Doğal yaşam alanlarında hiçbir avcısı bulunmayan bu sonradan getirilme türler, göllerdeki yerli semenderleri yok etme noktasına getirince park yönetimi acil temizlik operasyonu başlattı.

İnsanlığın doğaya iyi niyetle yaptığı müdahalelerin bazen nasıl geri dönülemez felaketlere yol açabileceğini gösteren en çarpıcı örneklerden biri ABD'nin Washington eyaletinde yaşanıyor. Mount Rainier Milli Parkı'nın o nefes kesici güzellikteki yüksek dağ gölleri, bugün dışarıdan bakıldığında kusursuz görünse de suyun altında ekolojik bir sessiz yıkım devam ediyor.

Ulaşımın inanılmaz zor olduğu bu göllere; atlar, katırlar ve özel su kapları kullanılarak tam 54 yıl boyunca (1972'ye kadar) 9 milyondan fazla gökkuşağı ve dere alabalığı taşındı.

Balık bırakma uygulaması 54 yıl önce tamamen durdurulmuş olsa da, bırakılan balıkların bir kısmı bu buz gibi dağ sularına kusursuz bir uyum sağladı. İnsan müdahalesi olmadan kendi kendilerine üreyebilen bu popülasyonlar, bugün park içindeki yaklaşık 35 gölü kalıcı olarak ele geçirmiş durumda.

İşin asıl korkutucu boyutu ise gölün gerçek sahipleri olan yerli su canlılarının yaşadığı dram. Binlerce yıldır bu sularda hiçbir büyük avcı balık olmadan, huzur içinde yaşayan Kuzeybatı semenderleri ve küçük su canlıları, aniden göle bırakılan milyonlarca aç alabalıkla karşı karşıya kaldı.

Balıklar sadece semenderlerin larvalarını yiyerek nesillerini tüketmekle kalmadı, aynı zamanda göldeki kısıtlı besin kaynaklarını da sömürerek yerli türleri açlığa mahkum etti. Bilimsel araştırmalar, balıkların baskın olduğu göllerde semender popülasyonunun neredeyse sıfıra indiğini gösteriyor.

Bir asır önce turizmi canlandırmak için gölleri balıkla dolduran park yönetimi, bugün bu hatanın bedelini ağır ödüyor. Orijinal ekosistemi geri getirmek ve semenderleri yok olmaktan kurtarmak için şimdi tam tersi bir operasyon devrede: Gölleri balıklardan arındırmak!

Yetkililer belirli göllerde özel arındırma çalışmaları yürütürken, bir yandan da ekosistemi rahatlatmak için ziyaretçileri bu "işgalci" balıkları avlamaya teşvik ediyor. Ancak aradan geçen yarım asra rağmen 35 gölün hala bu balıkların kontrolünde olması, doğanın dengesiyle oynamanın ne kadar zor telafi edilebileceğinin en büyük kanıtı.