İstiaze Ne Demek, Hangi Ayetlerde Geçer?
İbadete yönelen kalbin arınma ihtiyacı duyması İslam’ın önemli bir terbiyesidir. Kulun Rabbine sığınarak manevi hazırlık yapması ibadetin özüyle doğrudan ilgilidir. Bu yönüyle ı̇stiaze ne demek ve hangi ayetlerde geçer soruları Allah’a yönelişin temel taşları arasındadır.
İslam dininin temeli olan ibadet öncesinde beden kadar zihnin ve kalbin de hazırlanması gerekir. Mümin namaza, Kur'an'ı Kerim tilavetine ya da duaya yönelirken kötü düşüncelerden, vesveseden ve dünya meşgalesinden uzaklaşmak için Allah'a sığınır. Bu sebeple ı̇stiaze ne demek ve hangi ayetlerde geçer soruları Müslümanlar için ibadetin manevi hazırlığını anlamak ve uygulamak açısından önem arz eder.
İstiaze Ne Demek?
İstiaze sözlükte "sığınmak, korunmak istemek, yardım talep etmek" anlamına gelir. Dini bir terim olarak ise kulun her türlü kötülükten, özellikle de şeytanın vesvesesinden korunmak için Allah'a sığınmasını ifade eder. En yaygın şekliyle bu sığınma "Eûzü billâhi mine'ş-şeytâni'r-racîm" cümlesiyle dile getirilir. Bu ifade Türkçede "Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım" anlamına gelir.
Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi'nde yer alan bilgiye göre istiâze "her türlü kötülükten korunabilmek için sözle Allah'ın yardım ve himayesini isteme" anlamında kullanılan bir terimdir. Aynı kaynakta bunun Kur'an tilavetiyle yakından ilgili olduğu ve özellikle Kur'an okumadan önce yapılmasının dini gelenekte güçlü bir yer tuttuğu belirtilir.
İstiaze kulun şeytanın aldatmasından, öfkeden, kibirden, kötü niyetlerden, kalbi karartan vesveselerden korunmak için Allah'a yönelmesidir. Bu yönüyle istiâze bir dil alışkanlığından çok bir iman ve kulluk bilincidir.
İstiaze Hangi Ayetlerde Geçer?
İstiaze kavramı Kur'an-ı Kerim'de birçok ayette geçer. İstiâzenin en açık biçimde geçtiği ayetlerin başında Nahl Suresi 98. ayet gelir ve diğer surelerde de bu terimden söz edilir.
- Nahl Suresi 98. Ayet: "Kur'an okuduğun vakit, o kovulmuş şeytandan Allah'a sığın."
- Araf Suresi 200. Ayet: "Eğer şeytandan bir fitleme seni dürtüklerse hemen Allah'a sığın! Allah her şeyi işitir, her şeyi bilir."
- Mü'minûn Suresi 97. Ayet: "Ve de ki: "Rabbim! Şeytanların gizli kışkırtmalarından sana sığınırım."
- Mü'minûn Suresi 98. Ayet: "Onların yanımda bulunmalarından da sana sığınırım rabbim!"
- Mü'min Suresi 56. Ayet: "...Öyleyse sen Allah'a sığın; kuşkusuz her şeyi işiten, gören yalnız O'dur."
- Fussılet Suresi 36. Ayet: "Eğer şeytandan sana bir fitleme gelirse hemen Allah'a sığın! Allah işitendir, bilendir."
- Felak Suresi 1. Ayet: "De ki: "Sabahın rabbine sığınırım"
- Nâs Suresi 1 - 6. Ayet: "...insanların rabbine, insanların mâlik ve hâkimine, insanların mâbuduna sığınırım!"
Bu ayetler istiâzenin yalnızca Kur'an okumadan önce yapılan kısa bir söz olmadığını, insanın korku, öfke, vesvese, kötülük, haset ve manevi saldırılar karşısında Allah'a yönelişini ifade ettiğini göstermektedir. Özellikle Felak ve Nâs sureleri, İslam geleneğinde "Muavvizeteyn" olarak bilinir. Yani "Allah'a sığınmayı öğreten iki sure" olarak kabul edilir.
Kur'an'da peygamberlerin de Allah'a sığındığı görülür. Örneğin Hud Suresi 47. ayette Hz. Nuh'un, Yusuf Suresi 23 ve 79. ayetlerde Hz. Yusuf'un ve Bakara Suresi 67. ayet, Mümin Suresi 27 ayet, Duhan Suresi 20. ayette Hz. Musa'nın farklı durumlarda Allah'a sığındıkları anlatılır. Bu örnekler istiâzenin peygamberlerin dilinde ve hayatında da yer aldığını açıkça gösterir.