Herkes "burada yaşanmaz, her yer harabe" derken, çılgın çift tam 350 bin Euro (yaklaşık 18 milyon TL) ödeyerek köyün tek sahibi oldu. Onlarca taş ev, tarihi bir kilise kalıntısı ve uçsuz bucaksız arazilerden oluşan köyde ilk başlarda cep telefonu bile çekmiyordu. Ancak çiftin burası için kimsenin tahmin edemeyeceği devasa bir planı vardı.
HAYALET KÖY OLARAK ANILIYORDU
İspanya'nın kuzeyindeki Burgos eyaletinde yer alan ve 1970'li yıllarda elektrik, su ve iş imkanlarının yetersizliği nedeniyle tamamen kaderine terk edilen tarihi Bárcena de Bureba köyü, yıllarca sahipsiz kalmış ve adı "hayalet köy"e çıkmıştı.
Bu gizemli yerleşimi, Hollandalı öncü çift Maaike Geurts ve Tibor Strausz gözünü karartıp satın aldı.
Hollanda'daki konforlu şehir hayatlarını ve kariyerlerini geriye bırakarak bu çılgın maceraya atılan ikili, projeye "Ardbol" adını verdi. Amaçları sadece eski duvarları onarmak değil; sürdürülebilirliğe, kolektif üretime, sanata ve permakültüre dayalı uluslararası bir çiftlik kurmaktı.
TERK EDİLMİŞ KÖYÜ EKO-KÖYE ÇEVİRDİLER
Bir zamanlar herkesin lanetli kabul ettiği terk edilmiş köyü tamamen kendi kendine yeten, dış dünyadan bağımsız sürdürülebilir bir eko-köye dönüştürmek için kollar sıvandı.
İlk iş olarak köyün enerji sorununu çözmek adına devasa güneş panelleri ve modern batarya sistemleri kuruldu.
EVLERİ TEK TEK RESTORE ETTİLER
Doğayla uyumlu kolektif bir yaşam alanı yaratmayı hedefleyen çift, harabeye dönmüş taş evleri aslına sadık kalarak tek tek restore etmeye başladı.
Yarım asır sonra ilk kez ışıkların yandığı ve yaşam belirtilerinin başladığı köyün son halini görenler gözlerine inanamıyor. Uluslararası bir çekim merkezi haline getirilmesi planlanan bu eski hayalet köy, şimdiden sürdürülebilir yaşam meraklılarının odak noktası haline gelmiş durumda.
ALTYAPISIZ KÖYE ŞEBEKE KURDULAR
Ancak lojistik açıdan her şey göründüğü kadar kolay değildi. Madrid ve Bilbao şehirleri arasında, medeniyetten uzak dalgalı tepelerin ardında kalan bu köyde satın alma öncesinde hiçbir altyapı bulunmuyordu.
Cep telefonlarının bile çekmediği, su şebekesi ve kanalizasyon sisteminin tamamen çöktüğü bu izole coğrafyada çift ilk iş olarak lojistik engelleri aşmaya odaklandı. Köyün nehrinden suyu filtre ederek kendi temiz su hatlarını çektiler ve dış dünyadan tamamen bağımsız, modern güneş panelleri ve bataryalardan oluşan kendi mikro elektrik şebekelerini kurdular.
NÜFUSU HIZLA BÜYÜYOR
Yarım asır sonra ilk kez ışıkların yandığı köyde bugün işler çoktan büyüdü. Çift, restorasyon sürecini tek başlarına yürütmek yerine kapılarını dünyaya açtı. Günümüzde projeye Hollanda, Amerika ve İspanya'dan yeni aileler ve hatta yeni doğmuş bebekleriyle katılan çiftler dahil oldu. Nüfusu şimdiden üçe katlanan köy her geçen gün büyümeyi sürdürüyor.
Herkesin kendi harabesini aslına sadık kalarak imece usulüyle restore ettiği, iş birliği içinde toprağı işlediği bu eski hayalet köy; yeşeren bahçeleri, güneş enerjili evleri ve cıvıl cıvıl çocuk sesleriyle görenleri hayran bırakan küresel bir eko-topluluk modeline dönüşüyor.