Yeşilay öncülüğünde hazırlanan çığır açıcı rapor, tütün, alkol ve uyuşturucu bağımlılığının yalnızca bireysel bir sağlık sorunu olmadığını, doğa üzerinde de devasa bir ekolojik yıkıma yol açtığını gözler önüne serdi. Araştırma kapsamında, Türkiye'nin yedi ilindeki atık su arıtma tesislerinden uyuşturucu ve uyarıcı madde örnekleri toplanarak kapsamlı laboratuvar analizleri gerçekleştirildi. Elde edilen çarpıcı sonuçlara göre, ileri biyolojik arıtma teknolojisi uygulanan modern tesislerde, incelenen zararlı maddelerin yüzde 80 ile yüzde 100'ünün sudan tamamen temizlendiği belirlendi. Buna karşın, sadece temel ön arıtma seviyesinde kalan tesislerde kimyasalların sudan arındırılma oranının yok denecek kadar az olduğu tespit edildi. Arıtılamayan bu kimyasal atıklar, nehirler ve denizler yoluyla balıklardan ormanlara kadar tüm ekolojik zinciri doğrudan zehirleme potansiyeli taşıyor.

'HEM BİREYE HEM TOPLUMA ZARARLI'
Bağımlılık meselesinin bireysel ve küçümsenecek bir mesele olmadığını anlatan Yeşilay Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç, "Türkiye Yeşilay Cemiyeti olarak 106 yıldır bağımlılıklarla alakalı büyük bir mücadele veriyoruz. Ülkemizde hiçbir insan bağımlı olmasın. Dünyada hiçbir insan bağımlılıkla alakalı çok boyutlu zararları görmesin diye eğitim, beceri kazandırma, faaliyetler organize etme, bilimsel araştırmalar oluşturma, bilimsel bir zeminde faaliyetlerimizi güçlü bir şekilde yürütme noktasında gece gündüz çalışmalarını sürdürüyoruz. Şunu net bir şekilde biliyoruz. Bağımlılık hiçbir şekilde faydası olmayan bir şeydir. Bağımlılık hiçbir şekilde zararları azımsanmayacak, küçümsenmeyecek bir şeydir. Bugünkü raporumuzda gördüğümüz şekilde bağımlılık sadece bireysel bir mesele değildir. Bir kişinin kendi kendine zarar vermesi değildir. Bir kişinin hayatına kastetmesi değildir. Bir kişinin sağlığıyla oynaması değildir. Bir kişinin ötesinde toplumun da ciddi olarak çok boyutlu bir şekilde bağımlıktan zarar gördüğü gerçeğiyle karşı karşıyayız" dedi.

ÖNEMLİ OLAN BIRAKMAK DEĞİL YENİDEN BAŞLAMAMAK
Sigarayı bırakma kararı alıp Etlik Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezlerinin (KETEM) kapısını çalan vatandaşlar, uzman eşliğinde kapsamlı tedavi sürecine dahil oluyor. KETEM Sigara Bırakma Polikliniğinden Dr. Aynur Öztürk Özer, merkeze başvuran kişilerin artan öksürük, aşırı yorgunluk, halsizlik ve merdiven inip çıkarken zorlanma gibi şikâyetlerle gelip sigarayı bırakmak isteyenlere 3 reçete uyguladıklarını söyledi.

KİŞİYE ÖZEL TEDAVİ
Tedavinin hastanın bağımlılık derecesine göre planlandığını vurgulayan Özer, "Hastanın ilk olarak nerelerde zorlandığını anlıyoruz. Ardından bağımlılık skoru ölçeğimizle değerlendiriyoruz. Zorlandığı alanları ve tetikleyici etkenleri konuştuktan sonra psikolojik, sosyal alanlarda neler yapabileceğini anlatıyoruz. Süreçte sadece psikolojik değil, tıbbi destek de sağlıyoruz. Hastayı sağlık duruma göre ücretsiz 3 farklı ilaç seçeneğinden veya nikotin bandından yararlandırıyoruz. Her hastaya ilaç vermiyoruz. Yalnızca konuşma tedavisi ve psikososyal destekle sigarayı bırakan hastaların sayısı da oldukça fazla" diye konuştu. Sigara bırakma tedavisinde asıl amacın kalıcılık olduğuna dikkat çeken Özer, "Kişilerin sadece sigarayı bırakmalarını değil, bıraktıktan sonra tekrar başlamamalarını hedefliyoruz. Bu yüzden alışkanlık değişikliği odaklı psikososyal destek tedavileri uyguluyoruz. Alışkanlık değişimi kalıcı başarı için kilit rol oynuyor" dedi.
41 YIL SONRA SİGARAYI BIRAKTI
KETEM'de tedavi gören 61 yaşındaki Esen Ülger, 20 yaşında sigara içmeye başladığını, bırakmayı birçok kez denediğini ancak başarılı olamadığını anlatarak "Doktorum psikolog gibiydi. Benimle ilgilendi. İlaç kullanmadan sigarayı bıraktım. 2 aydır ağzıma sürmüyorum. Kendimi daha iyi hissediyorum" ifadesini kullandı. Burcu ŞEN-ANKARA
ACİL ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
YEŞİLAY, kapımızdaki bu çevre felaketinin önüne geçmek adına küresel bağımlılık endüstrisine karşı sert ve bağlayıcı tedbirler alınmasını talep ediyor. Raporda, çevre vizyonunu dönüştürecek acil çözüm önerileri şu şekilde sıralanıyor:
Bağımlılık endüstrisi; karbon ayak izi, su tüketimi ve atık üretim süreçlerini şeffaf şekilde raporlamalı.
Üretici firmalar, ürünlerin çevreye verdiği zararların giderilme maliyetini yasal olarak doğrudan üstlenmeli.
Uyuşturucu sirkülasyonunu izlemek amacıyla küresel düzeyde atık su verilerine dayalı bir erken uyarı sistemi kurulmalı.
Zehirli maddelerin alıcı ortamlara karışmasını engellemek için ileri biyolojik arıtma tesisleri hızla yaygınlaştırılmalı.
Bağımlılıkla mücadele eylem planları; ulusal çevre, sürdürülebilir kalkınma ve iklim değişikliği politikalarına entegre edilmeli.