Yurtdışında alternatif rock ve R&B hakimiyeti yerini elektronik pop'a bırakıyor ancak Türkiye'de tam tersine, Türkçe rock yükselmeye devam ediyor. Sizin favorileriniz kimler?
K.C.: Bu konuda pek objektif olamayabilirim, sonuç olarak Mor ve Ötesi'nden Harun Tekin çok iyi arkadaşım... Şarkılarını dinlemeyi çok seviyorum. Sadece alternatif grupları ya da rock gruplarını değil, kendi alanında yıllardır aynı başarıyı sürdürebilen isimleri de çok beğeniyorum. Örneğin, Kenan Doğulu'nun kendi müzikleriyle yaptığı işin, çok uzun yıllardır zirvede kalabilmesini çok takdir ediyorum.
S.Ç.: Markalaşan birkaç isim ve grup dışında kaç tane rock müzik şarkıcısı ya da grubu Açıkhava'yı doldurabiliyor? Çok iyi işler, yetenekli gençler var ama marketteki payımız az.
Maskott olarak uluslararası bir projeye dönüşmek için İngilizce şarkı söylemeyi düşünüyor musunuz?
S.Ç.: İngilizce bir şarkıyla şansımızı denemek istiyoruz. Bir maksi single planımız var, bunun için çok iyi isimlerle de çalışabiliriz.
K.C.: Ne olursa olsun, onların şarkı yazma biçimleri bizden çok farklı. Belki Amerikalı bir prodüktörle ya da şarkı yazarıyla çalışabiliriz. Bu konuda hırsımız yok, sadece kendimizi görmek istiyoruz.
TAMAMEN YENİLENDİK
Albümünüzün sözlerinde hüzün, karanlık ve düşler var diyebilir miyiz?
K.C.: Doğru, bunda piyanonun da payı çok büyük. Serkan'ın kendi kendine çaldığı piyano rifleri öyle melankolik oluyordu ki, kafam bu melodilerle dolduğu için vokal melodileri de çok melankolik ve hüzünlü oluyordu. Seattle'daki atmosfer de bunu biraz pekiştiriyor. Hava kapalı, yağmurlu olduğunda, Serkan'ın evde sürekli çaldığı piyano rifleri, bir hayli hüzünlü işler ortaya çıkardı.
S.Ç.: İki hafta hiç güneş görmeyen bir yerdesiniz, havasından suyundan elbette hissettiklerimiz de etkileniyor. Şarkıları yaparken ilk sekiz ay, Türkiye'de neler olup bittiğine hiç bakmadık. Bu yüzden tamamen yenilenmiş ve farklı bir kafayla, ruh haliyle çıkan şarkılar oldu.