1925'te paslanan Eyfel Kulesi Paris Belediyesi için büyük bir mali yük haline gelmişti. Yerel gazetelerde kulenin sökülüp hurda olarak satılmasının daha ucuza geleceği tartışılıyordu. Bu haberleri dikkatle takip eden Victor Lustig, hayatının en büyük fırsatını yakaladı.
Hükümetin bakım masraflarını karşılayamadığı için kuleyi hurda olarak satacağını söyledi. Sürecin gizli yürütülmesi gerektiğini belirten Lustig, ihaleyi garantiye almak isteyen hurdacı Andre Poisson'dan "işlemlerin hızlandırılması ve öncelik sağlanması" adı altında gizli bir ödeme talep etti. Bu gizli talep, işlemlerin yasal olmadığını düşündürmek aksine, Poisson'a sürecin gizli ve resmi işlediği hissini vererek tüm şüphelerini ortadan kaldırdı.
Andre Poisson, hem Eyfel Kulesi'nin hurda bedelini hem de talep edilen ek ödemeyi nakit olarak teslim etti. Yapılan görüşmelerin ardından yaklaşık 350 milyon dolarlık devasa ihaleyi aldığını düşünen Poisson, ödemeyi yaptıktan kısa süre sonra durumun farkına vardı. Parayı teslim alan Lustig ise zaman kaybetmeden Viyana'ya gitti. Gerçeği anlayan iş insanı, itibar kaybetme ve alay konusu olma korkusuyla durumu polise dahi bildiremedi.
Kurbanının sessiz kalmasından cesaret alan Lustig, bir ay sonra Paris'e geri dönerek aynı süreci başka hurdacılara tekrarladı. Ancak bu kez durum fark edilip yetkililere bildirildiği için hızla ABD'ye kaçmak zorunda kaldı.
Lustig, 1935 yılına kadar yetkililerden kaçarak dolandırıcılık yapmaya devam etti ve 28 Eylül 1935'te yolun sonuna geldi. FBI (Federal Soruşturma Bürosu) tarafından yakalanan Lustig, New York'ta yapılan mahkemede 20 yıl hapis cezasına çarptırıldı ve cezasını çekmek için Alcatraz Hapishanesi'ne gönderildi. Lustig, cezaevine girdikten 2 yıl sonra zatürre geçirdi ve hayatını kaybetti.