Her insanın kalbinde kapanmayan bazı defterler vardır. Bazen küçük gibi görünen bir söz, bazen de büyük bir ihanet, zihnimizde kendini var etmeye devam eder. Biz gündelik hayatımıza devam eder gibi görünürüz ama bilinçaltı orada bir 'hesap' tutmaya devam eder. İlişkilerde de böyle olur. O an konuşulmamış, üstü örtülmüş ya da özrü tam alınmamış konular, yıllar sonra bile canlılığını korur.
Yeni bir tartışma çıktığında, geçmişteki o yaralar gün yüzüne çıkar. Çünkü beynimiz aslında şunu söyler: "Sen bugün bana haksızlık ediyorsun, ama bu ilk değil. Geçmişte de yapmıştın." Burada mesele bugünkü kavga değil; aslında kökeni geçmişte çözülememiş, kapanmamış yaralardır.
Geçmişin defterlerini her tartışmada öne sürmenin en büyük zararı, ilişkiyi yavaş yavaş tüketmesidir. İnsanlar şunu hisseder: 'Ne yaparsam yapayım, geçmişteki hatam hep önüme gelecek. Affedilmeyeceğim. Yeni bir sayfa açamayacağım.' Bu duygu, ilişkide güveni zedeler. Çünkü güven sadece 'bana ihanet etmez' anlamına gelmez; 'beni geçmişimle yargılamaz, bana yeniden şans verir' anlamına da gelir. Bir diğer zarar ise yorgunluk...
Düşünün, yıllar önce yaşanmış bir olay hala masadaysa, iki taraf da sürekli aynı filmi izliyormuş gibi hisseder. Çiftler 'Yine aynı konuya geldik' diyerek umutsuzluğa kapılır. Oysa ilişki dediğimiz şey, insanın kendini yanında huzurlu hissetmesi gereken bir yol arkadaşlığıdır. Sürekli eski defterlerin açıldığı yerde huzur kalmaz.
GÜÇ GÖSTERİSİ: Bazı kişiler geçmişi açarak tartışmada üstünlük sağlamaya çalışır. 'Sen bana zamanında şunu yapmıştın, o yüzden şimdi sus' demek ister.
İHTİYAÇ DUYULAN ÖZRÜN ALINMAMASI: Olay zamanında tam anlamıyla konuşulmamış, samimi bir özür gelmemiştir. Bu yüzden konu kapanmamış, içte kalmıştır.
KENDİ KIRILGANLIĞINI İFADE EDEMEMEK: Bazen insanlar duygularını açıkça söylemek yerine eski defterleri açar. 'Ben kırıldım' demek yerine 'Sen hep böylesin, yıllar önce de böyleydin' diyerek duygusunu dolaylı ifade eder.
HİÇBİRİMİZ KUSURSUZ DEĞİLİZ
Taraflardan biri kendini 'hafıza kaydedici' gibi görür. Hep o hatırlatır, hep o eskiyi açar. Başta bu, 'Ben unutmam, güçlü biriyim' gibi hissedilebilir. Ama zamanla şuna dönüşür: 'Ben affedemeyenim, ben ilişkiye yük bindirenim.' Halbuki sağlıklı olan, geçmişi hafızada tutmak değil, dersini alıp rafa kaldırmaktır. Burada bir parantez açalım: Affetmek, yaşanmışı silmek ya da yok saymak değildir.
İlişkilerde sürekli geçmişin defterlerini açmak, bir evin ortasında sürekli çöp biriktirmeye benzer. Bir süre sonra ne kadar güzel mobilyanız olursa olsun, o evde kokudan oturulmaz.
Geçmişin defterlerini kapatmak demek, 'Bitti, hiç olmadı' demek değil; 'Oldu, ama artık buradan yürümek istiyorum' demektir. Unutmayın, hiçbirimiz kusursuz değiliz.
Hepimizin kırdığı, yanlış yaptığı anlar var. Eğer sürekli geçmişi gündeme getirirsek, kimseye yeni bir şans veremeyiz. Oysa ilişkilerin en büyük güzelliği, birbirimize tekrar tekrar şans verebilmemizdir.
SAMİMİ ÖZÜR VE KABUL: Geçmişi kapatmanın tek yolu, iki tarafın da sorumluluk almasıdır. Eğer hatalıysanız, özrünüzü samimi verin. Özür, 'haklısın, yaptım ve seni incittim' cümlesiyle başlar. Karşınızdakinin özrünü kabul etmek de aynı derecede önemlidir.
GEREKSİZ YÜKLERİ BIRAKMAK: Her şey hatırlanmalı mı? Hayır. İnsanın zihninde binlerce küçük kırgınlık olabilir. Hepsini tek tek tartışmaya taşımak, ilişkide çöplük biriktirmektir. Kendinize şu soruyu sorun: 'Bu olay hala hayatımı etkiliyor mu?' Cevap hayırsa, bırakın gitsin.
BUGÜNE ODAKLANMAK: Sağlıklı ilişkiler 'bugün' üzerine kurulur. Geçmiş, ders almak içindir; önümüze sürekli engel koymak için değil. Partnerinize sık sık 'Bugün için ne yapabiliriz, ilişkimizde nasıl daha iyi hissederiz?' diye sorun.
Tartışma sırasında hatırladığınız eski bir konuyu yeniden açmak yerine, o anki duygunuzu paylaşın. Örneğin, 'Sen geçen sefer de böyle yapmıştın' demek yerine 'Şimdi kendimi değersiz hissediyorum' demek hem daha doğru hem de karşı tarafı savunmaya itmeyen bir yoldur.
GEÇMİŞ DEFTERİ KAVGADA AÇMAYIN
İnsanların en sık yaptığı hata, kavganın ortasında geçmişi gündeme getirmektir. Oysa sakin bir zamanda, karşılıklı anlayışla konuşulan eski meseleler çok daha kolay çözümlenir.
BİR DEFA KONUŞUN, SONRA KAPATIN
Aynı olayı defalarca masaya yatırmak, çözümden çok yorgunluk getirir. O yüzden gerçekten önemli bir konuysa bir kere detaylı konuşun, sonra rafa kaldırın.