen Açıkyürek, açıklamasının devamında "Çocuğumun kollarını morartmışlar. Çocuğum acıdan bağlı olduğu kabloları çekiyormuş. Ayaklarından topuk kanı alınan yerden kanı yanlış almışlar, mosmor olmuş çocuğun ayakları. Ölüme terk etmişler. Küçücük sesi çıkmayan bir bebek o" dedi.
Yoğun bakımdaki ihmal sonrası çocukları Asilhan'ın serebral palsi hastası olduğunu belirten Orhan Dağlı ise "Ağlamayarak doğdu. Ondan sonra küvöze alındığı sırada beyin kanaması geçirdi, onların aktardığı bu. Eşime bebeğin gayet sağlıklı doğduğu ancak ciğerleri gelişmediği için orada tutulacağını 2 hafta sonra çıkacağını söylediler. Fırat Sarı ile sürekli iletişim halindeydik. Çocuğunuz iyi doğmadı, benden ne istiyorsunuz diye beni tersledi hemşire. 35 gün kaldık hastanede" dedi.
Hemşirelerin doktorculuk oynadığını belirtirken anne Sevil ise "Çocuğumu yoğun bakımda beslememişler. Hemşirelerin rahatlığı, film sesleri, kahkaha sesleri… Çocuğunuz çok kötü yaşasa bile 6,7 ay dediler. Hastaneye süt götürdüğümde hemşireler alıp tezgaha attı ve süt yığını vardı. Hemşireler hep birlikte doktorculuk oynamış. Çocuğumu almak istediğimde; 'Çocuğunuzu aman almayın, kıpırdatırsanız ölür.' dediler.