Namazın Mekruhları Nelerdir, Kaç Tanedir ?
Müminler tarafından dinin direği olarak görülen namazda yapılması gereken farz ve sünnetlerin yanında, ibadetin saygınlığına aykırı düşen davranışlar da vardır. Bu çerçevede namazın mekruhları nelerdir, kaç tanedir sorusu araştırılmaktadır.
İslam'da "mekruh" dinen kesin haram sayılmamakla birlikte yapılmaması uygun görülen davranışları ifade eder. Namazda da ibadetin huşusunu, edebini ve düzenini zedeleyen bazı tutumlar bulunur. Bunlar namazı her zaman bozmasa da sevabını azaltabilir ve eksik kılınmasına yol açabilir. Bu nedenle namazın mekruhları nelerdir, kaç tanedir sorusu ibadeti doğru ve özenli şekilde yerine getirmek isteyenler için önem taşır.
Mekruh Nedir?
"Mekruh" kelime olarak "hoş görülmeyen, uygun bulunmayan" anlamına gelir. Fıkıh dilinde ise yapılmaması istenen fakat haram derecesinde kesin yasak kapsamında olmayan fiilleri ifade eder.
Mekruh iki ana kısımda ele alınır; tahrîmen mekruh ve tenzîhen mekruh. Tahrîmen mekruh, harama yakın kabul edilen ve kuvvetli biçimde terk edilmesi istenen davranışlardır. Tenzîhen mekruh ise yapılmaması daha güzel görülen, terk edilmesiyle sevap umulan davranışlardır. Bu ayrım özellikle namaz gibi ibadetlerde önem kazanır. Çünkü bazı yanlışlar namazı bozmaz fakat ibadetin değerini düşürür, bazıları ise daha ciddi kabul edilir.
Kur'an-ı Kerim'de namazın yalnızca şeklen değil, dikkat ve saygı içinde kılınması emredilmiştir. "Namazları ve orta namazı aksatmadan kılın, huşû içinde Allah'ın huzurunda durun." (Bakara/ 238) Bu ayet namazın vaktine, şartlarına ve edebine riayeti emreder.
Namazın Mekruhları Nelerdir?
Namazın mekruhları için değişmez bir sayı vermek mümkün değildir. Namazın mekruhları, öz olarak namazı bozmayıp namaz için gerekli saygı, sükûnet ve huşû haline zarar veren davranışlardır. Bu çerçevede öne çıkan başlıca mekruhlar şunlardır;
- Namazın vaciplerinden birini bilerek terk etmek
Bu durum tahrîmen mekruhtur. Örneğin Fatiha suresini kasten terk etmek veya gizli okunacak yerde açıktan, açıktan okunacak yerde gizli okumak bu kapsama girer. Böyle bir namaz sahih kabul edilse de eksiklik ağır olduğu için yeniden kılınması vacip görülür. - Namazın sünnetlerinden birini kasten terk etmek
Sübhâneke duasını, rükû ve secde tesbihlerini veya sünnet olan bazı düzenleri bilerek bırakmak, namazı bozmasa da eksiltir. Bu durum genellikle tenzîhen mekruh kabul edilir. Özellikle sürekli tekrarlandığında namazın edepli kılınışı zarar görür. - Gereksiz beden hareketleri yapmak
Namaz içinde elbiseyle düzeltmek, sakal veya saçla uğraşmak, vücudu gereksiz yere kaşımak, sağa sola yönelmek gibi hareketler namazı bozacak ölçüye ulaşmazsa mekruh sayılır. Çünkü bu tavırlar, namazın dışına taşan meşguliyetlerdir ve huşûyu zedeler. - Huşûyu bozacak şekilde gözleri kapatmak veya etrafa bakmak
Bir zaruret yokken gözleri kapatmak, gözleri sağa sola ya da yukarı aşağı çevirmek, başı hafifçe çevirerek etrafa bakmak mekruh görülmüştür. Çünkü namazda asıl olan, kulun dikkatini toparlaması ve kalbini Allah'a yöneltmesidir. Gözün dağılması çoğu zaman kalbin dağılmasına da yol açar. - Özürsüz olarak bir yere dayanmak
Ayakta durabilecek halde iken duvara, direğe, bastona veya benzeri bir yere gereksiz yere yaslanmak mekruh kabul edilir. Namazın kıyam rüknündeki vakar ve düzgün duruş, ibadetin şekil ve edebinin bir parçasıdır. - Abdesti sıkışık, açlık veya dikkat dağıtıcı hâller içinde namaza durmak
Tuvalet ihtiyacı çok sıkışmışken, yemek hazırken zihnin tamamen oraya kaydığı bir anda veya bedensel rahatsızlık belirgin iken namaza başlamak mekruh görülür. Çünkü bu durumlarda beden ve zihin namaza tam yönelmez. - Esnemek, gerinmek ve gereksiz öksürmek
Namazda esnemek ve gerinmek gaflet ve gevşeklik işareti sayılmıştır. Bu sebeple namazda esnememeye çalışmak, ağzı mümkünse kapatmak edeptendir. - Selâmı işaretle almak
Namazda iken birinin verdiği selâmı baş veya elle işaret ederek karşılamak mekruh kabul edilmiştir. Çünkü namaz kendi içinde özel bir meşguliyet ve yöneliş hâlidir. Namazda dış iletişim kurulması, ibadetin akışını ve ciddiyetini bozar. - İmamdan önce hareket etmek
Cemaatle namazda imama uyan kimsenin imamdan önce rükûa gitmesi, secdeye varması veya ondan önce doğrulması mekruh sayılmıştır. Bu davranış cemaat düzenini bozar ve imama uyma ilkesine aykırıdır. Fıkıhta cemaatle namazın ruhu, birlikte hareket etmektir. Bu sebeple acelecilik uygun görülmemiştir. - Secde ve oturuş adabına aykırı duruşlar
Erkeklerin secdede kollarını tamamen yere yaymaları, özürsüz biçimde bağdaş kurmaları veya namazdaki oturuşlarda sünnete aykırı şekilde rahat arayan bir tavır sergilemeleri mekruh görülmüştür. Çünkü namaz bedensel rahat arayışından çok kulluk bilinciyle yerine getirilen bir ibadettir. - Kıraat düzenine aykırı davranışlar
İkinci rekâtta birinci rekâttan daha uzun okumak, bir rekâtta aynı sureyi gereksiz yere tekrarlamak veya Kur'an tertibine aykırı okuyuşlar yapmak bazı fıkıh kaynaklarında mekruh sayılmıştır. Bu hususlar namazın sahihliğini her zaman bozmaz, fakat tertip ve edeple bağdaşmadığı için hoş görülmez. - Ağızda kalan yiyeceği yutmak ve benzeri küçük ihmaller
Dişler arasında kalmış küçük bir parçayı namaz içinde yutmak, namazı bozacak büyüklükte değilse mekruh kabul edilir. Bu tür durumlar çoğu zaman namaz öncesi hazırlığın eksik olduğuna işaret eder. Namaz öncesinde ağız temizliği ve genel hazırlık, ibadetin edebine dâhildir.
Namazın mekruhları sayıca sabit bir liste değil, fıkıh kaynaklarında başlıca örnekler üzerinden öğretilen bir davranış çerçevesidir. Bu yüzden "kaç tanedir" sorusuna verilecek en isabetli cevap, tek bir rakamla sınırlandırılamaz, ancak ilmihallerde ana başlıklar hâlinde çok sayıda örnek verilmiştir şeklindedir. Diyanet'in kabul ettiği ilmihal çizgisi de namazın asıl hedefinin huşû, düzen, saygı ve sükûnet olduğunu vurgular. Nitekim Bakara 238. ayette geçen "Allah'ın huzurunda saygı ile durun" emri, namazın yalnızca rükünlerden ibaret olmadığını ve kalp, beden ve davranış bütünlüğü istediğini göstermektedir.
Namazı en güzel şekilde kılmak isteyen bir Müslüman için mesele sadece namazı bozacak şeyleri bilmek değildir. Namazın sevabını azaltan, huşûyu dağıtan ve ibadetin vakarını zedeleyen halleri de öğrenmek gerekir. Bu hassasiyet namazı şeklen doğru kılmanın ötesine geçerek onu kalben de diri tutmanın yoludur.