Osmanlı'nın Kuzey Afrika'daki varlığı, yüzyıllar boyunca bölgenin yalnızca siyasi ve askeri tarihinde değil, toplumsal yapısında da iz bıraktı. Bölgeye yerleşen Türk aileleri zamanla yerel hayatın bir parçası olurken, bu ortak geçmişin izleri bugün de varlığını koruyor. YTB'nin yayımladığı eser, Kuzey Afrika'daki Türk varlığını arşiv araştırmaları ve sözlü tarih çalışmalarıyla ortaya koyuyor. YTB ile Necmettin Erbakan Üniversitesi Küresel ve Bölgesel Çalışmalar Merkezi iş birliğinde yürütülen çalışmalar sonucunda hazırlanan eser, farklı ülkelerden araştırmacıların katkı sunduğu 13 akademik makaleden oluşan kitap, Kuzey Afrika'daki Türk varlığını tarihsel olayların yanı sıra toplumsal ve kültürel boyutlarıyla ele alıyor.

Eserde, Osmanlı döneminde Cezayir, Tunus ve Trablusgarp'a yerleşen Türklerin bölge toplumlarıyla kurduğu ilişkiler inceleniyor. Türk kökenli ailelerin zaman içinde geçirdiği dönüşüm, günümüzdeki kimlikleri ve kültürel gelenekleri de araştırmanın öne çıkan başlıkları arasında yer alıyor.

BARBAROS'TAN SONRA TÜRK ETKİSİ
Kuzey Afrika'nın Osmanlı geçmişi denildiğinde akla gelen isimlerin başında, Osmanlı'nın ilk Kaptan-ı Deryası Barbaros Hayrettin Paşa geliyor. Türklerin Kuzey Afrika'daki mirası denizcilik ve askeri faaliyetlerle sınırlı kalmadı; bölgeye yerleşen aileler zamanla toplumsal, kültürel ve ticari hayatın da parçası oldu. Kitap, bu kalıcı mirası farklı araştırmalar üzerinden inceliyor. Kitapta, Osmanlı döneminden günümüze uzanan tarihi mirasın önemli parçalarından Kuloğulları da geniş yer buluyor. Araştırma, Türk varlığının dil ve edebiyat alanındaki izlerini de ortaya koyuyor. Cezayir ve Sudan lehçelerinde kullanılmaya devam eden Türkçe kökenli kelimeler incelenirken, Garp Ocakları'nda yetişen Türk şairlerin eserleri de değerlendiriliyor.