Alışveriş sırasında gözler genellikle domates, biber, patates ve mevsim meyvelerine çevriliyor. Oysa pazar tezgâhlarında bunlardan çok daha farklı ürünler de bulunuyor. İlk kez görenlerin merak ettiği, adını bilmeyenlerin ise tanımaya çalıştığı bu sebze ve meyveler, görünüşleriyle alışılmışın dışına çıkıyor.
Pazar alışverişi sırasında herkesin yakından tanıdığı ürünlerin yanı sıra ilk kez görülen veya adı bilinmeyen sebze ve meyvelerle de karşılaşmak mümkün. Ege mutfağının kendine özgü otlarından tropikal meyvelere uzanan bu çeşitlilik, tezgâhlara farklı bir görünüm kazandırıyor. Bazıları görünüşü nedeniyle başka ürünlerle karıştırılırken bazıları da alışılmadık isimleriyle dikkat çekiyor.
Ejder meyvesi, diğer adıyla pitaya, parlak pembe veya sarı kabuğu ve kendine özgü dış görünümüyle öne çıkıyor. İç kısmı beyaz ya da kırmızı olabilen meyvenin içerisinde çok sayıda küçük siyah çekirdek bulunuyor. Hafif ve ferahlatıcı bir tada sahip olan ejder meyvesi, özellikle farklı meyveleri denemek isteyenlerin ilgisini çekiyor.
Pepino, sarı zemin üzerindeki mor çizgileriyle kolayca fark edilebilen bir meyve. Kavunu andıran aroması ve sulu yapısıyla biliniyor. Görünüşü nedeniyle ilk kez karşılaşanların farklı bir meyve türü olduğunu anlaması zaman alabiliyor.
Kumkuat veya kamkat olarak da bilinen bu küçük turunçgil, oval şekli ve turuncu rengiyle dikkat çekiyor. Diğer birçok turunçgilin aksine kabuğuyla birlikte tüketilebilmesiyle tanınıyor. Kabuğu tatlımsı, iç kısmı ise daha ekşi bir tada sahip olabiliyor.
Karambola adıyla da bilinen yıldız meyvesi, en dikkat çekici tropikal meyvelerden biri. Uzunlamasına çıkıntıları bulunan meyve dilimlendiğinde yıldız biçimini alıyor. Bu özelliği sayesinde yalnızca tadıyla değil, sunumlarda oluşturduğu görüntüyle de ilgi görüyor.
Liçi, kırmızıya yakın ve pürüzlü kabuğunun altında yarı saydam, sulu bir meyve eti barındırıyor. Tatlı ve hoş kokulu aromasıyla bilinen bu meyvenin ortasında büyükçe bir çekirdek bulunuyor. Alışılmış elma, armut ve portakal görünümünden farklı olması, onu merak uyandıran meyveler arasına taşıyor.
Alabaş, toprak üstünde gelişen yuvarlak gövdesi ve bu gövdeden çıkan yapraklarıyla dikkat çekiyor. Lahana ailesinden gelen bu sebzenin gövdesi çiğ olarak tüketilebildiği gibi yemeklerde de kullanılabiliyor. İlk bakışta turp veya şalgamla karıştırılabilen alabaş, farklı dokusuyla diğer sebzelerden ayrılıyor.
Özellikle Ege ve Akdeniz mutfağında bilinen şevketi bostan, dikenli yaprakları ve etli kök bölümüyle tanınıyor. Temizlenmesi zahmetli olabilen bu bitki, geleneksel tariflerde çoğunlukla etli yemeklerde ve zeytinyağlı hazırlıklarda kullanılıyor. Yöresel pazarlarda karşılaşılan ürün, farklı görünümüyle merak uyandırıyor.
Deniz börülcesi, ince, dallanmış ve etli gövdesi nedeniyle ilk kez görenlerin kuşkonmazla karıştırabildiği bir bitki. Deniz kıyılarına yakın, tuzlu ortamlarda yetişebiliyor. Özellikle Ege mutfağında salata ve zeytinyağlı tariflerde kullanılıyor.
Cibes otu, özellikle Ege Bölgesi'nde bilinen yöresel sebzeler arasında bulunuyor. Lahana ve karnabahar hasadından sonra bitkinin kök kısmından gelişen sürgünlerle ilişkilendirilen cibes, haşlanarak, zeytinyağı ve limonla ya da farklı yemek tariflerinde değerlendirilebiliyor. Adını ilk kez duyanlar için oldukça farklı bir pazar ürünü olabiliyor.
Kaya koruğu, etli yapraklarıyla tanınan ve kıyı bölgelerinde görülebilen bitkilerden biri. Özellikle Ege mutfağında turşu ve çeşitli mezelerin hazırlanmasında kullanılıyor. Alışılmış yeşilliklerden farklı görünümü ve kendine özgü tadıyla yöresel ürünler arasında yer alıyor.