İstanbul'da yoğun tempoda yaşadığı plaza hayatını geride bırakan Ezgi Memişoğlu, Tunceli Ovacık'ta üretici oldu. Şehirden köye yaptığı yolculukta hem kendi hayatını hem de 2 yaşındaki oğlu Güneş'in çocukluğunu baştan yazdı. Günümüzde çocuklar için en riskli bağımlılıkların başında gelen ekran bağımlılığı özellikle şehir hayatında çocukları oyalamak için ellerine tutuşturulan telefon ve tabletlerle her geçen gün daha çok artıyor. Çocukların ekran bağımlılığının arttığı bu dünyada "Başka bir çocukluk da mümkün" dedirten Memişoğlu ailesinin hikayesi yeni çiftlere ve üreticilere ilham oluyor. 5 yıl önce evlenerek İstanbul'dan Tunceli Ovacık'a taşınan Ezgi Memişoğlu, yıllarca büyük şirketlerde müşteri temsilciliği yaptıktan sonra köyde hem üretim hem de girişimcilik yapıyor.

EKRANSIZ BİR ÇOCUKLUK
Köy hayatında yaşamanın en büyük artılarından birinin ise 2 yaşındaki oğlu Güneş'i hiç ekran görmeden büyütebilmesi olduğunu söyleyen Memişoğlu, "Güneş, yaşıtlarının aksine ekranlarla değil hayvanlarla birlikte büyüyor. Televizyon açsak bile bakmıyor. Çünkü Güneş, ineklerle, ahırda geçirdiği zamanlarda daha mutlu" dedi. Köyde sadece yaşayan değil, üreten bir kadın olmaya başladığını anlatan Memişoğlu, "Başlangıçta yalnızca üç hayvanımız vardı. Devletin sağladığı buzağı destekleri ve Ziraat Bankası'nın imkânlarıyla hayvan sayımızı 50'ye çıkardık. Eskiden cüsselerinden çekindiğim ineklerin bugün bakımını yapıyorum, sütlerini sağıp tereyağına dönüştürüyorum" diye konuştu. Tunceli'ye taşınma kararının sadece bir taşınma değil hayatının tüm düzeninin değişmesi anlamına geldiğini söyleyen Memişoğlu, üretmekten mutlu olduğunu söyledi.