Hz. Nuh’un Hayatı, Kıssası ve Kur’an’daki Yeri

İnsanlara Allah’ın emir ve yasaklarını bildirmek, doğru yolu gösterip zulümden sakınmalarını sağlamak, onları güzel ahlaka yönlendirmek ve tevhid inancını yerleştirmek görevleri verilen kutlu elçilerden biri Hz. Nuh’tur. Hz. Nuh’un hayatı, kıssası ve Kur’an’daki yeri ise merak konusudur.

Hz. Nuh’un Hayatı, Kıssası ve Kur’an’daki Yeri

İslam kaynaklarına göre bütün insanlara gönderilen ilk büyük resullerden kabul edilen Hz. Nuh, putperestliğe yönelen kavmini Allah'a kulluğa çağırmış, uzun yıllar süren tebliğ mücadelesi vermiş ve tufan hadisesiyle anılmıştır. Kur'an'ı Kerim'de geniş yer tutan bu kıssa iman, sabır ve ilahî uyarı bakımından önemli dersler içerir. Bu nedenle Hz. Nuh'un hayatı, kıssası ve Kur'an'daki yeri en çok araştırılan konuların başında gelmektedir.

Hz. Nuh Kimdir?

Hz. Nuh İslam inancında ülü'l-azm peygamberler arasında sayılan, sabrı ve uzun tebliğ süreciyle öne çıkan büyük peygamberlerden biridir. Kur'an-ı Kerim'de onun hakkında geniş bilgi verilir ve adı yirmi sekiz surede geçer. Ayrıca Kur'an'ın yetmiş birinci suresi Nuh suresidir.

Hz. Nuh kavmini putperestlikten uzaklaştırmak ve yeniden tevhid inancına döndürmek için gönderilmiştir. Nuh suresinde geçen"Biz Nûh'u, "Kendilerine can yakıcı bir azap gelmeden önce halkını uyar" diyerek kavmine gönderdik." (Nuh, 1) ayeti onun doğrudan ilahî bir görevle gönderildiğini açıkça ortaya koyar. Kavminin putlara yöneldiği, Hz. Nuh'un ise bu sapmayı düzeltmek için görevlendirildiği vurgulanır.

Hz. Nuh'un öne çıkan yönleri sabır, kararlılık, ihlas ve teslimiyet olarak sıralanır. Kur'an-ı Kerim'de o her çağdaki inananlar için ibret vesilesi olarak anlatılır. Nuh suresi baştan sona onun tevhid mücadelesini konu edinir.

Hz. Nuh'un Hayatı

Kur'an-ı Kerim'de Hz. Nuh'un peygamber olarak görevlendirildikten sonraki dönemi anlatılır. Hz. Nuh uzun yıllar boyunca kavmini Allah'a kulluğa çağırmıştır. Ankebut suresi 14. ayette; "Vaktiyle biz Nuh'u kendi kavmine resul olarak göndermiştik. Nûh, bin yıldan elli yıl daha az bir süreyle onların arasında kaldı. Sonunda zulümlerini sürdürürlerken onları tufan yakaladı." buyrulmuştur.

Bu ayet onun 950 yıl boyunca kavmi içinde kaldığını bildirir. Bu sürenin bütün ömrü mü yoksa tufana kadar geçen tebliğ süreci mi olduğu konusunda farklı yorumlar olmakla birlikte, asıl vurgu onun olağanüstü sabrı ve kararlı daveti olduğudur.

Hz. Nuh'un tebliğ yöntemi Kur'an'da özel olarak anlatılır. O kendisini küçümseyen, yalanlayan ve tehdit eden kavmine yalnızca gündüz değil, gece de seslenmiş bazen açıkça, bazen gizli şekilde öğüt vermiştir. Nuh suresi 5 ila 9. ayetlerde bu ısrarlı davet ayrıntılı biçimde anlatılır. Kavmi inkârda ısrar edince Allah Teâlâ Hz. Nuh'a bir gemi yapmasını emretmiştir. Kur'an'da geminin yapımı özellikle Hud suresi 36 ila 40. ayetler çerçevesinde anlatılır. Kavmi bu süreçte de onunla alay etmiş, ancak ilahî emir gerçekleştiğinde gemi, müminler için kurtuluş vesilesi olmuştur. Tufan başladığında, inkâr edenler sular altında kalmış, Hz. Nuh ve beraberindeki müminler ise kurtarılmıştır. Kur'an'da bu hadise için; "Fakat biz Nûh'u ve gemidekileri kurtardık ve bunu bütün insanlık için bir ibret yaptık." buyrulur.

Hz. Nuh'un hayatı, sabırdan kurtuluşa uzanan ilahi bir ders niteliği taşır.

Hz. Nuh'un Kıssaları ve Kur'an'ı Kerim'deki Yeri

Hz. Nuh hakkında Kur'an'da yirmi sekiz surede bilgi yer alır ve onun kıssası ibret amacıyla tekrar edilir. Bu kıssa yalnızca bir topluluğun helak oluşunu anlatmaz, aynı zamanda tevhid çağrısının özünü, inkârın sonuçlarını, sabrın değerini ve ilahi adaletin tecellisini ortaya koyar.

İlk kıssa kavmine gönderilişi ve tevhid çağrısıdır. Bu safha özellikle Nuh suresi 1 ila 20. ayetler, Hud suresi 25 ila 34. ayetler, Mü'minun suresi 23 ila 30. ayetler ve Şuarâ suresi 105 ila 122. ayetlerde yer alır.

İkinci kıssa, kavminin direnişi ve putperestlikte ısrarıdır. Bu mesele Nuh suresinde şöyle geçer; "İnsanlara dediler ki: Sakın ilâhlarınızı bırakmayın; hele Ved'den, Suvâ'dan, Yegūs'tan, Yeûk'tan ve Nesr'den asla vazgeçmeyin!" (Nuh/23). Ayette geçen isimler başlangıçta iyi kimselere ait olup daha sonra heykelleştirilip tapınma nesnesine dönüşmüş ve kavim bu putlara tapmaktan vazgeçmemiştir. Bu da sapmanın çoğu zaman bir anda değil, zamanla kutsallaştırma ve yanlış bağlılıkla oluştuğunu gösterir.

Üçüncü ana kıssa, gemi yapımı ve tufan hadisesidir. Bu olay özellikle Hud suresi 36 ila 49. ayetler, Kamer suresi 9 ila 16. ayetler, Mü'minun suresi 27 ila 29. ayetler ve Şuarâ suresi 119 ila 122 ayetlerde yer alır. Hud suresinde Allah'ın vahyiyle geminin yapıldığı, gemiye her canlıdan çiftler ve iman edenlerin alındığı anlatılır. Kamer suresinde ise tufanın dehşeti daha yoğun bir anlatımla verilir. Bu kıssa Allah'ın emrine teslim olanların kurtuluşunu, gerçeğe direnenlerin ise sonunu açık biçimde ortaya koyar.

Dördüncü kıssa, Hz. Nuh'un oğluyla ilgilidir. Hud suresi 42 ila 46. ayetlerde tufan sırasında Hz. Nuh'un oğlunu gemiye çağırdığı, oğlunun ise dağa sığınacağını söyleyerek bu çağrıyı reddettiği anlatılır. Sonunda o da sular arasında kalır. Bu iman bağının kan bağından üstün olduğunu gösteren en çarpıcı örneklerdendir.

Beşinci kıssa, Hz. Nuh'un duası ve kavmi hakkında hükmün kesinleşmesidir. Nuh suresi 26 ila 28. ayetlerde Hz. Nuh'un artık inkârcılar arasından iman eden çıkmayacağını öğrendikten sonra yaptığı dua yer alır. Nuh suresi 27. ayette bu duanın gelecek nesillerin kurtuluşu için yapıldığı vurgulanır. Bu kıssa peygamberlerin bedduasının bile şahsî değil, toplum yararına yönelik olduğunun göstergesidir.