Olay, Kadriye Şendir'in 1989 yılında çalışmaya başladığı tarihin sigorta başlangıcı olarak kabul edilmesi talebiyle Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) aleyhine dava açmasıyla başladı. Şendir, 19 Eylül 2016 tarihinde Kırklareli İş Mahkemesine başvurarak 11 Eylül 1989 tarihinde çalışmaya başladığı işyerindeki faaliyetinin sigorta başlangıcı olarak tespit edilmesini istedi. Dava dilekçesinde, söz konusu işyerinde 11 Eylül 1989 tarihinde işe başladığını ve adına işe giriş bildirgesi verildiğini belirten başvurucu, bu tarihteki bir günlük çalışmasının tespit edilmesini talep etti. Ayrıca 11 Eylül 1989 tarihinin tüm sigorta kolları bakımından sigorta başlangıcı olarak kabul edilmesini istedi. Kırklareli İş Mahkemesi, 8 Aralık 2017 tarihinde davayı kabul etti. SGK'nin karara karşı yaptığı istinaf başvurusu ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi tarafından 28 Mart 2019 tarihinde reddedildi. Ancak SGK'nin temyiz başvurusu üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 4 Mart 2020 tarihinde yerel mahkemenin kararını bozdu.
YARGITAY, EL HALICILIĞINA İLİŞKİN İSTİSNAİ DÜZENLEMEYİ GEREKÇE GÖSTERDİ
Yargıtay, uyuşmazlığın yaşandığı dönemde yürürlükte bulunan 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nda yer alan el halıcılığına ilişkin özel düzenlemeyi esas aldı. Söz konusu düzenlemeye göre el halıcılığı dokuma işlerinde çalışanlar, zorunlu olarak yalnızca iş kazaları, meslek hastalıkları, analık ve hastalık sigortası kolları kapsamında bulunuyordu. Bu çalışanların malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası kollarına dahil olabilmeleri ise isteğe bağlı olarak düzenlenmişti. Yargıtay, 9 Temmuz 1987 ile 6 Ağustos 2003 tarihleri arasında bu kapsamda gerçekleştirilen çalışmaların uzun vadeli sigorta kolları açısından zorunlu sigortalılık olarak değerlendirilemeyeceğini belirtti. Bu nedenle başvurucunun çalıştığı işyerindeki faaliyetin el halıcılığı dokuma işi kapsamında olup olmadığının araştırılmasını istedi. Bozma kararına uyan Kırklareli İş Mahkemesi, işyerinin el halıcılığı dokuma faaliyeti yürüttüğünü tespit ederek 5 Kasım 2020 tarihinde davanın reddine karar verdi. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi de 21 Nisan 2021 tarihinde ret kararını onadı.
AYNI KOŞULLARDA ÇALIŞANLARIN DAVALARI KABUL EDİLMİŞTİ
Kadriye Şendir, yargılama sürecinde kendisiyle aynı durumda bulunan kişilerin açtıkları davaların kabul edildiğini belirterek bu davalara ilişkin Yargıtay kararlarını mahkemeye sundu. Başvurucu, benzer koşullarda çalışan kişilerin sigorta başlangıç tarihlerinin işe giriş bildirgelerinde belirtilen tarihler esas alınarak tespit edildiğini ve bu kararların Yargıtay tarafından da onandığını ifade etti. AYM kararında yer alan bilgilere göre Şendir, 5 Kasım 2020 tarihli duruşmada benzer davalarda verilen kabul kararlarına ilişkin onama kararlarını mahkemeye sunduğunu bildirdi. Ayrıca 9 Aralık 2020 tarihli temyiz dilekçesinde de aynı nitelikteki davaların kabul edildiğini ve Yargıtay tarafından onandığını ileri sürdü. Ancak yerel mahkeme ve Yargıtay, başvurucunun sunduğu emsal kararların neden farklı değerlendirildiğine ilişkin herhangi bir açıklama yapmadı.

"ÖNEMLİ İTİRAZLAR GEREKÇELİ ŞEKİLDE YANITLANMALI"
Başvuruyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, mahkemelerin delilleri değerlendirme ve hukuk kurallarını yorumlama konusunda takdir yetkisine sahip olduğunu belirtti. Ancak bu yetkinin, davanın sonucunu etkileyebilecek önemli iddiaların yanıtsız bırakılabileceği anlamına gelmediğini vurguladı. AYM, başvurucunun sunduğu Yargıtay kararlarında, el halıcılığı dokuma işlerinde çalışan kişilerin sigorta başlangıç tarihlerinin tespitine ilişkin farklı sonuçlara ulaşıldığına dikkat çekti. Yüksek Mahkeme, yerel mahkemenin davayı reddederken başvurucunun sunduğu benzer davalara ilişkin kararların neden dikkate alınmadığını tartışmadığını tespit etti. Yargıtayın da bu itirazlara gerekçeli bir yanıt vermediği belirtildi.
Başvurucunun, aynı koşullarda çalışan kişilerin davaları kabul edildiği hâlde kendi davasının reddedilmesine ilişkin itirazlarının yeterince açıklığa kavuşturulmadığı sonucuna varıldı. AYM, mahkemelerin davanın sonucuna etkili olabilecek nitelikteki iddiaları karşılamamasının gerekçeli karar hakkı bakımından ihlal oluşturduğuna hükmetti.
YENİDEN YARGILAMA YAPILACAK
Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvurucunun Anayasa'nın 36'ncı maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine oybirliğiyle karar verdi. İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Kırklareli İş Mahkemesine gönderilmesine hükmedildi. AYM ayrıca başvurucuya 487,60 TL harç ve 40 bin TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40 bin 487,60 TL yargılama giderinin ödenmesine karar verdi.
AYM'NİN KARARI EMEKLİLİK HAKKININ KABUL EDİLDİĞİ ANLAMINA GELMİYOR
Anayasa Mahkemesi, verdiği ihlal kararının başvurucunun davasının mutlaka kabul edilmesi gerektiği anlamına gelmediğinin de altını çizdi. Yeniden yapılacak yargılamada delillerin değerlendirilmesi ve davanın sonucuna karar verilmesi ilgili mahkemenin yetkisinde olacak. Karar, sigorta başlangıç tarihinin tespitine ilişkin uyuşmazlıklarda önemli bir noktayı yeniden gündeme getirdi. Buna göre mahkemeler, benzer koşullarda çalışan kişiler hakkında verilmiş emsal yargı kararlarına yönelik itirazları görmezden gelemeyecek; bu kararları neden farklı değerlendirdiklerini hukuki ve yeterli gerekçelerle açıklamalı olacak.