İki okyanus arasında kesintisiz bir su yolu oluşturabilmek için doğal su seviyesini fersah fersah aşan dev dağ kütlesinin mekanik yöntemlerle bütünüyle ortadan kaldırılması kararlaştırıldı.
Gaillard Yarığı adı verilen ve 14 kilometre boyunca uzanan bu devasa yapay vadi, bölgenin topografyasını ve jeolojik yapısını kalıcı olarak değiştirdi.
TOPRAK KAYMALARINA RAĞMEN TAMAMLANAN TARİHİ HAT
Kazı faaliyetleri tüm hızıyla sürerken yamaçlarda meydana gelen devasa toprak kaymaları, milyonlarca metreküp kaya ve balçığın yeni açılan koridora geri dolmasına neden oldu.
Karşılaşılan bu tehlikeli heyelanlara ve zorlu zemin koşullarına rağmen mühendislik ekipleri operasyonu bir an olsun durdurmadı ve dağın merkezini tabana kadar boşaltmayı başardı.
Masif dağ kütlesinin tamamen yarılmasıyla ortaya çıkan derin kanyon yatağı, planlandığı şekilde suyla dolduruldu.
Kıtayı ortadan ikiye bölen bu yapay su yolu, tonlarca yük taşıyan devasa okyanus gemilerinin doğrudan bir dağın kalbinden yüzdürülerek geçiş yapmasına olanak tanıdı.
Mojave Çölü'nde yer alan bu sıra dışı projenin kökleri Elmer Long'un çocukluk yıllarına dayanıyor. Küçük yaşlarda babasıyla birlikte çölde gezintiler yaparak eski yerleşim yerlerinden cam şişeler ve çeşitli objeler toplayan Long, babasının vefatının ardından kendisine kalan bu geniş koleksiyonu değerlendirmek için yaratıcı bir yol aradı.
SIRA DIŞI FİKİR ÇOCUKLUK ANILARINDAN DOĞMUŞ
İlk şişe ağacını 2000 yılında imal eden Long, metal direklere kaynak yaptığı dallara cam şişeleri geçirerek işe başladı. Zamanla bu hobisini devasa bir alana yayan sanatçı, yüzlerce ağaçtan oluşan eşsiz bir enstalasyon yarattı. Projeye sadece cam şişeler değil; eski oyuncaklar, nostaljik trafik levhaları ve hurda otomobil parçaları da dahil edildi.
ADETA RÜZGARLA ŞARKI SÖYLÜYOR
Tarihi Route 66 güzergahı üzerinde bulunan alanda bugün 200'den fazla şişe ağacı ve binlerce cam şişe yer alıyor. Farklı renklerdeki şişeler güneş ışığını büyüleyici bir şekilde yansıtarak gün boyu değişen görsel bir şölen sunuyor.
Çölden esen rüzgar cam şişelerin içinden geçerken ortaya çıkan ıslık benzeri sesler ise adeta doğanın ve insan elinin ortak bir müziğine dönüşüyor. Bu görsel ve işitsel uyum, bölgeyi yolculuk yapan turistlerin ve fotoğraf sanatçılarının vazgeçilmez uğrak noktalarından biri haline getirdi.
2019 yılında hayata gözlerini yuman Elmer Long'un mirası, bugün oğlu Elliott Long tarafından yaşatılmaya devam ediliyor. Ziyaretçilere açık olan Bottle Tree Ranch, çölün ortasında metal,cam ve insan emeğiyle kurulan masalsı dünyasını korumayı sürdürüyor. Güneş ışığında adeta renk cümbüşü yaratan bu yer, rüzgarın etkisiyle çıkardığı ıslık sesleriyle ziyaretçilerine unutulmaz bir deneyim sunuyor.
ABD'nin Nevada eyaletindeki Goldfield kasabasının dışındaki çölün ortasında yıllardır ilginç bir manzara ziyaretçileri karşılıyor.
Çölün ortasında bulunan burunları toprağa gömülü olan onlarca araç, renkli çizimlerle kaplı bir sanat alanına dönüşmüş halde. "Uluslararası Araba Ormanı" olarak da adlandırılan bu alanın hikayesi ise 2002'ye dayanıyor.
Arazinin sahibi Michael Rippie, 2002'de Guinness Rekorlar Kitabı'na girmeyi amaçlıyordu. Bu nedenle çöle araçları dikey olarak gömmeye başladı.
Goldfield'da yaşayan Michael 'Mark' Rippie, 2002'de bir kazıcı yardımıyla çukur açarak ilk aracı burnu aşağı bakacak şekilde toprağa gömdü. Asıl amacı, dikey olarak toprağa dikilmiş en fazla araç kategorisinde Guinness Rekorlar Kitabı'na girebilmekti.
Guinness bu kategoriyi tanımamasına rağmen Rippie, Nebraska'daki Carhenge'de kullanılan 39 aracı geçmeyi kafaya koymuştu.
Proje zaman içerisinde Reno'lu sanatçı Chad Sorg'un katılımıyla bir sanat alanına dönüştü. Sorg, toprağa gömülü araçları renkli çizimler ile boyamaya başladı. 2011 yılına gelindiğinde ise gömülen araçların sayısı Carhenge'i geçti.
Bugün 40'tan fazla otomobil, kamyon ve otobüs graffiti ve portrelerle süslenmiş halde bu alanda sergileniyor.
Goldfield'ın güney kenarında, otoyoldan yaklaşık yirmi mil içeride bulunan alanda 40'tan fazla araç bulunuyor. Otomobiller, kamyonlar, minibüsler ve otobüsler bazen burunları toprağa gömülü, bazen de birbirinin üzerine yığılmış halde duruyor.
Araçların yüzeyleri ise soyut çizimler, portreler ve sıra dışı figürler ile kaplanmış durumda. Alanda zaman zaman müzik grupların da konser veriyor.
ZİYARETÇİLERE ÜCRETSİZ SERGİLENİYOR
Alanın sahibi Rippie, 2013 yılında yasal sorunlarla karşılaşınca çalışmalar sekteye uğradın ve durdu. Arazi birkaç yıl sonra Goldfield'da yaşayan başka bir kişiye satıldı.
Yeni sahip sanat alanını korumak istediğini belirterek 2020'de bakımı sürdürmek için kar amacı gütmeyen bir kuruluş kurdu.
Kuruluş yeniden araç gömmeye başladı, ancak her aracı kabul etmeyerek yalnızca geniş bir sanat yüzeyi sunan araçları tercih ediyor.