2026 yılının ilk yarısına ilişkin küresel aşırı sağ faaliyetleri mercek altına alındı. 30 ülkede meydana gelen toplam 255 vaka üzerinden hazırlanan analizde, aşırı sağ hareketlerin son yıllarda geleneksel örgütlenmelerden uzaklaşarak merkezsiz ve dijital ağırlıklı bir yapıya dönüştüğü ortaya konuldu. Raporda, aşırı sağın faaliyetlerinin yalnızca şiddet eylemleriyle sınırlı kalmadığı, propaganda, tehdit, sembolik eylemler ve kitlesel mobilizasyon faaliyetlerinin ağırlık kazandığı belirtildi.

255 VAKANIN 37'Sİ AĞIR ŞİDDET
Çalışmada 255 vaka; ağır şiddet eylemleri ve girişimleri, darp-hakaret-tehdit, yazılama-grafiti-bildiri ile miting-basın açıklaması-konser-yürüyüş olmak üzere dört ana kategoride değerlendirildi. Silahlı veya bombalı saldırı, kundaklama ve cinayet gibi doğrudan ağır şiddet eylemleri ve girişimleri 37 vakayla toplamın yüzde 14,5'ini oluşturdu. Darp, hakaret ve tehdit gibi kışkırtıcı eylemler 60 vaka ile yüzde 23,5'e ulaşırken, yazılama, grafiti ve bildiri 77 vakayla yüzde 30,2'lik pay aldı. Miting, basın açıklaması, konser ve yürüyüşler ise 81 vaka ile yüzde 31,8 oranında gerçekleşti. Böylece doğrudan ağır şiddet dışındaki propaganda, sembolik ve seferber edici faaliyetler toplam vakaların yaklaşık yüzde 85,5'ini oluşturdu.
ABD 82 VAKAYLA İLK SIRADA
Vakaların coğrafi dağılımında ABD açık ara öne çıktı. ABD'de 82 vaka kaydedilirken, Birleşik Krallık 33, İtalya 20 ve İspanya 16 vakayla takip eden ülkeler oldu. Toplam vakaların büyük bölümünün ABD, Avrupa, Hindistan ve Avustralya'da görüldüğü belirtildi. ABD'de 40 vakada ırksal/etnik temelli saik öne çıkarken, Birleşik Krallık'ta 14 vakayla göçmen ve yabancı karşıtlığı baskın motivasyon olarak kayıtlara geçti.
IRKSAL VE ETNİK SAİK İLK SIRADA
Raporda aşırı sağ faaliyetlerinin ideolojik motifleri de ayrı başlıklarda incelendi. Irksal ve etnik temelli saikler 76 vakayla yüzde 29,8'lik oranla ilk sırada yer aldı. Bunu 62 vaka ve yüzde 24,4 ile göçmen ve yabancı karşıtlığı izledi. İslam karşıtlığı 41 vaka ile yüzde 16, yönetim ve sistem karşıtlığı olarak tanımlanan ivmecilik 31 vaka ile yüzde 12,2, Yahudi karşıtlığı ise 28 vaka ile yüzde 11 oranında kaydedildi. Diğer motifler 17 vakada, yani yüzde 6,7 oranında görüldü. Motiflerin birbirini dışlamadığı, özellikle ırksal/etnik temelli söylemler ile göçmen ve yabancı karşıtlığının sıklıkla iç içe geçtiği belirtildi.
DİJİTAL ALANDA RADİKALLEŞME
Analizde, aşırı sağ hareketlerin son on yılda örgütsel yapısında önemli bir dönüşüm yaşandığına dikkat çekildi. Geleneksel ve görünür liderlik yapılarının yerini, büyük ölçüde merkezsiz ve dijital alt kültürler üzerinden yayılan bir ekosistemin aldığı belirtildi. Komplo teorileri, şiddet söylemleri ve radikal propagandanın dijital mecralarda yaygınlaşmasının, aşırı sağ faaliyetlerinin tespitini zorlaştırdığı ifade edildi. Rapora göre bu dönüşüm, cezalandırılabilir eylem ile ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilecek söylem arasındaki sınırın belirlenmesini de güçleştiriyor. Analizde neo-Nazizm, beyaz üstünlükçülük ve ivmecilik eksenindeki ideolojilerin; göçmen ve yabancı karşıtlığı, İslam karşıtlığı, Yahudi karşıtlığı, komplo teorileri ve kurum karşıtı söylemlerle birleşerek çok bileşenli bir tehdit alanı oluşturduğu değerlendirildi. İvmecilik, mevcut demokratik ve çoğulcu düzenin şiddet, terör ve toplumsal kutuplaşma yoluyla çöküşünü hızlandırmayı ve bunun sonucunda beyaz-etnik milliyetçi bir düzen kurulmasını savunan yaklaşım olarak tanımlanıyor.