Hz. Eyüp’ün Hayatı, Kıssası ve Kur’an’daki Yeri

Yüce Allah insanlara hak ile bâtılı ayırmak, teslimiyeti ve doğru yolu göstermek için peygamberler göndermiştir. Bu ilahi zincirin sabırla öne çıkan nebilerinden biri olan Hz. Eyüp’ün hayatı, kıssası ve Kur’an’daki yeri Müslümanlar tarafından merak edilmektedir.

Hz. Eyüp’ün Hayatı, Kıssası ve Kur’an’daki Yeri

Kur'an-ı Kerim'de adı açıkça anılan peygamberlerden biri olan Hz. Eyüp Allah'ın vahiy verdiği ve hidayet üzere kıldığı kullardandır. Onun Şam ila Havran çevresi veya buna yakın bir bölgede yaşayan bir topluluk içinde tebliğ görevi yürüttüğü, insanları Allah'a kulluğa, şükre, sabra ve teslimiyete çağırdığı kabul edilir. İmtihanlar karşısındaki metaneti sebebiyle İslam geleneğinde örnek gösterilen Hz. Eyüp'ün hayatı, kıssası ve Kur'an'daki yeri merak konusudur.

Hz. Eyüp'ün Hayatı

Hz. Eyüp sabrıyla akıllara kazınmış bir peygamberdir. Şam bölgesinde yaşadığı sanılan Hz. Eyüp, Hz. Yakup'un kardeşinin soyundan gelir. Dedesi Hz. İshak'ın duasıyla Allah tarafından kendisine zenginlik ve çok evlat verildiği rivayetler arasındadır.

Allah Teâlâ'nın kendisine verdiği nimetleri fakirlere dağıttığı ve evine gelenlerle paylaştığı anlatılmaktadır. Zenginliği ve evlatlarıyla sınanan Hz. Eyüp'ün çok ağır hastalıklar ve bedensel acılarla mücadele ettiği de bilinir. Tüm büyük imtihanlardan sabrı, inancı ve teslimiyet duygusu sayesinde başarıyla çıkan Hz. Eyüp'ün hayvanları telef oldu, tarlaları ile malları yok oldu. Servetini de kaybeden peygamberin çocukları da acı bir biçimde vefat etti.

Hz. Eyüp başına gelen ağır musibetlere rağmen şikâyet etmeyen, Allah'a sığınan ve sonunda rahmete erişen bir peygamberdir. Hz. Eyüp'ün sabrı Hz. Muhammed'e ve ümmetine örnek gösterilmiştir.

Hz. Eyüp'ün Kıssaları ve Kur'an'ı Kerim'deki Yeri

Hz. Eyüp'ün kıssaları Kur'an'ı Kerim'de şu şekilde geçer;

1) Peygamber Olarak Anılması: Nisa Suresi 163. ayette; "Biz Nûh'a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. Ve İbrâhim'e, İsmâil'e, İshak'a, Ya'kūb'a, torunlara, Îsâ'ya, Eyyûb'a, Yûnus'a, Hârûn'a ve Süleyman'a vahyettik. Dâvûd'a da Zebûr'u verdik." buyrularak Hz. Eyüp'ün vahiy alan peygamberlerden olduğu açıkça bildirilir.

En'âm Suresi 84. ayette de; "Biz ona İshak ve Ya'kūb'u da armağan ettik; hepsini de doğru yola ilettik. Daha önce de Nûh'u ve onun soyundan Dâvûd'u, Süleyman'ı, Eyyûb'u, Yûsuf'u, Mûsâ'yı ve Hârûn'u doğru yola iletmiştik..." buyrularak onun Allah'ın hidayete erdirdiği peygamberler arasında sayıldığı görülür.

2) Hastalık, Musibet ve Dua Kıssası: Hz. Eyüp kıssasının en bilinen bölümü Enbiyâ Suresi 83-84. ayetlerde yer alır; "Başıma bu dert geldi. Ama sen merhametlilerin en üstünüsün" diye dua ettiği; Allah'ın da duasını kabul ederek sıkıntısını giderdiği bildirilir. Bu da sıkıntılar ne kadar ağır olursa olsun isyan etmeden Allah'a dua etmenin ve aktif teslimiyetin ifadesidir.

3) Şifa Verilişi ve Ayağını Yere Vur Emri: Sâd Suresi 41-44. ayetlerde Hz. Eyüp'ün "Şeytan bana sıkıntı ve acı vermektedir" diye Rabbine seslendiği, Allah'ın ise "Ayağını yere vur (dedik), işte yıkanılacak ve içilecek serin bir su" buyurduğu anlatılır. Ardından ona ailesinin ve bir mislini daha verildiği, son olarak da "Gerçekten biz onu sıkıntılara dayanıklı bulduk. O ne güzel kuldu! Yönü hep Allah'a dönüktü." buyrulur. Bu son ayet Hz. Eyüp'ün Kur'an'daki en güçlü övgülerinden biridir.

4) Eşine Dair Yemin ve Merhamet Ölçüsü: Sâd Suresi 44 ayette; "Eline bir demet bitki sapı alıp onunla vur ve böylece yeminini yerine getirmiş ol" emri Hz. Eyüp'ün eşiyle ilgilidir. Eşi Hz. Eyüp'e uzun hastalık döneminde sadakatle hizmet etmiştir. Ancak bir defasında üzüntüyle bazı yanlış sözler söyleyince Hz. Eyüp iyileştiğinde ona ceza vereceğine dair yemin etmiştir.

Allah Teâlâ ise bu cezayı sembolik bir şekilde yerine getirmesini emrederek hem yeminin bozulmamasını hem de merhametinin korunmasını sağlamıştır. Bu yönüyle kıssa ahlak düşüncesi açısından da dikkat çekicidir.

Hz. Eyüp'ün kıssaları kıssa nimet zamanında şükretmeyi, musibet zamanında sabretmeyi, sıkıntı anında edeple dua etmeyi, şeytanın vesvesesine karşı kalbi korumayı ve Allah'ın rahmetinden ümit kesmemeyi öğretir.