Dinde Tefekkür Ne Demek? Ayetlerle Açıklaması
İslam inananlara sadece inanmayı değil, aklı yerinde kullanmayı da öğütler. Hak dinin öğrettiği bu bilinç düşünmeyi ibadetin derinliğiyle buluşturur. Bu yönüyle dinde tefekkür ne demek sorusu kapsamında bu terimin yer aldığı ayetler incelenmelidir.
Kur'an'ı Kerim'in Arapça inmiş olması sebebiyle İslam terminolojisinde yer alan bazı kavramların anlamı günlük dilde tam bilinmeyebilir. Bunları öğrenmek ise ibadet şuurunu güçlendirir. Mantık ve hikmet dini olan İslam'da insanın aklını ve kalbini birlikte çalıştıran önemli kavramlardan biri ise tefekkürdür.
Dinde Tefekkür Ne Demek?
TDV İslam Ansiklopedisi'ne göre tefekkür "bir şey hakkında iyice düşünmek, bir işin sonucunu hesaplamak" anlamına gelen bir terimdir. Kelime Arapça "fikr" kökünden gelir ve düşünmeyi, anlam kurmayı, sonuca ulaşmayı ifade eder. Ayrıca diyanet kaynaklarında tefekkür sözcüğü nazar, tedebbür ve taakkul gibi kavramlarla birlikte, insanın görünen olaylardan hakikate ulaşma çabasını anlatan bir düşünme biçimi olarak ele alınır.
İslam'a göre tefekkür yalnız zihinsel bir faaliyet değildir. Zira bu kavram kulun Allah'ın ayetlerini, yaratılışı, hayatın faniliğini ve sorumluluğunu bilinçle değerlendirmesi anlamlarını da taşır. Bu sebeple tefekkür kuru bilgi değil, imanı derinleştiren bir farkındalık olarak görülür. Diyanet kaynaklarında sıkça vurgulandığı üzere Kur'an insanı "bakmaya", "görmeye", "akıl etmeye" ve "ibret almaya" çağırır. Bu çağrı tefekkürün dini temelini oluşturur.
Tefekkür Kavramının Ayetlerle Açıklaması
İmam Gazzali'nin İhyâü Ulûmi'd-Dîn eserinde özel yer verdiği tefekkür kavramı Kur'an'da en açık biçimde kâinat ve insan üzerinden anlatılır. Al-i İmran suresinin 190 ayetinde;"Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün farklı oluşunda aklıselim sahipleri için elbette ibretler vardır." ve 191. ayette de "Onlar ayakta dururken, otururken, yatarken hep Allah'ı anarlar; göklerin ve yerin yaratılışını düşünürler (ve şöyle derler:) "Rabbimiz! Sen bunu boş yere yaratmadın, seni tenzih ve takdis ederiz..." buyurulmuştur.
Bu ayetlerde gece ile gündüz düzeni üzerinde düşünenlerin Allah'ı anan kimseler olduğu bildirilir. Hz. Peygamber'in bu ayetleri gece kalkınca okuduğu ve bunlar üzerinde derin düşünmeyi önemle vurguladığı aktarılır.
Haşr Suresi'nin 21. ayeti tefekkürün doğrudan kavram olarak geçtiği güçlü örneklerden biridir: "Şayet biz bu Kur'an'ı bir dağın üzerine indirmiş olsaydık, onu Allah korkusundan titremiş ve paramparça olmuş görürdün. İşte bu misalleri insanlar düşünsünler diye veriyoruz." Bu ayet insanların Kur'an'ı okumakla yetinmemelerini, onun üzerine derin biçimde düşünmeleri gerektiğini vurgular.
A'râf Suresi 179. ayette ise tefekkür etmemenin sonucu çarpıcı biçimde anlatılır: "Andolsun biz, cinlerden ve insanlardan birçoğunu cehennem için yarattık. Bunların kalpleri vardır ama onlarla kavrayamazlar; gözleri vardır ama onlarla göremezler; kulakları vardır ama onlarla işitemezler. Onlar hayvanlar gibidir, hatta daha da şaşkındırlar. İşte asıl gafiller onlardır."
Bu ayet akıl ve duyu imkânlarının hakikate yönelmediğinde insanı gaflete sürüklediğini bildirir.
İslam alimleri ve İslam'ın önde gelen isimleri de tefekkürün değeri vurgulanır. Zira Hz. Ali "İlimsiz ibâdette ve tefekkürsüz Kur'ân tilâvetinde fayda ve feyz azalır." buyurmuştur. Bu söz kavramın ibadet şuuruyla bağını özetler.
Ebu'd-Derdâ da"Bir saat tefekkür; kırk gece nâfile ibâdetten üstündür." (Deylemî, II, 70-71, no: 2397, 2400) buyurarak düşünmenin ne denli kıymetli olduğunu göstermiştir. İnsan ruhunun derinliklerinde ve aklının köşesinde kalmış soruları kendine sormalı, bundan üzerine düşünmelidir. Böylece duyusu güçlenir, ibadetini daha bilinçli yapar ve şükrü artar. Tefekkür aklı bilgiyle, kalbi ise kullukla buluşturan bilinçli bir duruştur.