130 yıldır ayakta duran dev yapı her an patlayabilir! Milyonlarca insanın göz göre göre felaketi beklediği o bölgede korkulan oldu, bilim insanları acil durum alarmı verdi. Olası 6,5 büyüklüğündeki tek bir sarsıntıda sahil kentlerini haritadan silecek, tam 3,5 milyon insanın hayatını saniyeler içinde karartacak o saatli bombanın arkasındaki dehşet verici detaylar ortaya çıktı. İşte detaylar…
Hindistan'ın Kerala eyaletinde bulunan 130 yıllık Mullaperiyar Barajı, hem ilerleyen yaşı hem de bulunduğu aktif deprem hattı nedeniyle "saatli bomba" olarak nitelendiriliyor.
Birleşik Krallık sömürge döneminde inşa edilen 53 metre yüksekliğindeki barajın çökmesi durumunda, ani bir sel felaketinin 3,5 milyondan fazla insanın hayatını doğrudan tehdit edeceği öngörülüyor.
Siyasi anlaşmazlıklar ve hukuki krizler nedeniyle yenilenemeyen yapı, yalnızca Hindistan için değil, kullanım ömrünü tamamlamış binlerce devasa barajla yüzleşmeye hazırlanan dünya için de küresel bir tehlikenin simgesi haline geldi.
Son yıllarda meydana gelen hafif şiddetteki sarsıntılar bile yapıda gözle görülür çatlaklara yol açarken, Hindistan Teknoloji Enstitüsü tarafından hazırlanan raporlar barajın 6,5 büyüklüğündeki bir depreme dayanamayacağını ortaya koyuyor.
Barajda yaşanabilecek olası bir çökme, nehir boyunca uzanan yerleşim yerlerini ve sahil kenti Kochi dâhil yoğun nüfuslu bölgeleri sular altında bırakma riski taşıyor.
Birleşmiş Milletler Üniversitesi (UNU) tarafından yapılan analizler, böyle bir felaketin aniden gerçekleşmesi halinde 3,5 milyondan fazla insanın doğrudan hayati tehlikeye gireceğini gösteriyor.
Mullaperiyar Barajı'nda yaşanan bu kriz, dünyadaki yaşlanan tek su yapısı değil. BM raporlarına göre 2050 yılına gelindiğinde, dünya nüfusunun büyük bir kısmı tasarım ömrünü doldurmuş barajların etki alanında yaşayacak.
Yalnızca Hindistan'da 50 yaşını aşmış 4 bin 200'den fazla büyük baraj bulunuyor. Uzmanlar, 20. yüzyılın ortalarında tavan yapan dev baraj inşaatı çılgınlığının ardından günümüzde bu devasa yapıları güvenli şekilde hizmetten çıkarmanın ve yıkmanın, en az onları inşa etmek kadar hayati bir süreç haline geldiğinin altını çiziyor.