Her gün milyonlarca insanın farkında bile olmadan yaptığı bu basit alışkanlık, uzun ve sağlıklı bir yaşamın anahtarı olabilir. Üstelik sadece birkaç dakikanızı alıyor. Yeni bir araştırma, düzenli olarak uygulandığında ölüm riskini ciddi oranda azalttığını ortaya koydu. Bilim insanları, bu şaşırtıcı bulgunun özellikle kalp hastalıklarına karşı koruyucu etkisine dikkat çekiyor. Peki bu küçük ama güçlü rutin nedir? İşte detaylar…
Amerika Birleşik Devletleri'nde Tufts Üniversitesi tarafından yürütülen kapsamlı bir araştırma, her gün düzenli olarak 1 ila 2 fincan kafeinli siyah kahve tüketmenin, özellikle kalp-damar hastalıklarından kaynaklanan ölüm riskini önemli ölçüde azalttığını ortaya koydu.
20 yıl boyunca 46 bin yetişkinin sağlık verilerinin incelendiği çalışmada, günde bir fincan kahve içen bireylerde ölüm riskinin %16 oranında daha düşük olduğu görüldü. Bu oran, iki ila üç fincan tüketimde daha da artarken, üç fincandan sonra faydaların sabitlendiği belirtildi.
Araştırmacılar, kahvenin sağlık üzerindeki olumlu etkilerinin, içeriğindeki biyoaktif bileşiklerle ilişkili olabileceğini ifade etti. Özellikle antioksidanlar, polifenoller ve antiinflamatuar özelliklere sahip maddelerin, kardiyovasküler sistem üzerinde koruyucu etkiler oluşturabileceği düşünülüyor.
Tulane ekibinin yürüttüğü araştırmada da sabah saatlerinde kahve içen bireylerin, kalp-damar hastalıklarına bağlı ölüm oranlarının daha düşük olduğu belirlenmişti. Bu bulgular, kahvenin özellikle sabah saatlerinde içildiğinde metabolizmayı destekleyici ve damar sağlığını koruyucu bir etkisi olabileceğine işaret ediyor.
Uzmanlar, bu sonuçların kahvenin bilinçli ve dengeli tüketimiyle sağlık açısından destekleyici bir alışkanlık haline gelebileceğini söylüyor. Ancak kahvenin içine fazla miktarda şeker, krema ya da doymuş yağ eklenmesinin, bu faydaları büyük ölçüde ortadan kaldırabileceği uyarısında bulunuyorlar.
Bu nedenle sade ya da az katkılı kahve tüketiminin, kalp sağlığı başta olmak üzere genel sağlık açısından daha güvenli bir tercih olduğu belirtiliyor. Beslenme ve halk sağlığı alanında çalışan uzmanlar, bu bulguların mevcut beslenme rehberleriyle de uyumlu olduğunu belirtiyor.