Yüzde 82 oranında engelli olduğu belirtilen ve epilepsi tanısı bulunan 19 yaşındaki A.C.E, 2 Temmuz 2020'de İnegöl'de özel bir bakımevine yerleştirildi. Bakımevine kabulü sırasında hazırlanan değerlendirme raporunda, A.C.E'nin kendisini ifade etmekte zorlandığı, zaman zaman saldırgan davranışlar sergilediği ve kendisine ya da çevresine zarar verebildiği belirtildi. Genç, 15 Nisan 2021 gecesi bakımevinde fenalaştı. 112 ekiplerinin müdahalesinin ardından İnegöl Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı ancak aynı gece hayatını kaybetti.
OLAYIN ARDINDAN SORUŞTURMA BAŞLATILDI
İnegöl Cumhuriyet Başsavcılığı, ölümün ardından soruşturma başlattı. Ceset üzerinde adli muayene ve otopsi yapılırken, bakımevinin kamera kayıtları da incelemeye alındı. Ancak olayın doğrudan gerçekleştiği yeri gösteren bir kamera bulunmadığı tespit edildi. Görüntülere göre bakımevi çalışanlarının gece saatlerinde odaları kontrol ettiği, saat 22.40 sıralarında bir çalışanın olay yerine koşarak geldiği, kısa süre sonra kurum müdürünün de olay yerine ulaştığı ve 112 ekiplerinin bakımevine geldiği belirlendi.
MİDESİNDEN 3 PLASTİK ELDİVEN ÇIKTI
Adli Tıp Kurumu Bursa Adli Tıp Grup Başkanlığı'nın otopsi raporunda, ölümün gıda aspirasyonuna bağlı olarak solunum yollarının tıkanması sonucu meydana geldiği belirtildi. Otopsi sırasında A.C.E'nin midesinden plastik eldiven olduğu anlaşılan üç cisim çıkarıldı. Bunun üzerine soruşturma makamları, bu eldivenlerin ölümle bağlantısı olup olmadığının ayrıca araştırılmasına karar verdi. Dosya Adli Tıp Kurumu Birinci Adli Tıp İhtisas Kurulu'na gönderildi. Kurulun değerlendirmesinde A.C.E'nin ölümün gıda aspirasyonuna bağlı mekanik asfiksi sonucu meydana geldiği ifade edilirken, midede bulunan eldivenlerle ölüm arasında illiyet bağı olmadığı sonucuna varıldı.
BABA, SORUŞTURMANIN YETERLİ OLMADIĞINI SAVUNDU
A.C.E'nin babası E.E. ise soruşturmanın eksik yürütüldüğünü ileri sürdü. Baba, bakımevinde akşam yemeklerinin saat 18.00 civarında yenildiğini, oğlunun uyku zamanı olan olay saatinde yemek yemesinin mümkün olmadığını belirterek, olayın daha ayrıntılı araştırılmasını istedi. Ayrıca, bakımevinde hazırlanan yemek listeleriyle oğlunun midesinden çıkanların karşılaştırılmadığını ve bakımevi çalışanlarının olası ihmallerinin yeterince araştırılmadığını savundu.
SAVCILIK KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA KARAR VERDİ
İnegöl Cumhuriyet Başsavcılığı, elde edilen deliller ve Adli Tıp Kurumu raporları doğrultusunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi. Başvurucunun bu karara yaptığı itiraz da kesin olarak reddedildi. Bunun üzerine baba E.E, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulundu. AYM Birinci Bölümü, soruşturma kapsamında otopsi yapıldığını, kamera kayıtlarının incelendiğini, bakımevi çalışanlarının ifadelerinin alındığını ve ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla ek Adli Tıp incelemesi gerçekleştirildiğini vurguladı.
AYM'NİN KARARINDA KRİTİK NOKTA: TAZMİNAT DAVASI
AYM, olayda üçüncü kişilerin kasten ölüme neden olduğuna ilişkin bir unsur bulunmadığını, başvurucunun da ölümün bakımevi çalışanlarının ihmali nedeniyle gerçekleştiğini ileri sürdüğünü kaydetti. Fakat AYM, ceza soruşturmasından bağımsız olarak tazminat davası yolunun da bulunduğuna dikkat çekti. Mahkeme, bu tür durumlarda bazı koşullarda hukuki veya idari yolların yeterli olabileceğini belirterek, bakımevi aleyhine açılabilecek bir tazminat davasının da sorumluluğun belirlenmesi ve yaşanan mağduriyetin giderilmesi bakımından başvurulabilecek bir yol olduğunu ifade etti.
BAŞVURU KABUL EDİLEMEZ BULUNDU
AYM, başvurucunun tazminat davası yolunu tükettiğine ilişkin herhangi bir bilgi veya belge sunmadığına dikkat çekti. Bu nedenle Mahkeme, yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiği iddiasını "başvuru yollarının tüketilmemesi" gerekçesiyle kabul edilemez buldu.
"KYOK KARARI VERİLSE DE…"
Avukat Emre Altun, dosyada yanıt bekleyen önemli sorular bulunduğunu belirterek hukuki sürecin farklı boyutlarına dikkat çekti. Altun, şu ifadeleri kullandı: "Öncelikle olayın ceza ve tazminat hukuku yönünden ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekiyor. Yüzde 82 engelli, epilepsi tanısı bulunan ve kendisini ifade etmekte zorlanan 19 yaşındaki bir bireyin bakım evinde hayatını kaybetmesi ciddi bir durumdur. Verilen takipsizlik kararı, olayın tüm yönleriyle aydınlatıldığı anlamına gelmez.
A.C.E'nin fenalaştığı odada kamera kaydının olmaması, yemek listeleriyle mideden çıkanların karşılaştırılmadığı ve bakımevi çalışanlarının olası ihmallerinin yeterince araştırılmadığı iddiaları oldukça ciddi iddialar olup her ne kadar soruşturma neticesinde kyok kararı verilse de somut ve ciddi bir yeni delille birlikte tekrar konu olayın soruşturmaya dahil edilmesi de mümkün görülmektedir. Özellikle mideden çıkan ve plastik eldiven olduğu değerlendirilen 3 cisim, kamera bulunmayan oda, yemek listeleriyle mide içeriğinin karşılaştırılmaması ve çalışanların olası ihmallerinin yeterince araştırılmaması gibi hususlar yeniden ele alınabilir. Ayrıca iç hukuk yollarının tüketilmesinin ardından AİHM başvurusu ile bakım evi ve çalışanlarına karşı tazminat talep etme yolları da bulunmaktadır."