Peygamber Efendimizin Abdest ile İlgili Hadisleri
Resulullah Efendimizin abdest ile ilgili hadisleri, sadece bir fiziksel temizliği değil, aynı zamanda ruhun arınmasını temsil eder. İslam fıkhında "namazın anahtarı abdesttir" düsturuyla şekillenen bu hadis-i şerifler, abdestin faziletlerini, günahların dökülmesine vesile oluşunu ve doğru alınış şeklini bizlere müjdeler. İşte, manevi bir kalkan niteliğindeki bu ibadetin önemini kavramanızı sağlayacak, Peygamber Efendimizin abdest ile ilgili hadisleri.
Abdest, İslam dininde çoğu ibadetten önce yapılması gereken medeni ve manevi bir temizliktir. Peygamber Efendimiz hadislerinde temizliğin mümini ibadete hazırlayan bir nevi arınma olduğunu belirtmiştir. Abdest ile ilgili hadislerden yola çıkarak bir Müslüman abdestin önemini anlayıp bu ibadeti doğru bir şekilde yerine getirebilir.
Peygamber Efendimizin Abdest İle İlgili Hadisleri
Peygamber Efendimiz, hadislerinde çoğu kez abdestin adeta manevi olarak bir arınma, temizlenme ve en önemlisi de ibadete hazır eden bir ibadet olduğunu belirtmiştir. Müslümanlar bu hadislerden yola çıkarak hem abdesti doğru bir şekilde almış hem de peygamber efendimizin sünnetine yerine getirmeyi başarmışlardır. Hz. Osman Radıyallahu anh'ın azatlısı Humran bin Ebân Radıyallahu anh şöyle dedi:
"Osman bin Affan'ı radıyallahu anh abdest alırken gördüm. Ellerine su dökerek onları üç defa yıkadı. Sonra ağzına sonra burnuna su çekti. Dışarı attı sonra yüzünü üç kere yıkadı, sağ elini dirseği ile beraber üç kere yıkadı.
Sonra sol kolunu da sağ kolu gibi yıkadı. Başına meshetti, üç kere sağ ayağını yıkadı, aynı şekilde solunu da yıkadı ve dedi ki; Ben Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in, benim aldığım gibi abdest aldığını gördüm. Sonra da şöyle buyurduğunu duydum: "Kim benim şu abdestim gibi abdest alır sonra kalbinden vesveseyi atarak iki rekat namaz kılarsa, Allah onun geçmiş günahlarını bağışlar."
Peygamber Efendimiz'in ibadetlerimiz için bu denli önemli olan abdest hakkındaki hadisleri de şu şekildedir:
- Ebû Hüreyre"den nakledildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: "Müslüman —veya mümin— bir kul/kişi abdest alır da yüzünü yıkarsa, gözleri ile baktığı her günah suyla —yahut suyun son damlasıyla— yüzünden çıkar gider. Ellerini yıkadığı zaman elleriyle işlediği her günah su ile —yahut suyun son damlası ile— beraber ellerinden çıkar gider. Ayaklarını yıkadığı zaman ayaklarının yürüyerek işlediği her günah su ile —yahut suyun son damlasıyla— birlikte çıkar gider. Sonunda o kul/kişi günahlarından arınmış olur."
(M577 Müslim, Tahâret, 32; T2 Tirmizî, Tahâret, 1)
- Ebû Hâzim anlatıyor: Ebû Hüreyre"nin arkasında idim. Namaz için abdest alıyordu. Kolunu koltuk altına kadar yıkadı. Kendisine, "Ey Ebû Hüreyre! Bu nasıl abdest?" dedim. Bana, "Ey Benî Ferrûh! Siz burada mıydınız? Sizin burada olduğunuzu bilsem böyle abdest almazdım. Lâkin ben dostumun (sav) şöyle dediğini işittim: "Müminin ziyneti (nuru), abdest suyunun ulaştığı yere kadar varır."
(M586 Müslim, Tahâret, 40)
- Ammâr b. Yâsir"den nakledildiğine göre, o, Hz. Peygamber"e (sav) teyemmümü sormuş, Peygamber (sav) de, "(Teyemmüm) eller için (bir vuruş) ve yüz için bir vuruştur" buyurmuştur.
(HM18509 İbn Hanbel, IV, 264; DM770 Dârimî, Tahâret, 65)
- Ebû Zer"den rivayet edildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: "Temiz toprak, on sene boyunca su bulamasa bile, Müslüman"ın abdest suyu (mesabesinde) olur."
(N323 Nesâî, Tahâret, 203; T124 Tirmizî, Tahâret, 92)
- Ebû Hüreyre radıyallahu anh şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'i: "Şüphesiz ki benim ümmetim, kıyamet gününde, abdest izlerinden dolayı yüzleri nurlu, elleri ve ayakları parlak olarak çağırılacaktır. Yüzünün nûrunu artırmaya gücü yeten kimse bunu yapsın"buyururken işittim.
(Buhârî, Vudû' 3; Müslim, Tahâret 35)
- Ebû Hüreyre radıyallahu anh şöyle dedi: Ben dostum sallallahu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim: "Mü'minin nuru ve beyazlığı, abdest suyunun ulaştığı yere kadar varır."
(Müslim, Tahâret 40. Ayrıca bk. Nesâî, Tahâret 109)
- Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Sizden biriniz güzelce abdest alır –onu tastamam yapar– sonra da: Eşhedü en lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh. Ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh, derse, o kimseye cennetin sekiz kapısı açılır. O da dilediği kapıdan girer."
(Müslim, Tahâret 17. Ayrıca bk. Ebû Dâvud, Tahâret 65; Tirmizî, Tahâret 55; İbni Mâce, Tahâret 60)