Hz. Osman’ın Hayatı, Kıssası ve Ölümü
Hz. Osman İslam tarihinde önemli yeri bulunan ve cennetle müjdelenen on sahabeden biridir. “İki nur sahibi” adıyla anılan ve üçüncü halife olarak Müslüman toplumuna liderlik eden Hz. Osman’ın hayatı, kıssası ve ölümü onu anlamak adına önemlidir.
İslam'ın ilk dönemlerinde Müslüman olan Hz. Osman, Mekke'de yaşayan Kureyş kabilesine mensuptur. Hz. Muhammed'in Mekke'den Medine'ye hicretine tanıklık eden ve Müslümanlarla birlikte savaşıp fetihler yapan bu sahabe, İslam'ın üçüncü halifeliğini yaparak büyük bir sorumluluk almıştır. Sonunda isyancılar tarafından şehit edilen Hz. Osman'ın hayatı, kıssası ve ölümü İslam tarihini anlamak açısından son derece kıymetlidir.
Hz. Osman'ın Hayatı
Hz. Osman bin Affan 576 yılında Mekke'de doğmuştur. Kureyş kabilesinin Ümeyyeoğulları koluna mensuptur. Ticaretle uğraşan varlıklı bir aileden gelmiştir. Hz. Peygamber'in (s.a.v.) davetini kabul ederek İslam'a girmiş ve ilk Müslümanlar arasında yer almıştır.
Hz. Osman İslam inancını benimsedikten sonra Mekke'de baskı görmüş ve Habeşistan'a hicret eden ilk Müslümanlar arasında yer almıştır. Daha sonra Medine'ye hicret etmiş ve burada İslam toplumunun önemli isimlerinden biri olmuştur. Hz. Peygamber'in iki kızıyla evlenmesi sebebiyle "Zinnureyn" yani "iki nur sahibi" unvanını almıştır.
Kur'an-ı Kerim'de Allah yolunda infak edenler övülmüş ve mallarını Allah yolunda harcayanlardan Bakara Suresi, 261. ayette bahsedilmiştir. Hz. Osman Tebük Seferi sırasında yaptığı büyük bağışlarla bu ayetin en güzel örneklerinden biri olarak kabul edilmiştir.
Hz. Peygamber (s.a.v.) onun hakkında "Her peygamberin bir dostu vardır, benim cennetteki dostum Osman'dır" (Tirmizî, Menâkıb, 18) buyurarak onun faziletini dile getirmiştir.
Hz. Osman 644 yılında halife seçilmiş ve yaklaşık 12 yıl görev yapmıştır. Onun döneminde İslam toprakları genişlemiş, denizcilik faaliyetleri başlamış ve en önemlisi Kur'an-ı Kerim çoğaltılarak standart hale getirilmiştir. Diyanet kaynaklarında yer alan bilgiye göre bu çalışma İslam'ın korunması açısından büyük bir hizmet olarak kabul edilir.
İslam alimlerinden İbn Sa'd Hz. Osman'ı "çok hayâ sahibi ve cömert bir kimse" olarak tanımlar (Tabakât, c. 3, s. 55). Bu özellikleri onun toplum içindeki saygınlığını artırmıştır.
Hz. Osman'ın Ölümü
Hz. Osman'ın halifeliğinin son yıllarında bazı siyasi karışıklıklar yaşanmıştır. Farklı bölgelerde çıkan isyanlar Medine'ye kadar ulaşmıştır. Bu süreçte Hz. Osman olayları büyütmemek için sabırlı bir tutum sergilemiştir.
İsyancılar Hz. Osman'ın evini kuşatmış ve uzun süre onu ve yandaşlarını baskı altında tutmuştur. Hz. Osman kan dökülmemesi için isyancılara karşılık verilmesini istememiştir. Bu durum onun barış yanlısı yaklaşımını en büyük göstergesidir.
Hz. Osman isyancıların evine girdiği 656 yılının 17 Haziran gününde ikindi vaktinde Kur'an okuduğu sırada şehit edilmiştir. Bu olay İslam tarihinde "ilk büyük fitne" olarak kabul edilir. Hz. Osman'ın şehit edilmesiyle Müslüman toplumundaki siyasi ayrılıklar derinleşerek çatışmaya dönüşecek ve Cemel Savaşı gerçekleşecektir. Siyasi yönünün yanı sıra İslam Ansiklopedisi'nde belirtildiği üzere Hz. Osman'ın şehadeti Müslüman toplumda derin bir üzüntüye neden olmuştur.
Hz. Osman'ın Kıssası
Hz. Osman'ın hayatı doğrudan Kur'an-ı Kerim'de kıssa olarak anlatılmasa da onun davranışları Kur'an'ın övdüğü mümin özellikleri ile örtüşür.
Hz. Osman döneminde Medine'de içme suyu sıkıntısı yaşanıyordu. Şehirde bulunan Rûme Kuyusu bir Yahudi'ye aitti ve bu kişi suyu yüksek ücretle satıyordu. Hz. Osman kuyuyu büyük bir bedelle satın aldı ve bütün Müslümanların ücretsiz kullanımına açtı. İnfak konusunda gösterdiği bu cömertlik ve Tebük Seferinde orduya yüzlerce at, deve ve büyük miktarda altın bağışı yapması "Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe ulaşamazsınız" (Âl-i İmran Suresi, 92. ayet) ayeti ile ilişkilendirilir. Bu ayet Hz. Osman'ın malını Allah yolunda harcamasını anlamlandırır.
Hz. Osman'ın halifeliği döneminde İslam coğrafyası genişleyince farklı bölgelerde Kur'an üzerinde ihtilaflar görülmeye başladı. Bunun üzerine Hz. Osman sahabelerle istişare ederek Kur'an-ı Kerim'i çoğaltıp önemli merkezlere gönderdi. Bugün "Mushaf-ı Osmanî" olarak anılan bu çalışma, Kur'an'ın korunması açısından İslam tarihindeki en önemli hizmetlerden biri kabul edilir.
Bir diğer önemli örnek onun sabrı ve affediciliğidir. Kur'an-ı Kerim'de "Sabredenlere mükâfatları hesapsız verilecektir" (Zümer Suresi, 10. ayet) buyurularak sabrın önemi vurgulanır. Hz. Osman'ın kuşatma sırasında gösterdiği sabır bu ayetin bir yansıması olarak değerlendirilir.
İmam Gazali sabır ve ahlak konusunu açıklarken "Gerçek fazilet, zor zamanda doğru davranabilmektir" demiştir (İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, c. 3, s. 210). Hz. Osman'ın hayatı bu anlayışın somut bir örneği olarak görülür.
Diyanet kaynaklarına göre Hz. Osman'ın hayatı cömertlik, sabır ve tevazu gibi değerlerin en güzel örneklerini yansıtarak geçmiştir. Onun hayatı Müslümanlar için ahlaki bir rehber niteliği taşır.