Kâbe'yi ilk kez görmenin heyecanından Medine'deki tarihi mekânlara, namaz sırasında saflar arasında uçuşan beyaz güvercinlerden 14 asır öncesinin izlerini hissetmeye uzanan yolculuk, hafızasında unutulmaz hatıralar bıraktı... Kutsal yolculuktan geriye kalanları Türkoğlu'nun kaleminden okuyalım... Günler öncesinden başlayan hazırlıkların ardından İstanbul Havalimanı'nda ihrama girdik ve Cidde'ye doğru yola çıktık. İhramlarımızla, yoğun bir kalabalığın arasından yürüyerek Kâbe'ye ulaştık. Yaklaşık 40 dereceyi bulan sıcaklığa rağmen yaşadığımız manevi heyecan, bütün yorgunluğumuzu unutturdu. Kâbe'yi ilk gördüğüm anı tarif etmek gerçekten çok zor. Etrafımızda dünyanın dört bir yanından gelen Müslümanlar vardı. Dilleri, renkleri ve ülkeleri farklı olsa da herkesin duası ve yönelişi aynıydı. Dualar eşliğinde tavaf yaptık. Ardından Hz. Hacer'in, oğlu Hz. İsmail için su arayışını hatırlatan Safa ve Merve tepeleri arasında sa'y ibadetimizi yerine getirdik. Saçlarımızı kestirerek umremizi tamamladık. Ertesi gün yeniden Kâbe'ye gittik. Bu kez ikindi namazını Beytullah'a karşı kılmanın huzurunu yaşadık. Namaz sırasında secdeden doğrulurken bir anda saflar arasında uçuşan beyaz güvercinleri gördüm. O anı yaşarken hissettiklerimi kelimelerle anlatmak kolay değil... Benim için bu ziyaretlerin en anlamlı tarafı, 14 asır önce Peygamber Efendimizin yaşadığı topraklarda bulunmak ve aynı havayı teneffüs etmekti... Bilhassa Arafat ziyaretinde O'nun gördüğü yerleri görmek, dokunmuş olabileceği yerlere dokunmak umudu bile doymsuzdu. Medine yolculuğumuz sırasında Bedir Savaşı'nın yapıldığı bölgeyi ziyaret ettik. Dolu dolu geçen bu yolculuk, benim için yalnızca bir ziyaret değil, ömrüm boyunca unutamayacağım manevi bir tecrübe oldu.
Haber Girişi
Mete Efendioğlu - Editör