Hudeybiye Antlaşması Maddeleri, Önemi ve Sonuçları
Savaşlar ve savaş sonrasında yapılan antlaşmalar, insanlık tarihinde yön tayin eden kırılma anları olarak öne çıkmıştır. İslam Devletinin geleceğini belirleyen Hudeybiye Antlaşması maddeleri, önemi ve sonuçları başlı başına tarihî bir dönüm noktası olmuştur.
İslam tarihinde Bedir, Uhud, Hendek ve Hayber gibi mücadeleler yalnızca askerî değil, siyasî ve toplumsal sonuçlar da doğurmuştur. Ancak askerî mücadeleler kadar taraflar arasında kurulan hukuk ve güven zemini yani barış metinleri de İslam Devleti'nin güçlenmesinde belirleyici olmuştur. Bu çerçevede Hudeybiye Antlaşması maddeleri, önemi ve sonuçları İslam tarihinin en dikkat çekici başlıklarından biri olarak bilinmektedir.
Hubeydiye Antlaşmasının Tarihi
Hudeybiye Antlaşması hicretin 6. yılı olan 628'de Hz. Peygamber ile Mekkeli müşrikler arasında yapılan bir barış antlaşmasıdır. Bu antlaşma Mekkelilerin Medine İslam Devleti'ni resmen tanıdıklarını gösteren en önemli siyasî belgelerden biri kabul edilmektedir.
Adını Mekke'nin yaklaşık 17 kilometre batısında yer alan Hudeybiye mevkiinden alan antlaşmanın yapılmasına giden süreç İslam Devleti'nin özellikle Hendek Savaşı sonrasında çok yönlü bir güvenlik baskısı altında kalmasıyla başlamıştır. Güneyde Mekke, kuzeyde Hayber'deki Yahudi unsurlar ve çevredeki bazı kabileler Medine için sürekli tehdit oluşturmuş ve bu nedenle Hz. Peygamber'in hedefi yalnızca savaşmak değil, uygun zeminde kalıcı bir barış sağlayarak İslam toplumunun nefes almasını mümkün kılmak olmuştur.
Hudeybiye'ye gidişin doğrudan sebebi ise Hz. Peygamber'in gördüğü bir rüyadır. Fetih Suresi 27. ayette Allah Teâlâ'nın Resul'üne gösterdiği rüyanın hak olduğu bildirilir. Ayette müminlerin güven içinde Mescid-i Haram'a girecekleri müjdelenmektedir. Bu yönüyle Hudeybiye yalnızca siyasi değil, vahyin yönlendirdiği bir süreçtir.
Hz. Peygamber yaklaşık 1500 sahâbî ile birlikte umre niyetiyle Medine'den yola çıkmıştır. Yanlarında savaş teçhizatı değil, yolcu silahı ve kurbanlık develer bulunuyordu. Bu durum niyetin savaş değil ibadet olduğunu açık biçimde ortaya koyuyordu. Ancak Kureyş Müslümanların Mekke'ye girmesine izin vermemiş, Hâlid b. Velîd komutasında bir süvari birliği çıkararak yolu kontrol altına almıştır.
Bunun üzerine Hz. Osman elçi olarak Mekke'ye gitmiş ve Kureyş'in ileri gelenleriyle Müslümanların savaş için değil, umre için geldiğini bildirmiştir. Fakat dönüşünün gecikmesi ve şehit edildiği yönünde haberlerin yayılması üzerine Hz. Peygamber sahâbeden bağlılık sözü almıştır. Bu biat İslam tarihinde Bey'atürrıdvân adıyla meşhur olmuştur.
Bu biata Kur'an'da Fetih Suresi'nde geçer;
"O ağacın altında sana bağlılık sözü verdikleri sırada o müminlerden Allah razı olmuştur; gönüllerinde olanı bilmiş, onlara huzur ve güven vermiş, pek yakın bir fetihle ve elde edecekleri birçok ganimetle de kendilerini ödüllendirmiştir. Allah, izzet ve hikmet sahibidir." (Fetih Suresi, 18 – 19 .ayet)
Kureyş bu kararlılığı görünce savaşın büyümesinden çekinmiş ve antlaşmayı kabul etmiştir.
Hubeydiye Antlaşmasının Maddeleri
Hudeybiye Antlaşmasının maddeleri ilk bakışta Müslümanların aleyhine gibi görünse de uzun vadede son derece önemli sonuçlar doğurmuştur. Öne çıkan temel maddeler şöyle özetlenebilir:
1. Müslümanlar o yıl Mekke'ye girmeden geri dönecek, umreyi ertesi yıl yapacaktır.
Bu maddeyle Kâbe'ye çok yaklaşılmışken geri dönmek sahabede hayal kırıklığı doğurmuştur. Ancak ertesi yıl yapılan Umretü'l-Kazâ ile Kureyş fiilen Müslümanların Kâbe üzerindeki ibadet hakkını kabul etmiştir.
2. Ertesi yıl Müslümanlar Mekke'de üç gün kalabilecek, şehirde sadece sınırlı silah bulunduracaktır.
Bu madde görünüşte sınırlayıcıdır, fakat gerçekte Medine toplumunun meşru ve tanınan bir güç olarak Mekke'ye gireceğinin ön kabulüdür. Bu da psikolojik üstünlüğün yavaş yavaş Müslümanlara geçmeye başladığını göstermiştir.
3. Mekke'den Medine'ye sığınan bir erkek, velisinin talebiyle iade edilecektir; Medine'den Mekke'ye gidenler ise iade edilmeyecektir.
Bu madde en çok tepki çeken hükümdür. Fakat Hz. Peygamber bunu da sabırla kabul etmiştir. Daha sonra Mekke'den kaçan yeni Müslümanlar Medine'ye girmeden farklı bir bölgede toplanmış ve Kureyş kervanları için ciddi bir baskı unsuru hâline gelmiştir. Sonuçta Kureyş, bu maddenin kaldırılmasını bizzat kendisi istemek zorunda kalmıştır.
4. Taraflar on yıl boyunca birbirleriyle savaşmayacaktır.
Barış süresi İslam Devleti için stratejik rahatlama sağlamıştır. Medine sürekli savaş baskısından uzaklaşınca tebliğ, diplomasi ve yeni siyasî açılımlar için uygun bir ortama kavuşmuştur. Bu süre İslam'ın Arap yarımadasında daha hızlı yayılmasının önünü açmıştır.
5. Arap kabileleri istedikleri tarafla ittifak yapabilecektir.
Bu madde Kureyş'in bölgesel tekelini kırmıştır. Artık diğer kabileler, korkmadan Medine ile açık ilişki kurabilmiştir.
Hubeydiye Antlaşmasının Sonuçları
Antlaşmanın en önemli sonuçlarından biri Müslümanların siyasî varlığının resmen kabul edilmesidir. Kureyş daha önce Medine Devleti'ni muhatap almayan bir tutum içindeyken, Hudeybiye ile Hz. Peygamber'i kendisiyle eşit seviyede bir taraf olarak tanımıştır.
İkinci büyük sonuç İslam'ın hızla yayılmasıdır. Savaşın durmasıyla insanlar Müslümanlarla daha rahat temas kurmuş, Kur'an'ı dinleme ve İslam'ı tanıma imkânı bulmuştur. Hudeybiye ile Mekke'nin fethi arasındaki iki yıllık sürede İslam'a girenlerin sayısı, önceki uzun dönemde Müslüman olanları aşmıştır. Bu da antlaşmanın tebliğ açısından ne kadar güçlü bir zemin oluşturduğunu göstermektedir.
Üçüncü önemli sonuç Hayber'in fethine giden yolun açılmasıdır. Kureyş ile geçici barış sağlanınca Medine kuzeydeki tehdit unsurlarına daha odaklı hareket edebilmiştir. Böylece kısa süre sonra Hayber üzerine yürünmüş ve burada önemli bir zafer kazanılmıştır. Bu gelişme, Hudeybiye'nin sadece barış değil, aynı zamanda stratejik bir güç düzenlemesi olduğunu ortaya koymuştur.
Dördüncü büyük sonuç ise Mekke'nin fethine giden sürecin hızlanmasıdır. Kureyş'in antlaşmayı bozması üzerine Müslümanlar iki yıl sonra Mekke'ye güçlü biçimde girmiştir. Bu sebeple Hudeybiye "fetih öncesi fetih" olarak değerlendirmiştir.
Hubeydiye Antlaşmasının Önemi
Hudeybiye Antlaşması ile İslam Devleti kurumsal ve siyasî anlamda meşruiyet kazanmış ve güçlenmiştir.
Resûlullah, Hudeybiye Antlaşmasından sonra; "Bu gece bana, üzerine güneşin doğduğu her şeyden daha değerli ve güzel bir sûre indirildi" buyurmuş ve ardından Fetih Suresi'ni okumuştur. (Buhârî, Tefsir 48/1)
Bu hadis Hudeybiye'nin ilahî bakışla nasıl değerlendirildiğini açık biçimde göstermektedir.
Hudeybiye'nin en büyük derslerinden biri, sabırla kazanılan stratejik zafer ilkesidir. Hz. Ömer başta olmak üzere birçok sahâbî antlaşmanın bazı maddelerini ağır bulmuştur. Ancak daha sonra ortaya çıkan sonuçlar Hz. Peygamber'in ileri görüşlülüğünü göstermiştir.
İslam tarihinde bir dönüm noktası olarak nitelenen Hudeybiye Antlaşması İslam Devleti'nin resmen tanınmasını sağlamıştır. Böylece Arap kabileler Müslümanlar ile rahatça temas kurmuş ve İslam geniş kitlelere yayılmıştır.