Neden bazı insanlar karlı günleri yaz tatillerine tercih eder? Bilim dünyası bu soruyu oldukça ilginç bir şekilde yanıtlıyor: Doğum mevsiminiz. Hayatınızın ilk aylarını soğuk ve kısa günlerde geçirdiyseniz, vücudunuz bu duruma göre kodlanıyor. Kısacası kış mevsimi, aslında sizin bedeninizin en doğal ve en rahat ettiği konfor alanı.
Dünyaya geldiğimiz ilk aylarda maruz kaldığımız sıcaklık seviyeleri, vücudumuzun termostatını kalıcı olarak ayarlıyor. Kışın doğanlar, ilk nefeslerini serin havalarda aldıkları için soğuğa karşı doğuştan bir dirence sahip oluyor ve bu durumu yadırgamıyorlar.
Hayata karlı veya rüzgarlı günlerde başlayanların metabolizması, düşük sıcaklıklarda maksimum verimle çalışacak şekilde programlanıyor. Bu durum, sadece fiziksel dayanıklılığı değil, aynı zamanda mevsimlere verdiğimiz duygusal tepkileri de şekillendiriyor.
Etrafınızdaki herkes kat kat giyinip yine de titrerken, sizin incecik bir ceketle bile üşümemeniz boşuna değil. Beyniniz ve sinir sisteminiz soğuğu bir tehdit olarak algılamak yerine, tamamen normal ve alışıldık bir ortam olarak kabul ediyor.
Yaz aylarında doğanlar enerjilerini yüksek güneş ışığından alırken, kışın doğanların mutluluk hormonları kapalı ve bulutlu havalarda bile gayet düzenli çalışmaya devam ediyor. Onlar için güneşin bulutların arkasına saklanması bir moral bozukluğu sebebi olmuyor.
Hatta gri bulutlar, camlara vuran yağmur sesi veya erken kararan hava sizin enerjinizi düşürmek yerine modunuzu çok daha yukarı taşıyabilir. Çünkü zihniniz düşük ışık koşullarında kendini otomatik olarak güvende ve huzurlu hissetmeye kodlanmış durumda.
Kış insanları için temmuz ve ağustos ayları çoğu zaman bir hayatta kalma mücadelesi. Bedenleri serinliğe ve ferahlığa alışkın olduğu için yaz sıcağında çok daha çabuk bunalır, terler ve yorgun düşerler.
Oysa aralık veya ocak ayı geldiğinde, o dondurucu soğuk yüzünüze vurduğunda içiniz açılır. Birçok kişinin sıcak evinden dışarı adım atmak istemediği karlı havalarda sizin yürüyüşe çıkma isteğiniz, tamamen bedeninizin bu genetik çağrısından kaynaklanıyor.
Biyolojik saatiniz karanlık akşamlara çoktan alışık. Kışın erkenden kararan hava birçok kişiye kasvetli, iç karartıcı veya depresif gelirken; sizin için koşturmacanın bittiği, sakin ve dinlendirici saatlerin başladığı o güzel zamanları temsil ediyor.
Sonuç olarak, kış mevsimini sevmeniz sadece kişisel bir zevk ya da tesadüf değil. Bedeninizin ta ilk bebeklik aylarınızdan bu yana verdiği kusursuz bir uyum tepkisi. Soğuk havaların ve rüzgarın tadını gönül rahatlığıyla çıkarmaya devam edin, çünkü bu tamamen sizin doğanızda var!