Hz. Zübeyr’in Hayatı, Kıssası ve Ölümü
Hz. Zübeyr İslam'ın ilk yıllarında Müslüman olmuş, servetini Allah yolunda harcayarak İslam'ın güçlenmesini sağlamış ve hayattayken cennetle müjdelenmiştir. Hz. Zübeyr’in hayatı, kıssası ve ölümü ilk fitne dönemini kavramaya yardımcı olacaktır.
Adını İslam dünyasında cesareti, sadakati ve mücadele ruhu ile duyurmuş olan Hz. Zübeyr bin Avvam Mekke'de yaşayan Kureyş kabilesine mensuptur. İslam'ın ilk yıllarında Müslüman olarak pek çok sıkıntı çekmiş ve Aşere-i Mübeşşere ile kendisine cenet müjdelenenler arasına katılan Hz. Zübeyr, Hz. Peygamber'in yakın akrabalarından biri olarak önemli olaylara da katılmıştır. Bu çerçevede Hz. Zübeyr'in hayatı, kıssası ve ölümü İslam tarihi açısından dikkat çeker.
Hz. Zübeyr'in Hayatı
Hz. Zübeyr bin Avvam 594 yılında Mekke'de doğmuştur. Kureyş kabilesinin Esedoğulları koluna mensuptur. Aynı zamanda Hz. Peygamber'in halası Safiyye'nin oğlu olması sebebiyle ona akrabalık bağı ile de yakındır. Küçük yaşta İslam'ı kabul etmiş ve ilk Müslümanlar arasında yer almıştır.
Mekke döneminde Müslümanlara yapılan baskılara rağmen inancını korumuş, daha sonra Medine'ye hicret ederek İslam toplumunun oluşumunda aktif rol almıştır. Hz. Zübeyr Bedir, Uhud ve Hendek gibi önemli savaşlara İslam ordusunun yanında katılmıştır. Bu kutlu kişi özellikle savaş meydanındaki cesareti ile tanınmıştır.
Hz. Peygamber (s.a.v.) Hz. Zübeyr hakkında "Her peygamberin bir havarisi vardır, benim havarim Zübeyr'dir" (Buhârî, Menâkıb, 13) buyurarak ona özel bir değer vermiştir. Bu ifade Hz. Zübeyr'in İslam tarihindeki yerini açıkça ortaya koyar.
Kur'an-ı Kerim'de Allah yolunda mücadele eden müminler övülmüş ve "Müminlerden öyle kimseler vardır ki Allah'a verdikleri söze sadık kalmışlardır" (Ahzab Suresi, 23. ayet) buyrulmuştur. Hz. Zübeyr'in hayatı bu ayetin anlamını yansıtan örneklerden biri olarak değerlendirilir.
Hz. Zübeyr "Aşere-i Mübeşşere" yani cennetle müjdelenen on sahabeden biridir. Aynı zamanda doğruluğu ve sadakati ile tanınmıştır. Diyanet kaynaklarında yer alan bilgiye göre Hz. Zübeyr, İslam toplumunda güvenilirliği ile öne çıkan sahabeler arasında yer alır.
İslam alimlerinden İbn Sa'd, onu "cesur, kararlı ve samimi bir mümin" olarak tanımlar (Tabakât, c. 3, s. 101). Bu ifade onun kişiliğini ve karakterini açık bir şekilde ortaya koymaktadır.
Hz. Zübeyr'in Ölümü
Hz. Zübeyr Hz. Osman'ın şehadetinden sonra yaşanan siyasi olaylarda yer almıştır. İlk fitne dönemi adını alan bu dönemde Müslümanlar arasında bazı görüş ayrılıkları ortaya çıkmıştır.
Cemel Vakası içinde Hz. Zübeyr de bulunmuştur. Ancak rivayetlere göre savaş başlamadan önce Hz. Ali ile yaptığı bir görüşme sonucunda savaşmaktan vazgeçmiştir. Bu durum onun barış yanlısı yaklaşımını göstermektedir.
Savaş alanından ayrıldıktan sonra yolda bir saldırıya uğramış ve 656 yılında vefat etmiştir. Bu olay Müslümanlar için derin bir üzüntü kaynağı olmuştur.
İslam Ansiklopedisi'nde yer alan bilgilere göre Hz. Zübeyr'in ölümü Müslümanlar arasındaki ilk büyük ayrılıkların yaşandığı dönemin önemli olaylarından biri olarak kabul edilir.
Hz. Zübeyr'in Kıssası
Hz. Zübeyr'in henüz genç yaşta İslam'ı kabul etti. İlk Müslümanlar arasında yer aldığı için Mekke müşriklerinin baskılarıyla karşılaştı. Rivayetlerde amcasının onu dininden döndürmek için hasıra sarıp dumanla işkence ettiği anlatılır. Ancak Hz. Zübeyr bütün baskılara rağmen imanından vazgeçmemiştir. Bu olay onun genç yaşta gösterdiği teslimiyet ve cesaretin önemli örneklerinden biri kabul edilir.
Mekke'de bir gün Peygamber Efendimizin öldürüldüğü yönünde bir haber yayıldı. Bunun üzerine Hz. Zübeyr hemen kılıcını kuşanarak sokağa çıktı. Daha sonra haberin doğru olmadığı anlaşılınca Hz. Muhammed onun bu cesaretinden memnun kaldı ve kendisine dua etti. Bu kıssa Hz. Zübeyr'in Resûlullah'a olan bağlılığını gösteren meşhur rivayetler arasında yer alır.
İslam ordusunun en güvenilir savaşçılarından biri kabul edilen Hz. Zübeyr Uhud başta olmak üzere birçok savaşta büyük kahramanlık gösterdi. Özellikle savaşın zor anlarında Peygamber Efendimizin yanında yer aldı. Rivayetlerde onun büyük bir cesaretle müşrik saflarına girdiği yer alır.
Hendek Savaşı sırasında Hz. Muhammed düşmanın durumunu öğrenmek için ne zaman bir gönüllü istese her seferinde Hz. Zübeyr tereddüt etmeden ayağa kalktı. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz: "Her peygamberin bir havarisi vardır, benim havarim Zübeyr'dir" (Buhârî, Menâkıb, 13) buyurdu. Bu rivayet onun Resûlullah katındaki değerini gösteren önemli hadislerden biridir.
Ticaretle uğraşan Hz. Zübeyr malını Allah yolunda harcamaktan çekinmedi. İhtiyaç sahiplerine yardım eder, borçlulara destek olurdu.
Rivayetlerde Hz. Zübeyr'ın oğlu Abdullah bin Zübeyr'e doğruluk ve kul hakkı konusunda önemli nasihatlerde bulunduğu aktarılır. Borçlarını ödemeye çok önem verdiği, insanların hakkıyla Allah'ın huzuruna çıkmaktan çekindiği anlatılır. Bu yönüyle onun kul hakkına verdiği önem örnek gösterilir.
Hz. Zübeyr, İslam tarihinde cesaret, sadakat, fedakârlık ve takva denildiğinde adı öne çıkan sahabelerden biri olmuştur. Özellikle Peygamber Efendimize olan bağlılığı ve mücadele ruhu, sonraki nesiller için örnek kabul edilmiştir.