Küresel piyasalarda altın fiyatlarının 2027 yılında izleyeceği seyre ilişkin beklentiler şekilleniyor. Dünya Bankası, UBS, WisdomTree ve State Street tarafından paylaşılan tahminler, ons altında farklı fiyat senaryolarını gündeme taşıdı. Bir tarafta 5 bin 400 dolarlık yükseliş hedefi bulunurken, diğer tarafta fiyatların gerileyebileceğine yönelik risk değerlendirmeleri öne çıkıyor.
2027'DE ALTIN KAÇ DOLAR OLACAK?
Dünya Bankasının 28 Ekim tarihli tahminlerine göre, altının 2027 yılında ons başına yıllık ortalama fiyatının 4 bin 250 dolar olması bekleniyor. Bu tahmin, kurumun 2026 yılı için öngördüğü yıllık ortalama fiyatın altında bulunuyor.
Reuters tarafından 27 Ekim'de gerçekleştirilen analist anketinde ise daha yüksek bir beklenti ortaya çıktı. Ankette altının 2027 yılı ortalama fiyatına ilişkin medyan tahmin 4 bin 650 dolar olarak belirlendi.
| Kurum | 2027 altın tahmini |
|---|---|
| Dünya Bankası | 4.250 dolar |
| Reuters anketi | 4.650 dolar |
UBS'DEN ALTIN İÇİN 5 BİN 400 DOLAR HEDEFİ
Altın fiyatlarına ilişkin en dikkat çekici yükseliş beklentilerinden biri İsviçre merkezli UBS'den geldi.
Bankanın 20 Ekim tarihli değerlendirmesinde, ons altının Eylül 2027'ye kadar 5 bin 400 dolara ulaşması öngörüldü. Bu hedef, Dünya Bankası ve Reuters'ın yıllık ortalama fiyat tahminlerinin üzerinde bulunuyor.
WisdomTree'nin 29 Ekim tarihli modelinde ise altının 2027 yılının üçüncü çeyreğinde 4 bin 789 dolar seviyesinde olması bekleniyor.
ALTINDA DÜŞÜŞ RİSKİ DE GÜNDEMDE
Altın fiyatlarında yükseliş beklentilerinin yanında aşağı yönlü senaryolar da bulunuyor.
State Street'in kasım ayı değerlendirmesinde, altın için 12 aylık dönemi kapsayan 3 bin 750-4 bin 500 dolar aralığında düşüş yönlü bir risk senaryosuna yer verildi.
Kurumların tahminleri arasındaki farklılık, altın fiyatlarının geleceğine ilişkin belirsizliğin sürdüğünü gösteriyor. Ayrıca yıllık ortalama fiyat tahminleriyle belirli tarihlere yönelik fiyat hedeflerinin aynı ölçüt olarak değerlendirilmemesi gerekiyor.
ALTIN ALIMLARI FİYATLARI ETKİLEYECEK
Altın fiyatlarını destekleyen önemli unsurlardan biri merkez bankalarının gerçekleştirdiği alımlar olarak öne çıkıyor.
Dünya Altın Konseyinin 3 Kasım tarihli raporuna göre, merkez bankaları ve diğer resmî kurumların 2026 yılının üçüncü çeyreğinde gerçekleştirdiği net altın alımı 321 ton olarak tahmin edildi. Aynı dönemde altın ETF'leri ve benzeri ürünlerde tutulan altın miktarı 211 ton arttı.
Buna karşılık külçe ve madeni para talebi, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 19 azalarak 268 tona geriledi. 5 Kasım'da yayımlanan güncel veriler ise küresel altın ETF varlıklarının ekim ayında 19 ton arttığını gösterdi.
Merkez bankaları ve fon yatırımcılarından gelen talebin devam etmesi, 2027 yılında altın fiyatlarını destekleyebilecek unsurlar arasında değerlendiriliyor. Ancak bu alımlar, fiyatların kesintisiz yükseleceği anlamına gelmiyor.
GRAM ALTIN NE KADAR OLACAK?
Ons altın tahminleri gram altın için de beklentileri şekillendiriyor. Güncel dolar kuru üzerinden yapılan hesaplamaya göre gram altın 2027'de 6.843 TL ila 8 bin 695 TL arasında fiyatlanacak.
Dünya Bankasının 4 bin 250 dolarlık ons altın tahmini gram altında yaklaşık 6 bin 843 TL'ye, Reuters'ın 4 bin 650 dolarlık beklentisi 7 bin 487 TL'ye karşılık geliyor.
WisdomTree'nin 4 bin 789 dolarlık tahmini gram altın için yaklaşık 7 bin 711 TL'lik seviyeye işaret ederken, UBS'nin Eylül 2027'ye kadar ons altında 5 bin 400 dolar hedefi ise gram altının yaklaşık 8 bin 695 TL'ye ulaşabileceğini gösteriyor.
Altının 2027 yılındaki seyrinde ABD Merkez Bankasının (Fed) faiz politikası, ABD dolarının gücü, küresel ekonomik gelişmeler ve yatırımcı talebinin belirleyici olması bekleniyor.
Özellikle reel faiz oranları altın açısından önem taşıyor. Reel faizlerin yükselmesi, faiz getirisi bulunmayan altının yatırımcılar açısından cazibesini azaltabilir. Reel getirilerin gerilemesi ise altına yönelik talebi destekleyebilir.
Doların güçlenmesi de diğer para birimlerini kullanan yatırımcılar açısından altını daha pahalı hale getirerek talebi sınırlayabilir.
2027 yılına ilişkin tahminler, altında yükseliş potansiyelinin yanında aşağı yönlü risklerin de bulunduğunu ortaya koyuyor. Kurumların açıkladığı fiyat beklentileri kesinleşmiş seviyeler değil, farklı ekonomik varsayımlara dayanan tahminler olarak değerlendiriliyor.