İslam’ın İlk Kadın Şehidi Kimdir? Hz. Sümeyye’nin Hayatı
İslâm’ın ilk yıllarında iman safında yer alan kadınlardan kimi inançlarını gizlemeden yaşadı, ağır baskılara rağmen geri adım atmadı. Bu direnişin örneklerinden biri Hz. Sümeyye’nin hayatı ile karşımıza çıkmakta ve İslam’ın ilk kadın şehidi kimdir sorusuna yanıt olmaktadır.
İlk iman eden müminler arasında kadınlar da bulunmuş, bu öncü nesil tevhit inancı uğruna hakaret, baskı ve işkenceye sabırla direnmiştir. Mekke döneminde özellikle koruyucusu bulunmayan Müslümanlar arasında yer alan inançlı kadınlar da tıpkı erkekler gibi ağır zulüm görmüş, bazıları bu yolda can vermiştir. Bu çerçevede İslam'ın ilk kadın şehidi kimdir sorusunun cevabı ile Hz. Sümeyye'nin hayatı İslâm tarihinin en dikkat çekici örnekleri arasında yer alır.
İslam'ın İlk Kadın Şehidi Kimdir?
Sahabe nesli vahyin inişine tanıklık etmiş, İslâm'ın ilk yıllarındaki mücadeleyi bizzat yaşamış ve dini sonraki nesillere taşıyan en güvenilir topluluk olarak kabul edilmiştir. Bu sebeple ilk Müslümanlar arasında yer alan kadın sahabeler de İslâm tarihinin en kıymetli şahsiyetleri arasında değerlendirilir.
Kadın sahabeler iman, sabır, hicret, fedakârlık ve gerektiğinde şehadet konusunda da İslâm toplumuna yön vermiştir. Hz. Hatice validemiz ilk Müslüman olarak destek ve sadakatin sembolü olurken, kadın sahabeler arasında baskıya en ağır biçimde maruz kalanlardan biri de Hz. Sümeyye olmuştur. Onun adı İslâm tarihindeki en erken şehadet örneklerinden biri olarak özel bir yerde durur.
Hz. Sümeyye kocası Yâsir b. Âmir ve oğulları Ammâr b. Yâsir ile birlikte İslâm'ın ilk döneminde Müslüman olan ailelerden birine mensuptur. İlk kırk Müslüman arasında anılan Sümeyye ile oğlu Ammâr'ın Mekke'de Müslümanlığını açıkça ilan eden ilk yedi kişi arasında zikredildiği de aktarılır. Bu bilgi, onun sadece ilk kadın şehit değil, aynı zamanda ilk Müslümanlar arasında çok erken bir dönemde yer alan öncü bir kadın sahabe olduğunu göstermektedir.
İlk dönem Mekke toplumunda kabile koruması çok önemliydi. Koruyucusu olmayan köleler, veya himaye altındaki kişiler müşriklerin hedefi hâline geliyordu. Sümeyye, Yâsir ve Ammâr da bu sebeple ağır işkencelere maruz kaldı. Üzerlerine demir zırh giydiriliyor, kızgın güneş altında saatlerce bekletiliyor ve sürekli hakarete uğruyorlardı. Bu tablo, İslâm'ın ilk yıllarında iman etmenin yalnızca bir inanç tercihi değil, aynı zamanda çok ağır bedelleri göze almak anlamına geldiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Bu süreçte Resûlullah'ın Yâsir ailesine verdiği meşhur müjde hadis kaynaklarında yer alır. Hz. Muhammed; "Sabredin ey Yâsir ailesi, şüphesiz sizin buluşma yeriniz cennettir!" buyurmuştur. (İbn Sa'd, IV, 137). Ailesine ve kendisine cennetin müjdelendiği bu rivayet Hz. Sümeyye'nin uğradığı zulmün yalnızca tarihi bir olay değil, aynı zamanda sabır ve teslimiyetin takdirle karşılandığı bir iman örneği olduğunu göstermektedir.
Hz. Sümeyye'nin şehadeti sadece bir ölüm hadisesi değildir. İslâm tarihinde kadının iman uğruna en yüksek bedeli ödeyebildiğini gösteren bir eşiktir. Ebu Cehil ona sadece fiziksel işkence yapmakla kalmamış, ağır hakaretlerde bulunmuş ve sonunda bedenine mızrak saplayarak onu şehit etmiştir. Bu olayın 615 yılında meydana geldiği sanılmaktadır. Böylece Hz. Sümeyye, İslâm tarihinde şehitlik mertebesine ulaşan ilk kadın olmuştur.
Hz. Sümeyye'nin Hayatı
Hz. Sümeyye'nin asıl adı Sümeyye bint Hubbât olarak kaydedilir. Babasının adının bazı kaynaklarda farklı şekillerde geçtiği, ancak genel kabulün "Hubbât" yönünde olduğu belirtilir. Künyesi ise Ümmü Ammârdır. Bu künyeyi oğlu Ammâr b. Yâsir sebebiyle almıştır. Yani o ailesiyle birlikte bir "iman ailesi" örneği olarak değerlendirilir.
Hz. Sümeyye'nin başlangıçta Ebû Cehil'in amcası Ebû Huzeyfe b. Mugire'nin kölesi olduğu aktarılır. Daha sonra Ebû Huzeyfe onu himayesine aldığı Yemenli Yâsir b. Amir ile evlendirmiştir. Yâsir'in aslen Yemenli olduğu, kaybolan kardeşini aramak için Mekke'ye geldiği ve burada kalabilmek için Benî Mahzûm kabilesinden bir kişinin himayesine girdiği bilinmektedir. Sümeyye'nin bu evliliğinden Ammâr dünyaya gelmiştir.
Hz. Sümeyye'nin ailesi İslâm'ın ilk döneminde topluca Müslüman olan nadir ailelerden biridir. Oğlu Ammâr'ın yönlendirmesiyle Sümeyye, Yâsir ve aile fertlerinin İslâm'a girdiği belirtilir. Bu da ilk Müslümanlar arasında aile içi tebliğin önemli bir rol oynadığını göstermektedir. Aynı zamanda İslâm'ın ilk yıllarında kadınların pasif değil, bilinçli ve iradeli bir iman tercihiyle dinin safında yer aldığını da ortaya koyar.
Mekke döneminde Müslümanlığın önce gizli, sonra açık davet safhasına geçtiği bilinmektedir. Dinin açıkça ilan edilmesiyle birlikte özellikle zayıf durumda olan Müslümanlar ağır baskıya uğramıştır. Hz. Sümeyye de bu dönemde oğlu Ammâr ile birlikte imanını açıkça ortaya koyan ilk isimler arasında yer almıştır. Resûlullah ve Hz. Ebû Bekir dışındaki korumasız Müslümanlar ilk dönemde çok ağır eziyet görmüştür.
Bunlardan biri olan Hz. Sümeyye yaşlı olmasına rağmen işkenceler karşısında direnmiş ve müşriklerin isteklerini kabul etmemiştir. Onun mücadelesi gençlik gücüne değil, iman kararlılığına dayanmaktadır. İslâm geleneğinde bu tavır, "sebat" yani inançta sağlam duruş olarak görülür. Bu çerçevede Hz. Sümeyye'nin hayatı, İslâm'ın ilk yıllarındaki toplumsal baskının en çarpıcı örneklerinden biridir.