Zariyat Suresi Meali, Okunuşu, Arapça Yazılışı ve Türkçe Anlamı

Kur’an-ı Kerim’de yer alan sureler inanç, ahlak ve hayat düzeni bakımından derin anlamlar taşır. Bu sureler insanın hem dünya hayatını hem de ahiret sorumluluğunu hatırlatan güçlü mesajlar içerir. Zariyat suresi ise iman, ahiret, ilahi kudret ve insanın yaratılış amacı gibi konuları merkezine alarak bilinçli bir kulluk anlayışı geliştirmesine katkı sağlar. Bu nedenle Zariyat suresi meali, okunuşu, Arapça yazılışı ve Türkçe anlamı üzerine odaklanmak faydalı olacaktır.

Zariyat Suresi Meali, Okunuşu, Arapça Yazılışı ve Türkçe Anlamı

Zariyat Suresi iman, hesap günü, ilahi güç ve Müslümanlığın gereği olan kul olma sorumluluğu gibi İslam dininin temel konularını ele alan sureler arasında yer alır. Surenin ayetlerinde evrendeki düzene, geçmiş toplumların ibretlik durumlarına ve Allah'ın birliğine dikkat çekilir. Bu kapsamlı içerik Zariyat suresi meali, okunuşu, Arapça yazılışı ve Türkçe anlamı üzerinden inananlar tarafından daha iyi anlaşılmaktadır.

Zariyat Suresi Arapça Yazılışı

(1. sayfa)

(2. sayfa)

(3. sayfa)

(4. sayfa)

Zariyat Suresi Meali

Rahmân ve Rahîm olan Allah´ın adıyla

Tozutup savuranlara, ağırlık taşıyanlara, kolaylıkla akanlara, iş bölüştürenlere andolsun ki, size vaad olunan şey elbette doğrudur. Hesap ve ceza mutlaka gerçekleşecektir. ﴾1-6﴿

Yollara (yıldızların dolaştığı yörüngelere) sahip göğe andolsun ki, muhakkak siz, (peygamber hakkında) çelişkili sözler söylüyorsunuz. ﴾7-8﴿

Ondan (Peygamber'den) çevrilen çevrilir. ﴾9﴿

Cehalet içinde gaflete dalmış olan (ve "Muhammed şairdir, delidir" diyen) yalancılar kahrolsun! ﴾10-11﴿

"Ceza günü ne zaman?" diye sorarlar. ﴾12﴿

Ateş üzerinde azaba uğratılacakları gün (görevli melekler onlara şöyle der): "Azabınızı tadın! İşte acele isteyip durduğunuz şey budur." ﴾13-14﴿

Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiği şeyleri alarak cennetlerde ve pınar başlarında bulunurlar. Şüphesiz onlar bundan önce iyilik yapan kimselerdi. ﴾15-16﴿

Geceleri pek az uyurlardı. ﴾17﴿

Seherlerde bağışlama dilerlerdi. ﴾18﴿

Mallarında (yardım) isteyen ve (iffetinden dolayı isteyemeyip) mahrum olanlar için bir hak vardır. ﴾19﴿

Kesin olarak inananlar için yeryüzünde ve kendi nefislerinizde birçok alametler vardır. Hâlâ görmüyor musunuz? ﴾20-21﴿

Gökte rızkınız ve size vaad olunan şeyler vardır. ﴾22﴿

Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki o (size vadolunanlar), sizin konuşmanız gibi gerçektir. ﴾23﴿

(Ey Muhammed!) İbrahim'in ağırlanan misafirlerinin haberi sana geldi mi? ﴾24﴿

Hani onlar, İbrahim'in yanına varmışlar ve "Selâm olsun sana!" demişlerdi. O da "Size de selâm olsun." demiş, "Bunlar tanınmamış (yabancı) kimseler" (diye düşünmüştü). ﴾25﴿

Hissettirmeden ailesinin yanına gidip, (pişirilmiş) semiz bir buzağı getirdi. ﴾26﴿

Onu önlerine koydu. "Yemez misiniz?" dedi. ﴾27﴿

(Yemediklerini görünce) onlardan İbrahim'in içine bir korku düştü. Onlar, "korkma" dediler ve onu bilgin bir oğul ile müjdelediler. ﴾28﴿

Bunun üzerine karısı bir çığlık kopararak yönelip elini yüzüne vurdu. "Ben kısır bir kocakarıyım (nasıl çocuğum olabilir?)" dedi. ﴾29﴿

Onlar dediler ki: "Rabbin böyle buyurdu. Şüphesiz O, hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir." ﴾30﴿

İbrahim onlara: "O halde asıl işiniz nedir ey elçiler?" dedi. ﴾31﴿

Onlar şöyle dediler: "Biz suçlu bir kavme (Lût'un kavmine), üzerlerine çamurdan, pişirilmiş ve Rabbinin katında haddi aşanlar için belirlenmiş taşlar yağdırmak için gönderildik." ﴾32-34﴿

Orada (Lût'un yöresinde) bulunan mü'minleri çıkardık. ﴾35﴿

Zâten orada bir ev halkindan baska müslüman bulamadik. ﴾36﴿

Orada, elem dolu azapdan korkacaklar için bir ibret bıraktık. ﴾37﴿

Mûsâ kıssasında da ibret vardır. Hani biz onu açık bir delil ile Firavun'a göndermiştik. ﴾38﴿

O ise kuvvetine güvenerek yüz çevirdi ve "Bu bir büyücü veya delidir" dedi. ﴾39﴿

Bunun üzerine biz de kendisini ve ordularını yakalayıp denize attık. O ise (pişman olmuş), kendini kınıyordu. ﴾40﴿

Ad kavminde de ibretler vardır. Hani onların üzerine köklerini kesen rüzgarı göndermiştik. ﴾41﴿

Üzerine uğradığı hiçbir şeyi bırakmıyor, mutlaka onu kül ediyordu. ﴾42﴿

Semûd kavminde de ibretler vardır. Hani onlara, "Bir süreye kadar faydalanın bakalım" denmişti ﴾43﴿

Derken Rablerinin emrinden uzaklaşıp azmışlardı. Bu yüzden bakınıp dururken kendilerini yıldırım çarpıvermişti. ﴾44﴿

Artık, ne yerlerinden kalkmaya güçleri yetti ne de başkasından yardım görebildiler. ﴾45﴿

Bunlardan önce de Nûh kavmini helak etmiştik. Çünkü onlar fâsık bir toplum idiler. ﴾46﴿

Göğü kudretimizle biz kurduk ve şüphesiz bizim (her şeye) gücümüz yeter. ﴾47﴿

Yeri de biz döşedik. Biz ne güzel döşeyiciyiz. ﴾48﴿

Düşünüp ibret alasınız diye her şeyden (erkekli dişili) iki eş yarattık. ﴾49﴿

O halde Allah'a koşun. Şüphesiz ben, size O'nun katından gönderilmiş açık bir uyarıcıyım. ﴾50﴿

Allah ile beraber başka bir ilah edinmeyin. Gerçekten ben, size, Allah tarafından gönderilmiş açık bir uyarıcıyım. ﴾51﴿

İşte böyle! Onlardan öncekilere hiçbir peygamber gelmemişti ki,"O bir büyücüdür" yahut "bir delidir" demiş olmasınlar. ﴾52﴿

Onlar bunu birbirlerine tavsiye mi ettiler (ki hep aynı şeyleri söylüyorlar)? Hayır, onlar azgın bir topluluktur. ﴾53﴿

Onun için, onlardan yüz çevir. Artık kınanacak değilsin. ﴾54﴿

Sen yine de öğüt ver. Çünkü öğüt mü'minlere fayda verir. ﴾55﴿

Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım. ﴾56﴿

Ben, onlardan bir rızık istemiyorum. Bana yedirmelerini de istemiyorum. ﴾57﴿

Şüphesiz Allah rızık verendir, güçlüdür, çok kuvvetlidir. ﴾58﴿

Şüphesiz zulmedenler için (önceki müşrik) arkadaşlarının azap payı gibi payları vardır. Artık azabımı acele istemesinler. ﴾59﴿

Uyarıldıkları günlerinden dolayı vay o inkar edenlerin haline! ﴾60﴿

Zariyat Suresinin Konusu

Kur'an-ı Kerim'in 51. suresi olan Zariyat suresi 60 ayetten oluşmaktadır ve 26. cüzde yer alır. Mekke döneminde indirildiği kabul edilen sure, iniş sırasına göre 67. sıradadır. Bu sure adını ilk ayetinde geçen ve "savuran rüzgârlar" anlamına gelen "zâriyât" kelimesinden alır.


Sure genel olarak iman esaslarını pekiştirmeyi, insanın yaratılış amacını hatırlatmayı ve ahiret gerçeğini güçlü örneklerle açıklar. Ayetlerde evrendeki düzen, rüzgârlar, bulutlar ve gök cisimleri gibi varlıklar üzerinden Allah'ın sınırsız kudreti vurgulanır. Bu unsurlar, insanın çevresine bakarak düşünmesi ve yaratılış üzerindeki ilahi dengeyi fark etmesi için birer işaret olarak sunulur.


Zariyat Suresi'nde Hz. Muhammed'den önceki peygamberlerin kavimleriyle yaşadıkları olaylara da yer verilir. Hz. İbrahim'in misafirleriyle olan kıssası, Hz. Musa'nın Firavun ile mücadelesi ve helak edilen toplumların durumu örnek olarak aktarılır. Bu anlatımlar inkârın ve zulmün sonuçlarını açık bir şekilde ortaya koyarken iman edenlerin ise ilahi yardım ve koruma altında olduğu mesajını verir.


Surenin ana konularından biri de ahiret inancıdır. Dirilişin kesin olduğu, insanların yaptıklarından hesaba çekileceği ve herkesin karşılığını mutlaka göreceği vurgulanır. Dünya hayatının geçici olduğu hatırlatılarak insanın asıl sorumluluğunun ahiret için hazırlık yapmak olduğu belirtilir. Bu yönüyle Zariyat suresinin hem uyarıcı hem de yol gösterici bir üsluba sahip olduğu görülür.


Zariyat Suresinin Açıklaması

Zariyat Suresi'nin ilk ayetlerinde yer alan rüzgârlar, bulutlar ve gök cisimleri üzerine yemin edilerek anlatıma başlanır. Bu yeminler bildirilen gerçeklerin kesinliğini pekiştirmek amacı taşır. Ardından insanların vaat edilen hesap gününden şüphe duymalarının yersiz olduğu ifade edilir.


Devam eden ayetlerde insanların farklı tutumları ele alınır. İnanan ve inkâr edenlerin davranışları karşılaştırılır. İnkâr edenlerin gerçeğe sırt çevirmelerinin sebepleri açıklanır. Bu bölümde insanın çoğu zaman dünya hayatına kapılarak asıl sorumluluğunu unuttuğu hatırlatılır.


Hz. İbrahim kıssasının anlatıldığı ayetlerde onun misafirlerine karşı gösterdiği misafirperverlik ve ardından gelen müjde dikkat çekicidir. Bu olay inananlara hem ahlaki bir örnek sunar hem de Allah'ın dilediğine dilediği şekilde lütuf verdiğini gösterir. Aynı kıssa içerisinde inkâr eden toplumların başına gelenler de hatırlatılarak ibret alınması istenir.


Hz. Musa ve Firavun örneğiyle gücüne güvenen zalimlerin sonunun hüsran olduğu açıkça ortaya konur. Zira Firavunun kibri ve inkârı onun helakiyle sonuçlanmıştır. Bu anlatım her dönemde geçerli olan bir ilkeyi vurgular; zulüm kalıcı değildir ve ilahi adalet mutlaka tecelli eder.


Surenin ilerleyen ayetlerinde insanın ve cinlerin yaratılış amacının Allah'a kulluk olduğu açık bir ifadeyle belirtilir. Rızkın yalnızca Allah tarafından verildiği, insanların birbirine rızık verme gücüne sahip olmadığı anlatılır. Bu vurgu insanın hem tevekkül etmesini hem de sorumluluk bilinciyle hareket etmesini öğütler.

Zariyat Suresinin Faziletleri

Zariyat Suresi iman esaslarını hatırlatması ve ahiret bilincini güçlendirmesi bakımından önemli faziletlere sahiptir. Sureyi okumak ve surenin anlamı üzerinde düşünmek insanın dünya hayatına aşırı bağlanmasını engeller ve daha dengeli bir bakış açısı kazanmasını sağlar.


Bu sure Allah'ın kudretini ve yaratılış düzenini sıkça vurguladığı için tefekkür bilincini artırır. Okuyan kişiye evrendeki her şeyin belirli bir ölçü ve amaç doğrultusunda yaratıldığı gerçeğini hatırlatır. Aynı zamanda geçmişte yaşamış toplumların akıbetlerini günümüz Müslümanlarının gözleri önüne sererek doğru yolda kalmanın önemini pekiştirir.


Zariyat Suresi'nin düzenli olarak okunmasının inanan kişinin imanını tazelemesine ve ahlaki duyarlılığını güçlendirmesine katkı sağladığı açıktır. İçerdiği uyarılar ve müjdeler sayesinde hem korku hem de umut dengesi kurularak bilinçli bir inanç hayatı sürdürülmesine yardımcı olur. Bu yönleriyle Zariyat Suresi Kur'an-ı Kerim'in derin mesajlarını yansıtan surelerden biri olarak öne çıkar.