Havaların soğumasıyla birlikte milyonlarca evde her sabah aynı can sıkıcı manzara yaşanıyor: Sular süzülen pencereler, her gün elinde bezle cam silme mesaisi ve dış cepheye bakan duvar köşelerinde sinsice büyüyen kara küfler!

Birçok kişi bu durumun faturasını kalitesiz pencerelere, eski pimapenlere veya evin yetersiz yalıtımına kesip masraflı tadilat çözümleri ararken, uzmanlar çok daha şaşırtıcı bir gerçeğe parmak basıyor. Yıllardır "ev hava alsın" diye yaptığımız o masum alışkanlık, evimizi resmen bir terleme odasına çeviriyor. Peki, tek kuruş harcamadan cam buğusunu ve duvar küfünü sonsuza dek bitirmenin mümkün olduğunu söylesek? İşte sorunu kökünden çözen ve milyonların yanlış yaptığı o kritik havalandırma kuralı...

Yeni nesil yalıtımlı evler, ısıyı içeride tutmak konusunda harika iş çıkarırken, aynı zamanda birer "termos" gibi çalışarak evin nefes almasını tamamen engeller. Uyurken verdiğimiz nefes, banyodan çıkan buhar, mutfakta kaynayan çaydanlık ve hatta evdeki bitkiler havaya sürekli su buharı salar. İçerideki bu sıcak ve nemli hava, gece boyunca buz gibi soğuyan cam yüzeyine veya yalıtımsız dış duvar köşelerine çarptığı an sıvıya dönüşür. Buna "çiğ noktası" denir ve o süzülen sular, bir süre sonra duvarlarda astım ve alerjiyi tetikleyen kara küflere dönüşür.

Birçok kişi kışın ev soğumasın diye pencereyi tamamen açmak yerine, üstten (vasistas) aralık bırakarak saatlerce havalandırma yapar. İşte küfü ve terlemeyi garantileyen en büyük hata budur. Pencereyi saatlerce yarım açık bırakmak, içerideki nemli ve ağır havayı dışarı atamaz. Sadece pencere kenarındaki duvarın ve eşyaların buz gibi soğumasına neden olur. Soğuyan bu yüzeyler, içerideki sıcak havayla karşılaştığında eskisinden çok daha fazla terleme ve küf yapar. Üstelik kombiniz soğuyan duvarları ısıtmak için boşuna doğalgaz harcar.

Evinizdeki nemi eşyaları soğutmadan dışarı atmanın ve cam terlemesini durdurmanın tek yolu, Almanların sıkça kullandığı "Stoßlüften" (Şok Havalandırma) taktiğini doğru saatlerde uygulamaktır.
ALTIN SAATLER: Evdeki nemin en yoğun olduğu iki kritik zaman dilimi vardır. Birincisi sabah uykudan kalktıktan hemen sonra, ikincisi ise akşam yatmadan hemen öncedir.
DOĞRU YÖNTEM: Pencereyi üstten aralık bırakmayı unutun. Sabah uyandığınızda ve akşam yatmadan önce, evdeki karşılıklı iki pencereyi (cereyan yaptıracak şekilde) sonuna kadar açın.
SÜRE: Bu işlem kış aylarında sadece 5 ile 10 dakika sürmelidir.

Bu kısacık "şok havalandırma" sayesinde içerideki nemli ve ağır hava hızla dışarı hücum eder, yerine dışarının kuru ve temiz havası dolar. Eşyalarınız ve duvarlarınız sadece 5 dakikada soğumayacağı için, pencereleri kapattığınızda içerideki yeni ve kuru hava kombi sayesinde dakikalar içinde yeniden ısınır. Kuru havayı ısıtmak, nemli havayı ısıtmaktan çok daha az enerji gerektirdiği için faturanız da düşer.

Doğru saatte havalandırma yapsanız bile, evin içinde ürettiğiniz nem miktarını kontrol altında tutmanız gerekir. Camların sırılsıklam olmasına yol açan gizli sebepler şunlardır:
PETEK ÜZERİNDE ÇAMAŞIR KURUTMAK: Yıkanmış çamaşırları evin içinde, özellikle peteklerin üzerinde kurutmak, litrelerce suyun evin havasına karışması demektir. Çamaşırları mutlaka iyi havalanan bir odada veya balkonda kurutun.

MUTFAK VE BANYO KAPISINI AÇIK BIRAKMAK: Yemek yaparken davlumbaz kullanmamak ve mutfak kapısını açık bırakmak buharın tüm eve yayılmasına neden olur. Aynı şekilde banyodan sonra içerideki yoğun buharı evin içine değil, banyo penceresinden dışarı tahliye etmelisiniz.

AŞIRI SULANAN BİTKİLER: Evdeki geniş yapraklı ve çok su isteyen bitkiler, buharlaşma yoluyla evin nemini ciddi oranda artırır. Kış aylarında bitkilerinizi gereğinden fazla sulamamaya özen gösterin. Bu basit havalandırma rutinini hayatınıza dahil ettiğinizde, sabahları elinizde bezle cam silme mesaisinin bittiğini ve duvar köşelerindeki o inatçı küflerin bir daha geri dönmediğini göreceksiniz.