Günümüzün yoğun şehir temposunda çoğumuz aynı hataya düşüyoruz: Öğle yemeğini bilgisayar karşısında çalışırken atıştırıyor, akşam yemeğinde ise günün yorgunluğunu en sevdiğimiz diziyi izleyerek atmaya çalışıyoruz.

Ancak tabağınızda ne kadar sağlıklı veya düşük kalorili gıdalar olursa olsun, gözünüzün ekranda olması bedeninizin biyolojik dengesini altüst etmeye yetiyor. Yapılan son araştırmalar, kilo verme süreçlerinde yaşanan kilitlenmelerin arkasında beklenmedik bir faktör olduğunu gösteriyor: Görsel Algı Kaybı ve Dikkat Dağınıklığı.

Yemek yemek sadece mideyi doldurma işlemi değildir; sindirim süreci aslında ağza ilk lokma girmeden önce, gözlerle başlar. Yemeğin kokusu, rengi ve sunumu beyne "sindirim sistemini hazırla" sinyali gönderir.
Ekran karşısındayken zihin tabağa değil, izlenen videoya, okunan e-postaya veya sosyal medya akışına odaklanır. Beyin yemeğin farkına varamadığı zaman şu durumlar yaşanır:
Çiğneme Sayısı Düşer: Farkında olmadan gıdaları tam çiğnemeden yutarız. Bu durum mideye aşırı yük bindirir ve şişkinliğe yol açar.
Doyma Sinyali Gecikir: Mideden beyne ulaşan "doydum" sinyali ortalama 20 dakika sürer. Zihin başka bir şeyle meşgul olduğunda bu sinyal algılanamaz ve doyma hissi gecikir.

Ekran karşısında yemek yiyen kişilerin en çok karşılaştığı durum, yemeğin ne zaman bittiğini anlayamamaktır. Tabağın boşaldığını fark ettiğiniz an, beyniniz henüz lezzet ve doygunluk tatminine ulaşmadığı için arayışa geçer.
Uzmanlar buna "Otomatik Beslenme" (Mindless Eating) adını veriyor. Yapılan deneylerde, televizyon karşısında yemek yiyen kişilerin, masada sadece yemeğe odaklanarak yemek yiyenlere kıyasla gün içerisinde %25 ila %40 oranında daha fazla kalori aldığı saptanmıştır. Üstelik bu fazla kaloriler genellikle ana yemekte değil, yemekten hemen sonra aranan tatlı veya atıştırmalıklarda ortaya çıkar.

Sadece porsiyon miktarı değil, stres seviyesi de bu alışkanlıktan doğrudan etkilenir. Bilgisayar başında çalışırken veya gerilimli bir dizi izlerken yemek yendiğinde vücut Kortizol (stres hormonu) salgılar.
Yüksek kortizol seviyeleri:
1.Kan şekerinin dengesiz dalgalanmasına neden olur.
2.Vücudun özellikle karın bölgesinde yağ depolamasını kolaylaştırır.
3. İnsülin mekanizmasını zorlayarak kısa süre sonra tekrar acıkma hissi yaratır.
Yani tabağınızda sadece salata ve ızgara tavuk olsa bile, yüksek stres ve dikkat dağınıklığı altında yenilen yemek metabolizma tarafından "stres besini" olarak algılanabilir.

Kilo verme sürecinizi yeniden canlandırmak ve bu gizli engeli ortadan kaldırmak için radikal değişiklikler yapmanıza gerek yok. Günlük rutininize ekleyeceğiniz birkaç küçük kural ile durumu tamamen lehinize çevirebilirsiniz:
Sadece 15 Dakika Ekranları Kapatın: Yemeğe oturduğunuzda telefonunuzu, televizyonunuzu ve bilgisayarınızı kapatın. Sadece tabağınıza ve yemeğinize odaklanın.
Lokmaları Sayın ve Çatalları Bırakın: Her lokmadan sonra çatalı veya kaşığı tabağın kenarına bırakın. Yemeği iyice çiğnedikten sonra ikinci lokmaya geçin.
Renkleri ve Kokuları İnceleyin: Yemeğin kokusunu içinize çekin, renklerini fark edin. Bu görsel uyaranlar beynin doyma merkezini doğrudan harekete geçirir.
Mutfak veya Yemek Masasını Kullanın: Yatağınızı, çalışma masanızı veya kanepenizi yemek alanı olmaktan çıkarın. Bedeninize "şimdi yemek zamanı" mesajı verin.

Forma girmek ve kilo vermek sadece ne yediğinizle değil, nasıl ve hangi zihinsel durumda yediğinizle doğrudan bağlantılıdır. Eğer siz de diyet yapmanıza rağmen kilonuzun takılı kaldığından şikayetçiyseniz, tabağınızın karşısındaki ekranı kapatın ve bedeninize hak ettiği dikkati verin. Sonucun ne kadar hızlı değiştiğine şaşıracaksınız!