Doğalgazlı ocakların kapalıyken de odaya görünmez emisyonlar yaydığı belirlendi. Stanford Üniversitesi uzmanları, kapalı konumdaki ocakların fark edilmesi zor, kokusuz gaz sızıntıları yapabildiğini ortaya koydu. Çocuklarda astım riskini tetikleyebilecek bu durumun iç mekan hava kalitesini beklenenden çok daha fazla düşürdüğünü belirten uzmanlar, mutfakların düzenli havalandırılmasının hayati önem taşıdığının altını çiziyor.

Stanford Üniversitesi tarafından yürütülen yeni bir çalışma, gazlı ocakların sadece açıkken değil, düğmesi kapalıyken bile metan gazı sızdırmaya devam ettiğini saptadı. Araştırma ekibi, evlerin mutfağına yerleştirdikleri özel sensörlerle günlerce ölçüm yaptı. Sonuç ise dehşet verici: Sızıntıların %75'inden fazlası ocak kapalıyken gerçekleşiyor!

Gaz yandığında ortaya çıkan azot dioksit, akciğerlerin en büyük düşmanlarından biri olarak biliniyor. Stanford uzmanları, gazlı ocağın kullanıldığı evlerde NO2 seviyesinin dakikalar içinde Dünya Sağlık Örgütü'nün güvenli sınırlarını aştığını gözlemledi. Bu gaz, doğrudan bronşları tahriş ederek nefes darlığına yol açıyor.

Araştırmanın en kritik bulgusu çocuklar üzerinde. Evdeki gazlı ocak kullanımı, çocukluk çağı astım vakalarının %12'sinden fazlasıyla doğrudan bağlantılı olabilir. Stanford raporuna göre, evde sigara içilmese dahi, gazlı ocağın yarattığı kirlilik çocukların akciğer gelişimine benzer bir zarar verebiliyor.

Genellikle büyük gaz kaçaklarında hissettiğimiz o keskin koku, düşük seviyeli sürekli sızıntılarda fark edilemiyor. Stanford araştırmacıları, ocakların içindeki bağlantı noktalarından sızan metan gazının kokusuz bir şekilde evin atmosferine karıştığını belirtiyor. Bu da zehirli havayı farkında olmadan gün boyu solumamıza neden oluyor.

Bilim insanları, gaz sızıntısı riskinden tamamen kurtulmak isteyenlere "indüksiyonlu" veya "elektrikli" ocakları öneriyor. Yanma süreci içermeyen bu ocaklar, herhangi bir zararlı gaz salınımı yapmadığı için ev içindeki hava kalitesini koruyan tek kesin çözüm olarak gösteriliyor.