Tarihin kalbinin attığı, Osmanlı Devleti'nin Balkanlar'daki en zarif mührünü taşıyan kadim şehir Filibe, geçmişten bugüne farklı kültürlerin harmanlandığı muazzam bir medeniyet beşiği olarak zamana meydan okuyor. Meriç Nehri'nin bereketli kollarıyla beslenen şehir; Traklar, Romalılar ve Bizanslıların ardından en kalıcı ve estetik dokunuşunu medeniyetimizin öncüsü Osmanlılar döneminde yaptı.

BALKANLAR'DA ECDAT İZİ
Sultan I. Murad döneminin ihtişamını günümüze taşıyan Cuma (Hüdavendigar) Camisi, şehrin siluetine asırlardır zarafet katan en önemli yapıların başında geliyor. Osmanlı mimarisinin Balkanlar'daki en müstesna ulu cami örneklerinden olan bu şaheserin minaresinden bugün de ezan sesleri yükseliyor. Eski Filibe evleri ise 19. yüzyılın adil ve zengin sosyal hayatının en canlı şahitleri. Şehir aynı zamanda, görkemli Antik Tiyatro ve devasa Roma Stadyumu ile adeta bir açık hava müzesi. Nebet Tepe ise adındaki "nöbet" ruhuyla şehri asırlardır bir muhafız gibi koruyor. Mimarisi, zanaatları ve köklü mirasıyla Filibe, bugün Bulgaristan'ın kültür başkenti olarak parıldıyor.