Semavi Din Ne Demek, Kaç Tane Var?

Tarih boyunca farklı inanç sistemleri ortaya çıkmış, hak ile bâtıl arasındaki ayrım din anlayışının merkezinde yer almıştır. Vahye dayanmayan yolların karşısında ilâhî kaynaklı inanç öne çıkar. Bu çerçevede semavi din ne demek, kaç tane var sorusu önem kazanır.

Semavi Din Ne Demek, Kaç Tane Var?

İnsan yaratılışından itibaren pek çok farklı nedenden ötürü inanma ve bağlanma ihtiyacı taşıyan bir varlık olagelmiştir. Bu ihtiyaca karşılık veren din ise bireye anlam, topluma düzen, ahlâka ölçü kazandıran ilâhî bir rehberlik olarak öne çıkmıştır. İnanç sistemleri genel olarak ilâhî ve beşerî olarak ele alınır. Yani bunlardan bazıları insanlar tarafından ortaya atılmıştır. Semavi din ne demek, kaç tane var sorusu da bu ayrımın temel başlıklarından biri olmuştur.

Semavi Din Nedir?

Günlük kullanımda "göğe ait" veya "gökten gelen" anlamlarını taşıyan "semavi" sözcüğü, dinî kullanımda vahiy yoluyla Allah tarafından peygamberlere bildirilen ilâhi kaynaklı dini anlatmak için kullanılır. Bu sebeple "semavi din" denildiğinde kaynağı vahiy, taşıyıcısı peygamber, temel çağrısı ise tevhid olan dinler anlaşılır.

Kur'ân-ı Kerîm'de insanlığın başıboş bırakılmadığı, Allah'ın tarih boyunca insanlara peygamberler ve kitaplar gönderdiği açıkça bildirilir. Bu çerçevede Bakara suresinin 213. ayeti karşımıza çıkar:

"İnsanlar bir tek ümmet idi. Sonra Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberleri gönderdi; onlar aracılığı ile anlaşmazlığa düştükleri konularda insanlar arasında hüküm vermek için gerçeği içeren kitabı indirdi..." (Bakara, 2/213).

Bu ayet dinin yalnızca bireysel bir inanç değil; toplumsal düzen, adalet ve doğru ölçü için gönderilmiş bir rehber olduğunu gösterir. Buradan ilâhî dinlerin insanlık tarihindeki sürekliliğini anlamak mümkündür.

İslami açıdan bakıldığında bütün peygamberlerin tebliğ ettiği hak dinin özü aynıdır; Allah'ın birliğine iman etmek, O'na kulluk etmek ve O'nun koyduğu ölçülere göre yaşamaktır. Kur'ân'da bu hakikate işaretle; "Kuşkusuz Allah katında din İslâm'dır..." (Âl-i İmrân, 3/19) buyurulur. Buradaki "İslâm" kavramı Allah'a teslimiyet esasını taşıyan ve peygamberler tarafından yapılan bütün çağrının ortak özüne karşılık gelir. Bu sebeple İslâm âlimleri, Hz. Âdem'den Hz. Muhammed'e kadar gelen bütün peygamberlerin tevhid çağrısının aynı kaynağa dayandığını ifade eder.

Semavi dinlerin özellikleri şu şekilde özetlenebilir:

  • İlâhî kaynaklıdırlar. Kurucuları insan değil, Allah'tır; peygamberler tebliğ edicidir.
  • Vahye dayanırlar. İnanç, ibadet ve ahlâk ilkeleri peygamberlere bildirilen ilâhî mesajla şekillenir.
  • Tevhid esası taşırlar. Asıllarında Allah'ın birliğine çağrı bulunur. İslâm'a göre bütün peygamberlerin ortak daveti budur.
  • Kutsal kitapla ilişkilidirler. Tevrat, İncil ve Kur'an bu çerçevede anılır.
  • Ahlâk ve toplum düzeni kurarlar. Din yalnızca bireysel vicdan alanı değildir. Adalet, merhamet, sorumluluk ve hukuk düzeni için de rehberlik eder.
  • Peygamberliğe bağlıdırlar. Allah'ın seçtiği elçiler, vahyi insanlara ulaştırır.
  • İslâm'a göre son vahiy olarak Kur'an, önceki vahiyleri doğrulayan ve tamamlayan ölçü kabul edilir.

Kaç Semavi Din Var?

Günümüzde üç semavi din bulunduğu kabul edilir: Yahudilik, Hristiyanlık ve İslâm. Bunun sebebi bu üç dinin vahiy ve kitapla ilişkilendirilmiş olmasıdır. İslami literatürde daha geniş bir çerçevede Allah'ın tarih boyunca çok sayıda peygamber gönderdiği ve her topluma uyarıcılar ulaştırdığı kabul edilir. Ancak bu üç dinin vahiy yoluyla gönderilmiş kutsal kitapları bulunduğu için "semavi" adını alırlar.

Yahudilik Hz. Musa'ya indirilen Tevrat'la; Hristiyanlık, Hz. İsa'ya verilen İncil'le; İslâm ise Hz. Muhammed'e indirilen Kur'ân-ı Kerîm'le ilişkilendirilir. Ancak İslâm'a göre önceki kitapların asılları ilâhi olmakla birlikte, tarih içinde bazı kısımlarının değiştirildiği veya asli mesajın tam korunamadığı açıktır. Buna karşılık Kur'an için "Kesin olarak bilesiniz ki bu kitabı kuşkusuz biz indirdik ve onu mutlaka koruyan da yine biziz." (Hicr, 15/9) buyurularak son vahyin ilâhî koruma altında olduğu bildirilir. Bu ayet İslâm'ın neden son ve korunmuş vahiy olarak öne çıktığını açıkça ortaya koyar.

İslâm, önceki peygamberleri ve onların asli tebliğini reddetmez, aksine onları iman esaslarının parçası sayar. Bu nedenle Müslüman, Hz. Musa'yı ve Hz. İsa'yı da peygamber olarak kabul eder. Fakat İslâm'a göre son ve bağlayıcı vahiy Hz. Muhammed'e indirilen Kur'an'dır. Bu yaklaşım, semavi dinler meselesini yalnızca tarihî bir sınıflandırma olmaktan çıkarır, aynı zamanda vahyin sürekliliği ve tamamlanması anlayışına bağlar.