Büyü İle İlgili Ayetler ve Türkçe Anlamları
İslam'da kesin olarak yasaklanan ve büyük günah olarak sayılanlardan biri büyü ve sihirdir. Bu konu Kur'an-ı Kerim'de pek çok ayette ele alınmıştır. Büyü ile ilgili ayetler, konunun hakikati karşısında müminleri uyarmakta ve bu tür işlerle uğraşanların hem dünyada hem de ahirette uğrayacakları pişmanlığı açıkça ifade etmektedir. Kuran'da sihir ve büyünün geçtiği ayetlerin Türkçe anlamı, ilahi kelama sığınmanın önemini hatırlatmaktadır.
İslam'daki tevhid inancına göre, her türlü güç ve tasavvur yalnızca Allah'a aittir. Bu inanca zarar veren büyü ve sihir ise kesinlikle reddedilmektedir. Kur'an-ı Kerim insanları saptıran bu tür uygulamaların yanlışlığını Bakara, Felak ve Nas başta olmak üzere pek çok surede ele almaktadır. Büyü ile ilgili ayetler, konunun önemini kavramak için okunması gereken dualardandır.
Büyü ile İlgili Ayetler
Kur'an-ı Kerim'de büyü ile ilgili bahsedilen ayetler şunlardır:
- Bakara 102 Ayet
- Maide 110 Ayet
- En'am 7 Ayet
- A'raf 109 Ayet
- A'raf 116 Ayet
- Yunus 2 Ayet
- Yunus 77 Ayet
- Yunus 79 Ayet
- Yunus 81 Ayet
- Hud 7 Ayet
- Hicr 15 Ayet
- İsra 47 Ayet
- İsra 101 Ayet
- Tâhâ 57 Ayet
- Tâhâ 58 Ayet
- Tâhâ 63 Ayet
- Tâhâ 66 Ayet
- Tâhâ 69 Ayet
- Tâhâ 70 Ayet
- Tâhâ 73 Ayet
- Furkan 8 Ayet
- Şuara 34 Ayet
- Şuara 41 Ayet
- Şuara 46 Ayet
- Şuara 49 Ayet
- Şuara 153 Ayet
- Neml 13 Ayet
- Kasas 36 Ayet
- Sebe 43 Ayet
- Saffat 15 Ayet
- Mü'min 24 Ayet
- Zuhruf 30 Ayet
- Zuhruf 49 Ayet
- Ahkaf 7 Ayet
- Zariyat 39 Ayet
- Zariyat 52 Ayet
- Tur 15 Ayet
- Kamer 2 Ayet
- Saf 6 Ayet
- Müddessir 24 Ayet
Kuran'da Sihir ve Büyünün Geçtiği Ayetlerin Türkçe Anlamı
Diyanet'e göre yukarıda verilen ve sihir büyünün geçtiği ayetlerin Türkçe anlamları ise şöyledir:
Bakara 102. Ayet: Onlar, Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların uydurup söylediklerine uydular. Gerçek şu ki Süleyman kâfir olmadı, fakat şeytanlar kâfir oldular; çünkü insanlara sihri, Bâbil'de iki meleğe, Hârût'la Mârût'a indirileni öğretiyorlardı. Hâlbuki bu iki melek, "Biz ancak imtihan vasıtasıyız; sakın küfre sapma!" demedikçe hiç kimseye bilgi vermezlerdi. Fakat onlar bu iki melekten, karı ile koca arasını açacak şeyleri öğreniyorlardı. Oysa Allah'ın izni olmadıkça onunla hiç kimseye zarar veremezlerdi. Yine de kendilerine fayda sağlayanı değil zarar vereni öğreniyorlardı. Andolsun onlar, bunu (sihri) satın alan kimsenin âhiretten nasibi olmadığını çok iyi biliyorlardı. Karşılığında kendilerini sattıkları şey ne kötüdür, bir bilselerdi!
Maide 110. Ayet: İşte o zaman Allah şöyle diyecek: "Ey Meryem oğlu İsâ! Sana ve annene lütfettiğim nimetleri hatırla! Seni Rûhulkudüs'le (Cebrâil) desteklemiştim de hem beşikte iken hem de yetişkin halinde insanlarla konuşuyordun. Sana yazmayı, hikmeti, Tevrat ve İncil'i öğretmiştim. Benim iznimle çamurdan kuş biçiminde bir şey yapıp ona üflüyordun ve benim iznimle derhal kuş oluyordu. Benim iznimle körü ve cüzzamlıyı iyileştiriyordun. Yine benim iznimle ölüleri diriltiyordun. Onlara açık kanıtlar getirdiğin zaman buna karşı içlerinden inkâr edenler 'Bu düpedüz bir büyü!' dediklerinde İsrâiloğulları'nın sana zarar vermelerini önlemiştim.
En'am 7. Ayet: Şayet sana kâğıt üzerine yazılmış bir kitap indirseydik ve onlar elleriyle onu tutmuş olsalardı, yine de o inkârcılar, "Bu apaçık bir büyü, başka bir şey değil" derlerdi.
A'raf 109. Ayet: Firavun'un kavminden ileri gelenler dediler ki: "Bu gerçekten çok bilgili bir sihirbazdır."
A'raf 116. Ayet: "Siz atın" dedi. Onlar atınca insanların gözlerini büyülediler, içlerine korku saldılar ve böylece büyük bir büyü gösterisi yaptılar.
Yunus 2. Ayet: İçlerinden bir kişiye, "insanları uyar ve iman edenlerin Allah katında değerli bir yeri bulunduğunu müjdele" diye vahiy göndermemiz insanlar için şaşılacak bir şey midir? Bir de inkâr edenler, "bu, kuşkusuz apaçık bir büyücü" demektedirler.
Yunus 77. Ayet: Mûsâ şöyle dedi: "Size gerçek ulaştığında böyle mi söylersiniz? Bu sihir mi! Oysa sihirbazlar gerçek bir başarıya ulaşamaz."
Yunus 79. Ayet: Firavun da, "İşi bilen bütün sihirbazları huzuruma getirin" diye emretti.
Yunus 81. Ayet: Onlar hünerlerini ortaya koyunca Mûsâ şöyle dedi: "Asıl bu sizin ortaya koyduğunuz sihirdir. Allah onu mutlaka boşa çıkaracaktır. Kuşkusuz Allah bozgunculuk edenlerin işini düzeltmez.
Hud 7. Ayet: Arşı, su üzerinde iken hanginizin daha güzel davranacağını denemek için gökleri ve yeri altı günde yaratan O'dur. Eğer sen, "Öldükten sonra mutlaka diriltileceksiniz" desen kâfirler derhal, "Bu büyü gibi bir düzmecedir" derler.
Hicr 15. Ayet: Onlara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıksalar, yine de "Herhalde gözlerimiz perdelendi, hatta bize büyü yapılmış olmalı!" derler.
İsra 47. Ayet: Biz onların seni dinlerken neye kulak verdiklerini, kendi aralarında fısıldaşırken de o zalimlerin, "Siz, sadece büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz!" dediklerini çok iyi biliyoruz.
İsra 101. Ayet: Andolsun biz Mûsâ'ya açık seçik dokuz âyet verdik. Haydi İsrâil-oğulları'na sor; Mûsâ onlara geldiğinde Firavun ona, "Ey Mûsâ" demişti, "Senin büyülenmiş olduğunu düşünüyorum!"
Ta-Ha 57. Ayet: Dedi ki: "Ey Mûsâ! Yaptığın sihirle bizi yurdumuzdan çıkarmak için mi geldin?
TaHa 58. Ayet: Biz de sana benzeri bir sihirle mutlaka karşılık vereceğiz. Şimdi sen, aramızda -senin de bizim de caymayacağımız- uygun bir yerde bir buluşma zamanı belirle."
TaHa 63. Ayet: Şöyle diyorlardı: "Bunlar sizi sihirleriyle yurdunuzdan çıkarmak ve tuttuğunuz örnek yolu ortadan kaldırmak isteyen iki sihirbazdan başka bir şey değil!
TaHa 66. Ayet: O "Hayır, siz atın" dedi. Bir de baktı ki, onların ipleri ve sopaları yaptıkları sihirden ötürü kendisine doğru akıp geliyor gibi görünüyor!
TaHa 69. Ayet: Sağ elindekini at da onların yaptıklarını yalayıp yutsun; onların yaptığı sihirbaz hilesinden ibaret. Sihirbaz ise amacı ne olursa olsun başarıya ulaşamaz."
TaHa 70. Ayet: Sonunda sihirbazlar secdeye kapandılar ve "Biz Mûsâ ile Hârûn'un rabbine iman ettik" dediler.
TaHa 73. Ayet: Hatalarımızdan ve bize zorla yaptırdığın sihirden ötürü bizi bağışlaması için rabbimize kesin olarak iman ettik. Hayırlı ve sürekli olan Allah'tır."
Furkan 8. Ayet: Veya ona bir hazine verilmeliydi ya da zahmetsizce yiyip içtiği bir bahçesi olmalıydı." Bu zalimler (inananlara), "Siz sadece kendisine büyü yapılmış bir adamın peşinden gidiyorsunuz" dediler.
Şuara 34. Ayet: Firavun, çevresindeki seçkinlere şöyle dedi: "Doğrusu bu, çok bilgili bir sihirbaz!
Şuara 41. Ayet: Sihirbazlar geldiklerinde Firavun'a, "Üstün gelen biz olursak herhalde bize bir ödül vardır, değil mi?" dediler.
Şuara 46. Ayet: Sihirbazlar derhal secdeye kapandılar.
Şuara 49. Ayet: Firavun dedi ki: "Benim size izin vermemi beklemeden ona iman ediyorsunuz, öyle mi? Anlaşılan o, size sihri öğreten üstadınızmış! Ama şimdi göreceksiniz! Andolsun, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim, hepinizi astıracağım!"
Şuara 153. Ayet: Dediler ki: "Kuşkusuz sen, kendisine büyü yapılmış birisin!
Neml 13. Ayet: Mûcizelerimiz onların gözleri önüne serilince, "Bu, düpedüz bir sihirdir" dediler.
Kasas 36. Ayet: Mûsâ onlara apaçık mûcizelerimizle gelince, "Bu, olsa olsa düzmece bir sihirdir. Geçmişte atalarımız zamanında böyle bir şeyin olduğunu da duymadık" dediler.
Sebe 43. Ayet: Onlara apaçık âyetlerimiz okunduğunda "Bu, başka değil, sizi atalarınızın taptıklarından vazgeçirmek isteyen biri" demişler ve eklemişlerdi: "Bu da ancak düzmece bir yalan." İnkâr edenler kendilerine hakikat ulaştığında onun hakkında, "Bu, besbelli bir büyüdür" demişlerdi.
Saffat 15. Ayet: Ve "Bu" diyorlar, "Apaçık sihirden başka bir şey değil.
Mü'min 24. Ayet: Andolsun biz Mûsâ'yı âyetlerimizle ve apaçık bir kanıtla Firavun, Hâmân ve Kārûn'a gönderdik; ama onlar, "O bir yalancı, bir sihirbaz!" dediler.
Zuhruf 30. Ayet: Gerçeğin bilgisi gelince, "Bu bir büyü, biz bunu kabul etmiyoruz" dediler.
Zuhruf 49. Ayet: Bunun üzerine şöyle dediler: "Ey büyücü! Rabbinin seninle sözleşmesine uygun olarak bize dua et, artık biz doğru yola döneceğiz."
Ahkaf 7. Ayet: Gerçek kendilerine geldiğinde onu inkâr edenler, onlara apaçık âyetlerimiz okunduğu zaman, "Bu açık bir sihirdir" dediler.
Zariyat 39. Ayet: Firavun saltanatı sebebiyle ona karşı çıkmış ve "O, ya bir sihirbaz veya bir mecnundur" demişti.
Zariyat 52. Ayet: İşte böyle; kendilerinden öncekilere de hiçbir peygamber gelmemiştir ki, "O bir sihirbaz veya bir mecnun" demiş olmasınlar.
Tur 15. Ayet: Peki bu bir sihir mi? Yoksa görmüyor musunuz?
Kamer 2. Ayet: Onlar bir mûcize görseler hemen yüz çevirip, "Bu öteden beri bilinen bir sihir!" derler.
Saf 6. Ayet: Meryem oğlu Îsâ da şöyle demişti: "Ey İsrâiloğulları! Bilin ki benden önceki Tevrat'ı doğrulamak ve benden sonra gelecek Ahmed isimli elçiyi müjdelemek üzere size Allah tarafından gönderilmiş elçiyim." Ama o (Ahmed) kendilerine apaçık kanıtlarla gelince, "Bu (kanıtlar) besbelli bir büyü!" dediler.